Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Abbas” isimli şiiri akşamları yemeği içmeyi sevenler için tam bir “klasik” halini almıştır artık.

Millet çoğunlukla ve büyük bir yanılgıyla Beşiktaş’taki “Meyhaneci Abbas’a” hitaben yazıldığını sanır oysa, gerçek tamamen başka ve gizil anlamlar barındırmaktadır.

 

Bunun yaşananla hiçbir ilgisinin olmadığını ünlü şair 30 Temmuz 1944 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan “Abbas” isimli hikayesinde anlatmıştır zaten.

 

Şiire ilham veren “Abbas”, şairin Erzincan’da subay olarak askerlik yaptığı dönemde emir erliğini yapan “Abbasoğlu Abbas’tır” ancak, o da metnin içindeki gizemi açıklamaya yetmez çünkü, satır aralarında  bir de hikaye saklıdır.

 

Şair, çocukluğunda ninesinden dinlediği bir hikayeden beslenmiştir aslında.

 

“Ziya’ya Mektuplar” isimli kitabında şöyle anlatır durumu Cahit Sıtkı Tarancı:

 

“Çocukluğumda dinlediğim bir masalda bedbaht bir şehzade, adamın bu haline acıyan ak sakallı bir ihtiyarla yani, Hızır Aleyhisselam’la karşılaşır.

 

Sonuçta Hızır şehzadeye bir saadet parolası verir ve ona der ki:

 

“Canın sıkıldığı zaman “Abbas” diye sesleniver; derhal karşına gaipten bir harem ağası çıkar, sofranı kurar, sevgilini getirir ve geçmiş günleri yeniden yaşatır sana!

 

Şehzade bir masalın içinde, bu parolayla yaşar gider böylece.”

 

Burada “Abbas”, hayatı boyunca pek çok sıkıntı çeken insanoğlunun darda kaldığı vakit sık sık başvurduğu “hayali” temsil etmektedir.

 

Şiiri ona göre okumalı aslında.

 

Peki, şairin emir eri Abbasoğlu Abbas’ın rolü ne burada?

 

Saf, sadık, dürüst bir Anadolu delikanlısı olan Abbas, Hızır Aleyhisselam’la benzerlikler gösterir!

 

Bir akşam bir yandan demlenip, bir yandan da karşısına oturttuğu Abbas’la sohbet eden şairin aklına İstanbul’da yaşayan ilk sevgilisi gelir.

 

Tıpkı masaldaki şehzade gibi O’ndan “ilk sevgilisini alıp, kendisine getirmesini” ister!

 

Ertesi gün sabah olduğunda çarşı kıyafetlerini giyen asker, verilen emri yerine getirmek üzere Cahit Sıtkı’nın karşısında topuk selamıyla hazırdır!

 

Oysa, akşam söylediklerini kendisi bile unutmuştur Tarancı.

 

Abbas’ın bu arzuyu yerine getirme azmi ve kararlığından ötürü çok duygulanır.

 

Artık bu ölümsüz şiiri yazma vakti gelmiştir:

 

Haydi Abbas, vakit tamam;

Akşam diyordun işte oldu akşam.

 

Kur bakalım çilingir soframızı;

Dinsin artık kalp ağrısı.

 

Şu ağacın gölgesinde olsun;

Tam kenarında havuzun.

 

Aya haber sal çıksın bu gece;

Görünsün şöyle gönlümce.

Bas kırbacı sihirli seccadeye,

Göster hükmettiğini mesafeye

Ve zamana.

 

Katıp tozu dumana,

Var git,

Böyle ferman etti Cahit,

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş‘tan

Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan