Güzel söz ve etkili söz söyleme sanatı olarak tanımlanabilecek hitabet, aslı Arapçada hatâbe olan sözcükten gelmekte.

Bizde Hitabet olarak dilimize girmiş…

Hitabet, "Hutbe okuma, güzel söz söyleme, vaaz ve nasihat etme" gibi anlamlara gelmekte. Terim olarak "bir topluluğa bir maksadı anlatmak, bir fikri açıklamak, öğüt vermek, bir görüşü benimsetmek, bir eyleme teşvik etmek gibi amaçlarla yapılan güçlü ve etkileyici konuşma yahut güzel konuşma sanatı" anlamında kullanılmakta.

Konuşan kişiye hatîb, yaptığı konuşmaya da hitâbe denmekte.

* * *

En az iki kişi bir araya geldiği andan itibaren iletişim ve etkileşim başlar.

Eğer bu durumda süreci kendi lehimize çevirmemiz gerekiyorsa bazı önemli unsurlara dikkat etmek gerekiyor.

İster arkadaşınızla, ister sevgilinizle yahut müşterinizle isterse oyuna talip olduğunuz seçmeninizle yapılacak iletişimde hitabet önemli bir unsur.

Konuşma yeteneğimiz temel düzeyde kullanıldığında örneğin, su istemek yahut alışveriş sırasında isteğimizi dile getirmek gibi konularda işimizi görebilir.

Ama iş satmaya, ikna etmeye, etkilemeye geldiğinde bu becerinin geliştirilmesi gerektiği mutlak bir gerçek.

CHP'de parti içi demokrasinin yok edildiğini öne sürerek ‘memleket hareketi’ başlatan ve geçtiğimiz hafta içinde CHP’den istifa eden Muharrem İnce’nin CHP içinde öne çıkışının ardında en önde gelen unsurun ‘etkili konuşma’ olduğu açık.

Kuşkusuz bu ‘Etkili konuşma’ tek başına yeterli değil…

Muharrem İnce’nin öne çıkışının biraz da CHP yönetiminin tutarsızlıkları, hataları ve ilkesizliklerinin de bu konuda etkili olduğunu bilmemiz gerekiyor.

* * *

CHP’den istifa eden Muharrem İnce’nin yeni bir parti kurma arifesinde olduğu bu günlerde kamuoyu da merak içinde.

Muharrem İnce yeni kuracağı parti ile başarılı olabilir mi?

Salt etkili söz söyleme yeteneği ile kitleleri ikna edip, önümüzdeki olası seçimlerde seçmenden teveccüh görebilir mi?

Kuşkusuz bu merak edilen bir konu ama seçim başarısı için salt ‘Hitabet’in gücü yadsınamaz ama bunun tek başına yeterli olmadığı, olamayacağının geçmiş siyasi tarihte örneklerini çokça bulmak olası.

1946’dan sonra CHP’den ayrılarak Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ni oluşturan Osman Bölükbaşı’nın çok etkili bir hitabet gücüyle kitleleri meydanlarda toplayıp, coşturmasına karşın bu görüntünün sandıklara yansıyamaması bilinen bir gerçek.

Müthiş enerjisi, hitabet yeteneği, hazır cevaplığı ve nüktedanlığıyla, siyasetin ışığı Osman Bölükbaşı’nın seçimlerde oy alamamasının kuşkusuz başkaca nedenleri vardır.

Genel siyasi durumun yani konjonktüründe bu konudaki etkisini göz önüne almak gerekir hiç kuşkusuz.

* * *

CHP yönetimine "Yüzde 30'u geçerek onların ayarlarını bozdum ben" diyerek yeni parti kurma hazırlığındaki Muharrem İnce’ye soruluyor, ‘Örgütlenme çalışmalarınız nasıl, maddi konularda sıkıntı çekiyor musunuz’ diye…

İnce de, ‘ Mecliste gurubu bulunan partilerin para sıkıntıları yok, devlet de onlara para veriyor, bizimse en büyük gücümüz dilimiz, insanlara doğruları etkili bir biçimde anlatmamız…’

Yani demek istiyor ki İnce, bizim gücümüz ‘Hitabet’…

Salt ‘Hitabet’in yetmeyeceğini, ‘ziyafet’in de önemli olduğunu Muharrem İnce’nin bilmemesini düşünmek yanlış olur!

İşin latifesi olsa da yeni bir siyasi oluşumda ‘para’ önemli bir unsur…

Tamam, ama daha da önemlisi, hiç kuşku yok ki, içten olmak, ilkesel davranmak ve toplum değerleriyle barışık olmak olduğu gerçeği…