ABD ve Sovyetler Birliği ile iki kutuplu bir dünya düzeni vardı.

Dünya bu iki gücün etrafında döndü uzun yıllar.

Bunların arasında yaşanan rekabet, soğuk savaşın sonucunda çıkan icraat ve politikalar yön veriyordu gidişata.

Sovyetler Birliği'nin çöküp dağılmasıyla soğuk savaş sona ererken, ABD etrafında tek kutuplu bir dünya düzeni hakim oldu. En az 20 yıl sürdü bu düzen.

İnternet ile birlikte yaşanan küreselleşme; teknoloji, ekonomi, enerji gibi faktörleri öne çıkardı. Dengeler yeniden belirlendi.

Bu duruma bağlı olarak, ABD'nin gücü zayıfladı ve egemenliği altındaki ülkeler nezdinde ilgisini yitirmeye başladı.

Dünya beş merkezli bir konuma evrildi.

Bunlar; ABD, Çin, AB, Rusya, Hindistan.

Bu beş güç kendi bağımsız yolunu seçiyor.

Avrupa Birliği, hem ABD hem de Çin ile olan ilişkilerini yeniden ele almakta.

Belli konularda birlikte hareket ederken, diğer yandan ise siyasal ve kültürel açılardan kendi tavrını belirlemekte.

Çin ile ticareti sürüyor, politik konularda ise yaklaşımı farklı.

Bunu Avrupa Konseyi'nde de dile getirdiler.

AB, ABD ile olan yakınlığına yeni süreçte mesafe koymayı planlıyor.

Almanya, üretimin merkezi olan Çin ile bağını sıcak tutma isteğinde. Hindistan'a da uzlaşı çağrısı yaptı.

Almanya'nın dönem başkanlığını devralmasıyla, ABD'den uzaklaşılıp, Çin'e yakınlaşılacak gibi duruyor.

Peki ABD ne yapacak ya da ne yapıyor?

Salgın sonrasındaki yeni tutumuyla birlikte, AB'nin Çin ile olan ilişkisini sonlandırma düşüncesinde.

Çin'in de dünya ile olan yollarını kesmek için çeşitli kollardan gayret sarf ediyor.

AB ülkelerini çeşitli konularda zora sokma politikalarını devreye koydu.

Tek bir örnek, Avrupa şehirlerinin Huawei konusunda baskı görmesi. Bu tavrın benzerini farklı alanlarda da sergiliyor.

Tabloya baktığımızda, önümüzdeki sürecin çok farklı yol alacağı görülmekte.

Çin ikinci kutup noktası konumunda yer alıyor. 

Bu değişimin en önemli nedenlerinden biri;

ABD'nin son yıllarını savaşlarla geçirmesi, Çin'in ise üretime, ticarete ağırlık vermesi. Dünya ticaretini ele geçirmesi.

Pandemi sürecinde dünyaya liderlik yapan Çin, şimdi yaralarını sarıyor ve ekonomisini düzeltme hedefleri koyuyor. Kaldığı yerden devam ediyor.

Koronavirüs yüzünden ABD'nin Çin ile olan gerilimi malum.

Bu gerilimde, Rusya ve Hindistan daha bağımsız bir tutum sergiledi.

Bu da değişimin, güç odaklarının yenilendiğinin göstergesi.

Kısacası, uzun yılların Amerikan rüyası sona eriyor.

Güç merkezi batıdan doğuya kayıyor.

Bu konumlanmada Hindistan denge unsuru olacak gibi. Hem ABD, hem de Rusya ile ilişkileri var. ABD ile yazılım ve askeri savunma alanlarında, Rusya ile nükleer santraller konusunda.

Hindistan'ın, 2030 yıllarında nüfus olarak Çin'i de geçmesi öngörülmekte. Bu açıdan da küresel güç rolü kazanacak.

Türkiye, çok kutuplu yeni dünya düzeninde yerini, politikalarını çok iyi belirlemeli.

Hem batıyı hem doğuyu ve de farklı coğrafyaları kapsayan özelliği ve avantajlarıyla ülkemiz, bu dengeler arasında stratejik merkezi konumda önemli bir rol oynayabilir.

Yeni şekil dünyaya nasıl yansır?

Aslına bakarsanız, beş merkezli dünya düzeninde, eskisinden çok daha hassas ve kaotik bir yapı mevcut.

Ülkeler arasında liderlik mücadelesine girip, soğuk savaş yapılmazsa, güçler dengelenerek küresel barış ve istikrar getirir.

İişkilerin anlaşmazlığa, gerginliğe dönüşmesi halinde ise yaşanabilecekleri düşünmek bile ürkütücü!

**********

Günün Sözü

“Ne iyi bir savaş vardır

ne de kötü bir barış.”

B. Franklin