Yüzyıllardır dünyaya verdiğimiz zararlar nedeniyle ve hala yapılmakta olan hatalar sonucu olarak toprak ve su ile birlikte havanın da dengesi bu durumdan zararlı çıkmakta. 
Birleşmiş Milletler ve UNESCO başta olmak üzere ilgili kuruluşların raporlarına göre, dünya ve Türkiye'de artan nüfus, küresel ısınma, kuraklık gibi nedenlerle her geçen yıl suya olan talep artarken, tatlı su kaynakları azalıyor. 
Dünya nüfusunun yüzde 40'ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekiyor.
Sanayi bölgelerinden çıkan sera gazları ile atmosfer büyük oranda zarar görüyor. 
Bunun sonucuyla da havanın ısınması aynı oranda artıyor. 
Dünyada ortalama hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde ölçülüyor.

* * * 

2020’de sıcaklık rekoru kırıldığı belirtiliyor…
Bilim insanları 2020 yılı için bu zamana kadarki en sıcak yıl olduğunu belirtiyorlar.
Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin (NOAA) araştırmasına göre ise 2020 yılı ölçülen yıllar içinde %74,67 olasılıkla en sıcak yıl oldu. 
Guardian de, 2020 yılının ölçümlerin başladığı tarihten itibaren en sıcak yıl olma olasılığını %75 olduğunu duyurmuştu.
Dünya genelinde sıcaklık giderek artıyor ama etkisi her yerde aynı hissedilmiyor.
Son 50 yılda, iklim değişikliği ülkeler arasındaki eşitsizliği de artırdığına yönelik bulgular da var.
Yeni bir araştırmaya göre iklim değişikliği yoksul ülkelerde büyümeyi aşağı çekerken, kimi varsıl ülkelerde ise refah seviyesini artırdı.

* * *
Yani küresel ısınma birçok şeyi değiştiriyor.
Su, hal değiştirir, sürekli hareket halindedir ve bulunduğu bölgelerdeki seviyesi sürekli değişir. 
Ancak miktarı artmaz veya azalmaz... 
“Ol” deyince olduran yaratanın gücü dışında O’nun koyduğu fiziki yasalar dışında volkanik püskürme ve meteorlar tarafından atmosfere eklenen küçük su miktarları dışında Dünya'nın toplam su miktarı değişmez.
Su buharlaşır ve başka mekânlara gider ve yine su olarak dünyaya geri döner.
Bu da doğanın hoyratça kullanıldığı kimi bölgelerde iklim değişikliklerine yol açar.
İklim değişikliğini önlemenin yolu su kaynaklarını iyi yönetmekten geçer.
Onu israf etmeden kullanmaktan geçer…

* * * 
Genel olarak fosil yakıtların yakılması, arazi kullanımının değişmesi, ormansızlaşma ve buna benzer çeşitli insan aktiviteleri sonucunda sera gazları bilineceği üzere artmakta ve sera gazı etkileri kuvvetlenmektedir.
Bu arada nüfus da artmaktadır… 
Atmosferdeki sera gazlarının artması küresel ısınmaya neden olmakta ve bunun sonucunda iklim değişikliği oluşmaktadır. 
Küresel sıcaklıklardaki artışa bağlı olarak döngünün değişmesi, buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi gibi belirli değişimlerin insan yaşamını, sosyoekonomik sektörleri ve çevreyle ilgili sistemleri etkileyecek önemli değişiklikler oluşturması beklenmektedir. 
Bu nedenle toplum ve birey olarak bize de önemli görevler düşmektedir.
Anlamadığınız bir şeyi çözemeyiz. 
Önce bu konularda bilgilenmemiz gerekiyor.
Varsa kendi bahçenize, evinizin çevresine yahut komşularınızla birlikte yerel yönetimlere başvurarak yollara, boş yerlere ağaç dikilmesini sağlamalıyız.
İsrafı önlemeliyiz…
Alışverişlerimizi kendimize yakın yerlerden yapmaya çabalamalıyız…
Seyahatlerimizi daha kısa mesafelere yapmaya özen göstermeliyiz…
Güneş ve rüzgâr enerjisini kullanmayı arttırmalıyız…
Plastik kullanımını bilinçli olarak yapmalı, geri dönüşüm için uygun ortamlar ve uygun kullanım alışkanlıkları edinmeliyiz. 
Birey olarak burada sıralananları uygulayarak önemli bir fark yaratabilirsiniz. 
Ama aynı zamanda yerel ve merkezi yöneticileri, siyasetçileri, sanayicileri sıkça uyarmalıyız.

++++++++++++++++++++
++++++++++++++++++++++++++++++++