Batuhan ERSEK/ÖZEL HABER

On Medya’nın ON’DA GÜNDEM programında Yazar Mehmet Çetinkaya’nın konuğu olan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, önemli açıklamalarda bulundu. Taban, “İnegöl’e dair söylenebilecek çok şey var. İnegöl köklü bir şehir, yaklaşık beş bin yıllık bir geçmişe sahip” dedi.

 

ON’DA GÜNDEM programında siyaset, tarım, turizm ve meslek odaları gündeme geldi. On Medya Televizyon’nun konuğu Alper Taban, bu konulara samimi cevaplar vererek İnegöl halkını bilgilendirdi.

 

Mehmet Çetinkaya:

Teşekkür ediyorum, sağ olun. İlk heyecanı bizimle paylaştığınız için, heyecanımıza ortak olduğunuz için biz de teşekkür ediyoruz .

-Sevgili Başkanım öncelikle, İnegöl deyince tabii ki de mobilya, köfte gelir, kaplıca gelir, bir sürü şey gelir ama biz bunu dilerseniz kısa kısa sorularla renklendirelim. Kısaca İnegöl’ün tarihi, turizm deyince Oylat elbette içinde olan bir turizm, genel yapısı, tarihi çalışmalarla son gelişmeler nedir İnegöl’de?

Alper Taban:

-Çok Teşekkürler ben de öncelikle On Medya izleyicilerine, iyi günler diliyorum, onların da inşallah güzel bir program seyredeceklerini umuyorum, içtenlikle, samimiyetle sorularınıza cevap vermeye gayret edeceğim, ben de dileklerinize katılıyorum. Bursaspor’umuza da bu akşam başarılar diliyorum. İnegöl’e dair söylenebilecek çok şey var, açıkçası böyle, çerçevesini çokta sıkmadan, çok kısa çizmek isterim. İnegöl köklü bir şehir, yaklaşık beş bin yıllık bir geçmişe sahip.

Mehmet Çetinkaya:

-Evet

Alper Taban:

Burada pek çok medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehir ve ticaretin her dönemde aktif olduğu, hızlı olduğu bir şehir olduğunu ifade edebiliriz, tabi ki Ticaretle daha fazla ön plana çıkarmışız ama sizin de ifade ettiğiniz turizm, tarım kavramları da bu şehirde çok güçlü olduğunu ifade etmem lazım. Eksik yönlerimizi aslında tamamlayıp bu şehri daha iyi tanıtmak istiyoruz. Özellikle turizmin bacasız bir sanayi olduğunu, hepimiz biliyoruz. Turizmde değerleri anlamında da hem Bursa’mızda da, doğal güzellikler anlamında, tarihi anlamında özelliklere sahip olduğu gibi aslında İnegölümüz’de benzer şekilde doğal, kültürel, ve tarihi zenginliklere sahip bir şehir. Yine kaplıcalarımızla ve bundan sonra ortaya koyabileceğimiz yeni bir turizm algısı ve anlayışıyla şehrimizi daha bir noktaya getirmek istiyoruz, 300 binlik bir nüfuz potansiyeline erişmiş bir şehirden bahsediyoruz. Ticari hacmi demiştik, ticaret demiştik, Türkiye’nin 18. büyük ihracat olduğunu ifade edebiliriz, 81 vilayet, 30 büyükşehirin olduğu bir ülkemizde toplamda  18. büyük ihracatçı pozisyonundayız. İnegöl olarak Doğu-Avrupa’nın en önemli ihracatçısıyız, böyle ifade edelim. Velhasıl mobilya gibi, tekstil, karma sektörler, ağaç orman ürünleri gibi, pek çok  konuda, alanda, kısmen otomotiv yan sanayi gibi alanlarda söz sahibi bir şehir. Tabi biz buraya  yeni, katma değeri yüksek, nitelikli yükte hafif  ama kıymette pahalı olabilecek değerleri de ticaret alanlarını da  bu şehre katmak istiyoruz beraberinde bu şehirde nitelikli insanlar hayata geçirebilmek adına nitelikli bir üniversiteyi şehrimizde kazandırmak istiyoruz velhasıl kültürlerin ifade edelim çünkü 81 vilayetin tamamından beraberinde Kafkas ve Balkan coğrafyasından ve kısmen az da olsa farklı farklı yutdışı alanlarından şehrimize gelip yaşayan değer katan insanlar var.  Ben şehrimizi tanıtırken aynı zamanda kültürlerin de şehri, İnegöldür diyorum bu ifadeyi de kullanıyorum  çünkü kültürel zenginlik aslında bir anlamda berekete dönüşmüş işte bunu tarımında da, turizminde de, ticaretinde de yansıdığını görebiliyoruz aslında başarılı insanların ortaya koyduğu bu sinerjiyle bu güzellikler ortaya çıkmış diyebiliriz.  Kısaca bu haliyle söyliyebiliriz.

Mehmet Çetinkaya:
-Evet, tabi başkanım İnegöl gerçekten farklı ben de hem orada okudum hem yaşadım, bizim yetiştirildiğimiz yer İnegöl olduğu için. İnegöl hakkaten inanılmaz yaşanır, derler ye, İnegöl öyle bir yer her şeyin, köftesinin ayrı bir hikayesi var, kaplıcanın ayrı bir hikayesi var, çekirdeğin, orada ay-çekirdeğin ayrı bir hikayesi var, pırasa nın bile Dünya genelinde hatta geçende bir yazı yazdım, korona, yarasadan mı pırasadan mı incelerken, İnegöl pırasası dünyaca meşhur olduğunu gördük. Yani içinde olsan da bazen göremiyorsun, peki hocam ticaret ve ekonomi anlamda İnegölün ayrı bir başarı öyküsü var olduğunu söyledik. Mobilya sektörü ve sektörel büyüme konusunda neler anlatacaksın bir de mobilya fuarı bu pandemi ya da diğer adıyla yeni tip koronavirüs ten dolayı iptal edildi yani ertelenmedi, iptal edildi. Tabi ki diğer zamanlarda İstanbul’da başka yerde yapılan yurtiçi yurtdışı fuarları olacak bu anlamda kısaca neler dersiniz hocam?

Alper Taban:

-Ya tabi şimdi ticari aktivite içersinde mobilya bu işin lokomotifi, tartışmasız, bu şehre değer katmış, hatta tarihçesine döndüğünüz zaman, Osmanlı döneminde, 1500’ler döneminde donanmaya kürek imalatı ya da kereste göndererek serüven başlamış ve bugünlere gelmiş tabi günün şartlarını ihtiyacı anlayarak , analizler çıkartılarak bugün ağacı işleyerek İnegöl modern mobilyaları ortaya koymuş. Tabi sadece buna modern mobilya da demiyelim bugün artık dekorasyon alanında da firmalarımızı görebiliyoruz. Evinizde, işyerinizde ya da kullanılabileceği her alanda mobilyamızı görebilirsiniz tabi bu noktadan bakarsak şehre ciddi bir değer katmış ciddi, nitelikli bir kümelenme oluşturmuş, bu kümelenme sinerjiye dönüşmüş, beraberinde bir milyon iki yüz milyon dolarlık toplam ihracat hacmin içerisinde artık tekstil birinci sırada değil, ikinci sıraya yerleşmiş durumda yaklaşık 500-550 milyon dolarlık bir rakamla da mobilya ihracatının birinci sıraya geldiğini görüyoruz. Tabi bunlar yeterli mi, değil, az önce ifade ettiğim gibi bizler mobilyadaki hedeflerimiz doğrultusunda mobilyanın başkenti olmak beraberinde tüketiciyi ve alıcıları iyi anlamak, günün şartlarını iyi okuyabilmek noktasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Beraberinde İnegölde’ki algı şu: ‘’İnegöl gerçekten kaliteli ürün yapar. İnegöl’e geldiğinizde en zengin çeşidini bu şehirde bulabilirsiniz.’’ Beraberinde marka ürünleri bu şehirde bulabilirsiniz. Fonksiyonel-akıllı diyebileceğimiz ürünleri bu şehirde çok rahatlıkla bulabilirsiniz ve her şeyden önce garantili mal satma anlayışı, bu ne demek, sattığımız ürünün arkasındayız demek, dolayısıyla bu ürünlerimizi gönül rahatıyla vatandaşlarımız alabilir, hele-hele kaldı ki eğer bir mobilya tercihi yapacaksanız, İnegölü en baş sıraya koymaları ve özellikle tavsiye ediyorum. Bu konuda kendimizi sürekli yeniliyoruz, geliştiriyoruz, özgün tasarımlar, özgün mimariler koyarak gerçekten kendine has çizgisini, İnegöl her geçen gün yakalamak için mücadele ediyor.

Mehmet Çetinkaya:

-Tabi tabi, Sürekli güncelliyor, yenileniyor . Hafta sonu İnegöl’deydim orada bir sohbette mobilyacılar ihracatçılar derneğine kurduklarını hatta bir toplantıya da davet edelim dediler, olur dedim. Öyle bir büyük hedefler heyecanları var ki gurur duyuyorsun, geçmişten yaşadıklarımızı ilk katalog yapan firmaydık çünkü,  mobilya’da fiyat mı olur dediler.  Yani İnegöl bir derya, dolayısıyla bahsettiğiniz mobilyanın değeri hem katma değer, hem istihdam, hem vergi, hem dış-ticaret, fazlalığı vermesi açısından da çok önemli, Türkiye örnek oldu, örnek aldılar İnegöl mobilyasını diğer illerimizde de öne çıkan firmalara baktığın zaman aslında eğitim yerleri İnegöl.

Alper Taban:

-Yani aslında bunu şuna da bağlıyorum, yani en başında bir kültürlerin şehri diye ifade etmiştim, burada aslında her gelen kendi kültürüyle, kendi güzellikleriyle bu kendi özellikleriyle geliyor ve gerçekten mobilya anlamında da o kıymetli mobilyacılarımızın ortaya koyduğu birliktelikler, gerek emek birlikteliği, gerek sermaye birlikteliği gibi bu anlayış bugün çok daha büyük alanlarda üretim yapmayı bizlere sunmuş beraberinde, teknolojiyle donatmışız, gerçekten en teknolojik en yeni tasarım olarak özgün ürünleri ortaya koymuşuz, hani biz birbirimizi rakip görmek yerine aslında omuz omuza vermişiz ve sektörün en iyisi olma noktasında hızla ilerliyoruz ve burada tabi mobilya sivil toplum kuruluşlarının çok büyük katkısı olduğunu ifade edebilirim çünkü, tüm mobilyacı arkadaşlarımız          mutlaka bir sivil toplum kuruluşunun içerisinde bünyesinde yer alarak fikrini beyan etmiş, işte bakın fuarlar yapılıyor  şehrimizde senede iki kez bu arada fuarlarımız bi iptal oldu, gerçekleşmesi çok güzel olacaktı ancak tabi malum salgın süreciyle alakalı bakanlıkların buna onay vermesi gerekiyordu, bu süreç gerçekleşmedi, nihayetinde, bugün olmasa kasım fuarlarımız var, ihracat fuarımız var orada da inşallah daha güzellerini gerçekleştireceğiz, ancak ben şunu unutmadan ifade edeyim İnegöl aslında her günü bir fuar günü olarak yaşıyor, bunu lütfen unutmayın, o kadar muhteşem efendim showroomlarımız, teşhir alanlarımız ve ürünlerimiz var ki bunları günün her vakti ya da yılın her günü gelip görmek mümkün, gerek hafta içi, gerek hafta sonu hiç fark etmez işletmeleriz açık ve en güzel ortamlarda ürünlerimizi sergiliyorlar ve bu vesileyle özellikle mobilya noktasında karar verecek alım yapacak tüm vatandaşlarımızı şehrimize davet ediyoruz.

Mehmet Çetinkaya:

-Bu arada İzmir’deki konuğumuz hazırsa alabiliriz ya da bağlanana kadar ben yine başkanıma bir soru soruyayım, hem başkanım bir soluklansın.

-Erdal Bey hazır sanıyorum. İlkses Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü aynı zamanda İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi, sevgili meslektaşımız.

-Efendim Merhaba.

Erdal Erek:

-Merhabalar, iyi yayınlar size de sevgili başkanıma da iyi akşamlar diliyorum.

Mehmet Çetinkaya:

-İyi akşamlar, teşekkür ediyorum. Erdal Bey, şimdi iki sorum size olacak, belki üçe de çıkarırız. Şimdi bi hakkaten gündeme yoğun bir şekilde sizin tabirinizle, meşgul eden ama işin altı-astı nedir, biz yerinden öğrenelim diye İzmir Belediye Başkanı, bölgeye has bir bayrak, bölgeye has bir para ya da dijital para anlamında bir söylem söyledi, ses kaydı çıktı birçok televizyon programında konuşuldu, tartışıldı, başkan daha sonra şaka yaptığını ifade etti ama işin aslı gerçeği nedir, bizati İzmir’de yaşayıp hem bu gazetecilik mesleği icra eden Cemiyet üyesi olan biri olarak sizden dinleyelim efendim, objektif olarak.

Erdal Erek:

-Evet, tabi ki başkan öncelikle şunu söyleyeyim, şaka yapmadı, başkan iyi niyetinin kurbanı oldu diyebiliriz aslında, isterseniz tam detaylı olacak bir şekilde baştan alalım, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, Tunç Soyer, bir video konferans toplantısında turizmin gelişmesi için yapılması gerekenler konusunda neler yapılabilir, İzmir’in tanınabilirliği arttırmak ve bu noktada İzmir ekonomisinin canlandırma noktasında neler yapılabilir diye katıldığı toplantıda bir örnek veriyor, işte 18. ya da yanlış hatırlamıyorsam 17. yüzyılda İzmir’in kendisine has bir bayrağının olduğu ve dünyada, o dönemde, bayrak taşıyan ender kentlerin arasında olduğunu söylüyor, biz de bu fikri canlandırmak için bir çalışma başlattık ve bir akademisyen arkadaşımızın da daha önce bir çalışması olmuş bunu da bastıracağız, demiş, ama bunları söylerken de danışmanları, Başkanım, siz böyle yapıyorsunuz ama ayrı devlet anlaşılır ve… Konferansta dile getirdi tabi ki burada söylemek istediği ayrı bir devlet ya da İzmir ayrı bir devlet olsun ve kendine has bir parası olsun değil tabi ki bu düşünülmeyecek bir şey. Tabi ki Siyaset biraz böyle bir şeydir, siz bir şeyler söylersiniz, rakibiniz bu söylediklerinizi kendi leyhlerine çevirmek için mutlaka bir şeyler yapmaları gerekiyor, İzmir’deki iktidar kanadı Tunç Soyer’in bu söylemlerinin yanlış olduğunu, ayrı bir ülke kurdurmayız, diye tepkilerine neden oldu, hatta AK parti Genel Başkanı Yardımcısı açıklama yaptı.