Bir kez daha vurgulayalım ki birileri belki Bursa'nın acil çözüm bekleyen sorununun trafik değil de hava kirliliği olduğunu anlar...

Geçmişteki yerel yönetimlerin ne yazık ki şehrin geleceğine dair öngörülerinin siyasi menfaatleriyle sınırlı olmasına bir de kentin orantısız büyümesi eklenince sanayi bölgeleri Bursa'nın içinde kalmıştır.
Peki ya suçlu kim?
Dönemin ufku dar siyasi yöneticileridir.
Nüfusu 4 bin olan beldelere tüm yetkiyi verirseniz onlarda bir ambulans ya da bir itfaiye hatta makam aracı karşılığında tarım alanlarını sanayiye açmışlardır.
Hepsi de belediye olduğu o dönemlerde üç beş meclis üyesinin evet oylarıyla yerleşim alanlarının yanı başındaki bahçeler sanayiye açıldı.
Şükürler olsun ki, Büyükşehir Belediye Yasası yürürlüğe girmesiyle duruma el konulmuş oldu.
Geçmişle geleceği suçlamanın bu saatten sonra kimseye fayda sağlamayacaktır.
Ama birileri daha fazla zengin olacak diye başkasının yaşamına kast etmesine de izin verilmemesi gerekir.
Her canlının sağlıklı ortam ve koşullarda yaşaması Anayasal bir haktır.
Özellikle de son yıllarda kentimizin doğu bölgesinde kanser vakalarından ölüm oranlarının artması tıbben bilimsel olarak hava kirliliği faktörleri öne çıkmaktadır.
Bu ölümlerin en önemli nedeni Yıldırım'ın bir bölümü ile Kestel ve Gürsu'daki organize sanayi bölgelerindeki boyahane tarzı fabrikaların buhar üretmek için kazanlarını yakmak suretiyle bacalarından havaya bıraktığı karbonmonoksit gazıdır.
Sadece insanlar değil tüm canlıları etkileyen bu çevresel tehlike maalesef yıllardır devam etmektedir.
Dolayısıyla da ölümlerde...
Bir diğer tehlike de yer altı sularımızın giderek çekilmesidir.
Nitekim buhar üretmek için yer altı kaynak sularımız kullanılıyor.
Geçmiş yıllarda mezar kazarken dahi suyun çıktığı bu topraklarda bugün 120, 150 metre derinliğe inilerek ancak bir miktar suya ulaşılabiliniyor.
Anlaşıldığı üzere tehlikenin boyunu hem yer üstünde hem de yer altında olduğudur...
Geleceğimiz adına tehlikenin bu boyutunu fark eden birileri çıktı şükürler olsun.
Bu kişi Uludağ Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Yunus Aydın.
İş insanı Yunus Aydın'ın fabrikası da ikameti de Gürsu'da.
Aydın, çevreye verdikleri zararı en asgari dereceye indirebilmek için yönetim olarak önemli bir yatırım gerçekleştirdiklerini anlattı.
Şöyle ki;
Uludağ OSB'de uhdesinde 244 fabrikadan buhar ve sıcak su kullanan 66 boyahane firması bulunuyormuş.
Bu fabrikaların her biri tonlarca litre su kapasiteli kazanlarını yakmak suretiyle elde ettikleri buhar sayesinde işlem yapabiliyorlar.
Bu işlem yapılırken 66 kazan yakılıp 66 farklı bacadan havaya karbonmonoksit gazı bırakılıyormuş.
Çevreye verdikleri zararı minimum dereceye indirgemek isteyen Uludağ OSB, bünyesinde faaliyet gösterecek 2 bin metrekarelik alana Uludağ Buhar AŞ adı verilen bir merkez kurmuş.
Bu merkezin amacı tek elden doğal gaz kullanarak buhar üretip sistem üzerinden 66 fabrikaya ulaştırmak.
Kendisine gönderilen 180 derece sıcakta oluşan buharı alıp kullanan işletme, ısısı 60 dereceye düşen buhar suya dönüşünce aynı şekilde merkeze geri gönderiyor.
Merkez, bu suyu arıtıp tekrar buhara dönüştürerek işletmelere yönlendirecek.
Bu işlem pek çok kez tekrarlanabilecek.
Bu sayede hem yer altı su tüketimi maksimum oranda azalacak hem de 66 işletmedeki buhar kazanları ile 66 baca devre dışı kalacak.
Yani tüm işlemler için merkezin tek bacası ve tek buhar kazanı kullanılacak.
Teknolojik son sistem kullanılarak yaptırılan Buhar Merkezi'nin bacısına Bursa Çimento Fabrikası'nca kullanılan ve de 7/24 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca onlay takip edilen Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi (SEÖS) bulunacak.
Böylece buhar merkezinin bacasından havaya bırakılan karbonmonoksit salınım değerleri ilgili bakanlıkça an ve an takip edilip gerektiğinden anın da müdahale edilebilinecek.
Mart ayında faaliyete geçecek olan Buhar Merkezi AŞ, bölgedeki tüm canlılara bugünden daha sağlıklı yaşama hakkı verecektir.
Demek ki, insan olmak için işveren olmak yetmez vicdan sahibi de olmak gerekirmiş.
Siz yetir ki iyi niyetli olup çözüm üretmek isteyin.
Uludağ OSB'nin takdire şayan girişimini alkışlıyoruz.