Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı, yazar Byung-Chul Han, Covid-19’un dünyaya etkisini şöyle betimlemiş:

“İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu.’’

*****************************************************

Hem kişiliğimden hem de yetişme biçimimden gelen yanımdır; sosyal biriyim. Her şey benim için insanlarla güzel.

Bir kahvaltıyı, bir filmi, bir yaş gününü, okuduğum bir kitabı, konseri, seyahati, doğada olmayı insanlarla paylaşmak isterim.

Sevinçlerim ve acılarım için de geçerli bu.

********************************

Anneanneciğim Şükriye Ortaç, ikindi vakitleri âdeti olduğu üzere, çiçek desenli porselen fincandaki köpüklü sade kahvesini yudumlarken; gelincik sigarasının mavi dumanını dalgınca havaya üfler, iç çeker:

“İnsan insanın zehrini alır, şu kahve yalnız içilmez acılaşır’’ derdi.

Şükriye’yi başımızla sessizce onaylar, kahvelerimizden birer yudum alırdık annemle.

DOST

Hayatı yaşanılır kılan, ömrüme ahenk katan dostlarımdır.

Empati, vefa, kadir kıymet bilme, bölüşme dayanışma, şefkat ve merhamet; insanı diğer insanlara ulaştıran dostluk köprüsünün mihenk taşlarıdırlar.

Köşe yazarlığının en sevdiğim yanı; yeni dostlar edinmeyi sağlaması ve duyguları, düşünceleri okurlarla karşılıklı olarak paylaşmaya olanak vermesidir.

Her köşe yazısı bir el sıkışmadır.

*********************************

Mahalle kültürü içinde büyüdüm; ailemde tek çocuktum ama mahalle arkadaşlarım, okul arkadaşlarım kardeşim gibiydiler.

Komşulukların sıcaklığı, misafirlikler, bayram ziyaretleri, günlere gitmeler. Kurulan geniş sofralar, o samimi birliktelikler.

O yüzden apartman hayatının, sitelerin, plazaların, o soğuk yüzlü beton kültürü beni boğuyor.

Kalabalık içinde yalnızlık getirdi şu beton barbarlığı.

Evet bilgisayarlar, internet, iletişim olanaklarını çok arttırdı ama iletişimin doğası bozuldu, yapaylaştı.

MESAFE

Buna şimdi salgın ortamının paranoyası da eklendi; insan insana uzak düştü. İnsan insanı tehdit olarak gördü, içine çekildi.

Bütün buluşmaları, randevuları salgın sonrasına erteliyoruz.

Bu bana çok acı geliyor; dostlarımla el sıkışamamak, kol kola girememek, elimi dostlarımın omzuna atamamak, yana yana oturup bir kafede çay içememek, yürüyememek.

O içimizi kemiren kaygılar, korkular yok mu;  ya onda virüs varsa ya bende virüs varsa.

**********************

Sihirli sözcük “sosyal mesafe’’; evet tıbbi açıdan doğru, uyalım.

Ama geleceğin dünyasında insanın yerini de düşünelim.

İnsanla arasına mesafe koyan bir siyaset, ekonomik sistem, sanayileşme, kentleşme, kültür sanat istemeyelim.

**********************

İnsan amaç olmalı; araç değil.

İnsan özne olmalı; nesne değil.