​​​​​​​Son aylarda yaşamımızı allak-bullak eden Korona virüsü belası toplum sağlığı için büyük bir tehdit oluşturmayı sürdürüyor.

Bu salgının yayılmasını önlemek amacıyla devletler düzeyinde ve hatta uluslararası kapsamda bilim insanları çalışmalarını sürdürmekte.

Kuşkusuz insanlık tarihinde bu ilk salgın değil ve yine kuşkusuz bu son da olmayacak.

İnsanlık büyük de olsa kayıplar vererek bunun da üstesinden gelecek.

Veba, çiçek, tifüs, tifo, kolera, sıtma, AIDS, SARS gibi bulaşıcı hastalıkların insan toplulukları arasında hızla yayılarak salgın haline gelmesi, tarih boyunca insanların kitleler halinde ölümlerine ve bireysel, toplumsal, kültürel ve ekonomik alanlarında köklü değişikliklere neden olduğu bilinmekte.

COVID-19 adı verilen bu yeni virüs de insanlığın karşılaştığı ne ilk ne de son virüs olacak.

Bunun da üstesinden gelinecek…

Çünkü ‘insanlık kötüye gitmez’…

* * *

Ne ki, insanoğlu bu tür belalara neden maruz kaldığının da sorgulamasını yapacak, yapmalı.

Kendi aralarında ve toplumlararası ilişkilerdeki yanlışlar, eksiklikler yeniden gözden geçirilecek zorunlu olarak.

Nasıl ki doğa insanoğlunun hoyrat kullanımı sonucu çeşitli afetlerle kendi dengesini yeniden sağlıyorsa,  toplumlar da durup düşünecekler ve nerede hata yaptıklarını sorgulayacak.

Daha insani, daha barışçıl ve eşitlikçi yeni bir yaşam biçimine evirilecek dünya.

İnsanlık tarihi bunun sayısız örnekleriyle dolu…

* * *

İlk olarak 1580 yılında Asyada başladığı ve sonrasında zamanla küresel bir salgına dönüştüğü bilinen bu salgının tedavi yolları ve aşıları geliştirilmesine karşın çeşitli yollarla mutasyona uğrayan mikroorganizmaların insanlık için tehdit olmayı sürdürdüğü öteden beri bilinmekte.

Ne ki insanlık, bunlara karşı mücadelede kendi hataları nedeniyle başarısız kalmış bulunmakta.

Askeri harcamalara ayrılan para ve zamanın en azından bir kısmının sağlık alanında kullanılmadığı gerçeği bu gün kabak gibi sırıtıyor artık!

Kıtalararası füzeler, robotlar bu gözle bile görülemeyen virüse karşı işlemiyor.

İnsanlık bunu gördü…

Kentleşmede yapılan büyük hatalar zinciri de sorgulanacak bundan sonra hiç kuşkusuz.

Yönetimlerin insan sağlığını ilk öncelik olarak ele alması gerekliliği içselleştirilerek yeni bir düzenin kurulması zarureti açık.

* * *

Öyle görünüyor ki, bu virüsün er geç hepimizi etkileme olasılığı giderek artıyor.

Artık virüse hiç yakalanmamayı değil, olabildiğince geç yakalanmayı düşünmeye başladık.

Tıpkı geçmişteki salgın yaratan virüslerde olduğu gibi gelecek yıllarda bu virüsle yaşamayı öğreneceğiz.

Ama yaşam biçimimiz de de büyük değişikliklere gideceğiz.

Bilim insanlarının araştırmaları, bu virüsün de hızla mutasyon geçirerek bulaştığı kişiyi öldüremeyecek duruma geleceğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle öyle görünüyor ki, şu an yapmamız gereken en önemli şey, ‘Korona virüsüyle olabildiğince geç karşılaşmak’...

Bunun için de öncelikle ‘evden çıkmamak’ ve ‘hijyene dikkat etmek’, sonra da ‘bağışıklık sistemimizi güçlendirmek’ ve güçlü tutmak için gerekli şekilde ‘sağlıklı beslenmek’, ‘düzenli egzersiz yapmakve hareket etmek’ yaşamsal önem taşıyor.

Benim bilim insanlarının açıklamalarından benim anladığım bu…