Yeni ders yılıyla birlikte sorunlar da başladı.

Hem de öyle böyle değil.

Uzaktan eğitim, yüzyüze eğitim yapılamayan ortamda bir çözüm.

Ama gelin görün ki, uygulamadaki sıkıntılar eğitim öğretimi sekteye uğratıyor.

Bir kere en başta her evde internet yok.

Her evde yeterli televizyon yok.

Her evde tablet, PC, laptop, akıllı telefon  yok.

Hal böyle olunca da çocuklar eğitim öğretimde geri kalıyorlar.

Düşünün bir evde üç çocuk var; üç ayrı televizyon, üç ayrı bilgisayar gerekli.

Zaten kıt kanaat geçinen dar gelirli aileler bu imkanları nasıl sağlayacak.

İhtiyaç sahibi olan ailelere bilgisayar, tablet, internet konusunda mutlak surette devlet olarak katkı sunulmalı.

Rakam az değil, açıklanan bilgiye göre tam 4 milyon öğrencinin evinde internet ve bilgisayar bulunmuyor.

Bunun planlaması okulların tatil olduğu yaz aylarında yapılıp, eğitim öğretim yılı başında da telafi edilmeliydi.

Sosyal yardım alan ailelerin evine internet bağlatılması gündeme geldi.

Bazı belediyeler, muhtarlıklar, çeşitli kurum ve kuruluşlar, bunu kendi imkanları dahilinde de yapıyorlar.

Fakat 20 bin, 30 bin kişiye ulaşmak çözüm olmuyor, sayı milyonlar düzeyinde.

Bu sorunun giderilmesi için duyarlı davranıp, gayret sarf edenleri kutluyorum, geleceğimiz olan çocuklarımız adına teşekkür ediyorum.

Bu duyarlılığı gösterenlerden birisi de bizim Yenişehir Belediyesi.

Tablet ve bilgisayar kampanyası başlatılarak, ilçede eğitimde zorluk çeken çocukların derdine derman olmaya çalışılmakta.

Bu çok anlamlı bağış kampanyasına destek olmak gerekir.

Ben inanıyorum bu kampanyanın ilgi göreceğine.

Herkes bir ucundan tutsa, bu sorun, sorun olmaktan çıkar. Çocukların, ailelerin yüzü güler.

Aksi halde, interneti, bilgisayarı olmadığı için derslerini takip edemeyen, geri kalan öğrencilerin vebali ağır olur.

 

KAYIT DIŞI, MERDİVENALTI, KAÇAK DERSHANELER...

 

Bugün eğitim yazısı yazmışken, gelelim sektörde bir başka önemli soruna...

Malumunuz, pandemi sürecinde okullarda yüzyüze eğitim yapılamadığı için özel dersler ve dershaneler öne çıktı.

Ancak ne var ki, adım başı açılan kurslar, dershaneler çok da güven vermiyor.

Zira yasa ve yönetmeliklere uymayan çok sayıda dershane olduğunu işitiyoruz.

Yani bir nevi kaçakkondu tarzındalar.

Bir eğitimci dostumla konuştum; Bursa'da merdivenaltı, merdivenüstü pek çok kaçak kurs olduğunu belirtti.

Hemen her mahallede bulunduğu düşünülürse, sayıları yüzlerce olsa gerek.

Özellikle okulların yakınlarında kiralanan dairelerin, zemin katların kurs merkezine çevrildiğini ve o bölgedeki okulların öğretmenleriyle birlikte çalışıldığını vurguladı.

Okul idarecileri öğretmenlere nasıl izin veriyor diye sorduğumda, onların da işin içinde olduklarını, o nedenle ses çıkarmadıklarını anlattı.

Resmen eski etüt sistemi yeniden hortlamış!

Çocuk etüde gidemiyorsa, öğretmeninin etütte arkadaşlarına anlattığı dersten mahrum kalıyor. Bu şekilde de mecbur bırakılıyor. Sistem böyle işliyor!

Bunların tek tek tespit edilmesi gerekir.

Nasıl bu kadar rahatça piyasaya girip, elini kolunu sallayarak, kayıt dışı iş yapabiliyorlar.

Dershaneler bir ara kapatılacaktı, yeniden izin verilmesiyle birlikte de mantar gibi çoğaldılar.

Cezalar mı çok az, yoksa tespit mi edilemiyorlar.

Her türlü yasal mevzuata uygun dershaneler ile de haksız rekabet ediyorlar bu durumda.

Birileri vergisini ödüyor, pirimini yatırıyor, maaşını veriyor, bir diğeri kazandığının hepsini cebe indiriyor.

Hangi sektörde olursa olsun haksız rekabet önlenmeli.

İnternet sitelerinden, reklam afişlerinden, okulların çevresinden bunların tespit edilmesi mümkün.

Eski müfettişlik sistemi olmasa da denetleyenler gereğini yapmalı.

Eğitimdeki bu ciddi sorun ortadan kaldırılmalı.

Hem çocuklara, hem ailelere, hem de haksız rekabete uğrayanlara yazık, günah.

**********

Günün Sözü

“En büyük ihtiyacımız hoşgörü,

en büyük düşmanımız önyargıdır.”

Cemil Meriç