Canım okur…

Sevgili okur…

Gülüm okur…

Uzun yıllar boyunca ben de hep öyle sandım…

Senin şu anda gördüğün CHP’nin öyle laiklikle, Cumhuriyetle, milliyetçilikle, Atatürk ilke ve inkılaplarıyla, halkçılıkla ve dahi bilumum söylemleriyle hiçbir ilgisi yoktur!

Laikliği savunsa, siyasi ömrü bu konuda Atatürk’e bir yığın laf etmekle geçmiş Mehmet Bekaroğlu gibi adamları alıp önce milletvekili, sonra da genel başkan yardımcısı yapmazdı.

Gerçekten milliyetçi olsa, Kürt ırkçılarını ve dahi Mehmetçik’e kurşun sıkanların dostlarını himaye edip, onların yancısı olmazdı.

Mezhepçi ve Türk düşmanı hainlerin doluştuğu bir partidir CHP.

Seçilir seçilmez koşturup HDP’li belediye başkanlarını ziyaret edenlerin partisidir.

Eğer gerçekten halkçı olsaydı, partiyi yönetenler sırf parası var diye Sena Kaleli’yi önce belediye başkan adayı, sonra milletvekili, ardından da genel başkan yardımcısı yapmazlardı.

En baştan beri FETÖ’yle de derin bağlantıları olan bir yapıdır CHP.

Bu gün Amerika’da kaçak yaşayan ve geçmişte FETÖ tarafından CHP’nin içine yerleştirilenlerden biri olan Aykan Erdemir’i ne çabuk unuttunuz; Bursa milletvekiliydi kendisi?!.

Hangi birini sayayım?

Birilerini sürekli milletvekili yapma fabrikasıdır CHP.

Umutların söndüğü, söndürüldüğü yerdir.

Ayrıca Hazine yardımlarını hüpletme, birilerinin zenginleşmesi için İş Bankası’nı lüpletme partisidir.

Yaklaşık yüzde 30’luk Atatürk hisselerini temsil hakkını elinde bulunduran CHP’nin buradan gelir elde etme hakkı yoktur ama toplam 11 yönetim kurulu üyesinden 4’ünü belirleme yetkisi vardır.

Mustafa Kemal’i sevdiklerinden değildir CHP’yi yönetenlerin İş Bankası sevdası; parayı sevdiklerindendir parayı!

Nitekim Atatürk’ün güya hatırasını yaşatma gayesini güttüklerini savunurlarken, O’nun vasiyetnamesini hiçe sayıp iki kez bankadan gelen kar payının üzerine yatmaya çalışmışlar, gelen parayı Türk Dil ve Tarih Kurumlarına aktarmamışlardır!

CHP Genel Başkanı’nın atadığı yönetim kurulu üyelerinin orada hiçbir iş yapmadıklarını, hem Ankara’da, hem İstanbul’da kendilerine birer lüks ofis tutulup sekreter, şoför ve bir de son model araç verildiğini biliyor muydunuz peki?

CHP’li kardeş, kendi kapının önünü temizleyemeden, kendi donunun içine biriken pisliği görmeden, karşı komşuyu eleştiremezsin, benden söylemesi!

Sazan durumuna düşersin böyle yaparsan veya armut!

Bu dört yönetim kurulu üyesine ilaveten, aylık 100 bin lira civarında huzur hakkı verildiğini, her yıl yaklaşık 1 milyon 500 bin lirayı cebe indirdiklerini biliyor musun peki?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun da emekli olduktan sonra Deniz Baykal tarafından -birilerinin ricasıyla- İş Bankası Yönetim Kurulu’na getirildiğinden, milletvekili seçilene dek O’nun da CHP vasıtasıyla semirip zenginleştiğinden haberin var mı?

Ah benim eli kınalı, gözü boyalı zavallı halkım!

Nereden bilecekti o vakit Deniz Baykal Fetöcü polisler tarafından, Nesrin Baytok’la girdikleri halvetin görüntüsünün çekilip servis edileceğini, siyasi ölümünün Kılıçdaroğlu’nun elinden olacağını?

Yetmiyor, bankanın yönetim kuruluna atanan bu adamlar daha sonra kuruluşun iştiraklerinde de beslenmeyi sürdürüyorlar; hatta, çoluk çocuğunun iş garantisi de oralardan sağlanıyor.

Tabii bir de hemşericilik, mezhepçilik ve saltanat durumu var ki, torna makinesinden kaçan demir çapağı gibi batıyor insanın gözüne!

Babaları Bayram Meral ve Mehmet Moğultay’dan sonra aynı yere atanan oğulları Kemal Meral ve Ulaş Moğultay örneğin…

Saltanat mı var yoksa CHP’de yoksa, nedir?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun oraya yolladığı Tuncelili hemşerisi Umut Akdoğan, eski milletvekili Müslim Sarı, Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Murat Karayalçın’la, Özcan Korkmaz da kıyak görenler arasında.

CHP, İş Bankası yönetim kuruluna 3 yıl için 4 üye gönderiyor.

CHP'de Kılıçdaroğlu dışında İş Bankası yönetiminde görev yapan pek çok ünlü isim var.

Eski genel sekreterlerden Adnan Keskin, Ali Topuz, Mustafa Özyürek, Cevdet Selvi, İsmet Atalay, Ali Sözen, Mustafa Timisi, Bülent Tanla ve Enis Tütüncü de İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliği yaptı geçmişte.

CHP’yle İş Bankası arasındaki ilişki doğrudan genel başkan tarafından yürütülüyor.

CHP'yi temsilen kimlerin yönetim kurulu üyesi olacağını ve bankadaki hisselerin yönetimine ilişkin talimatları CHP Genel Başkanı veriyor.

İşte onun için bırakmak istemiyorlar bunlar eldeki terazinin sapını sevgili okur.

Anladın?

Yoksa dertleri Atatürk, Latife, Makbule filan değil bunların.

Geçenlerde “Türkiye’de 250 bin dolarlık konut yatırımı yapanlara vatandaşlık hakkı verileceğinden” dem vurarak müstehzi bir ifadeyle AK Parti Hükümeti’ni eleştiren bir arkadaşıma kapak olsun!

Bu memlekette parayla vatandaşlık satan ilk parti CHP’dir, haberin var mı sevgili arkadaşım?

Cumhuriyet’in daha ilk yıllarında Türkiye vatandaşlığına geçmek isteyen Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa CHP’ye 900 bin lira gibi çok büyük bir rakam bağışladı.

Tabii bu para yine ne CHP’nin, ne de Hazine’nin değil, Mustafa Kemal’in İş Bankası’ndaki şahsi hesabına yatırılacak ve neması da O’nun olacaktı.

Atatürk ölmeden önce, İş Bankası'nda 2 numaralı hesabında bulunan 1.519.892 lira 1 kuruş ile 114.891 adet hisse senedini CHP'nin denetimine ve yönetimine bıraktı.

İşin özü şu ki;  tüm bu paralar ve banka kurulurken yatırılan sermaye ne Mustafa Kemal’in, ne İş Bankası’nın, ne de CHP’nin değildir!

Milli mücadele için gönderilen yardımlar ve Türkiye vatandaşı olmak isteyen bir yabancının ödediği paralardır!

Türk milletine ait bir servettir bu.

Neden Kemal Kılıçdaroğlu ve yandaşları ya da Murat Karayalçın gibiler yesin?

Ben de istiyorum payımı!

Milli gelirde sağlayacağı artışla bu sermayeden yararlanmak herkesin hakkı.

Aslında, ölümünden yaklaşık 2 ay önce Mustafa Kemal’in kendi el yazısıyla kaleme aldığı söylenen, bir notere onaylatıldıktan sonra vefatının ardından bu belge üzerinden mahkeme kararıyla onaylanan vasiyetnamesi de çok şüphelidir.

Mustafa Kemal’in imza tespiti yapılmamıştır mesela!

Kız kardeşi Makbule Atadan,“Abisinin vasiyet yazdığı Eylül ayında bir dilim ekmeği bölecek kadar bile takatinin kalmadığını, son günlerinde Atatürk’ün yakınındaki bazı isimler tarafından yanına sokulmadığını” anlatıyor daha sonra!..

Enteresan bir durum değil mi?

Son 3 yazımı kaleme almak için yaptığım okuma ve çalışmalar sonucu bu konuda daha önce hiçbir yerde görmediğim bazı bilgilere ulaştım.

Bir dahaki sefere de onları paylaşayım sizinle.