Hanife ÖRSOĞLU/ÖZEL

GÜVSAD(Güvenli ve Sağlıklı Yaşam Derneği) Genel Başkanı İş Güvenliği Uzmanı Ceyhun Targın On Tv ‘de Gazeteci Batuhan Ersek’in konuğu oldu.Ceyhun Targın, iş sağlığı ve güvenliğine dair önemli açıklamalarda bulundu.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası hakkında konuşan Ceyhun Targın ‘’Aynı sağlık ve güvenlik tedbirleri içerisinde orada bulunmalarını sağlamaya yönelik bir yasal düzenleme. Ancak yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren yürürlük hükümleri kademeli olarak ve belli alanlarda ötelemelerle devreye girdi. Yasanın çıktığı günden bu yana tüm hükümleriyle yürürlüğe girmesi iki kez ötelendi. Yasa ilk çıktığı anda 10’dan az, az tehlikeli sınıfı ve kamu işyerlerini kapsam dışında tutuyordu. Yine bu işyerleri işletmelerinde risk değerlendirmesi yapmak, acil durum planları hazırlamak, çalışanların işe giriş sağlık kontrollerini yapmak gibi yasanın temel hükümlülüklerini yerine getirme zorunluluğu ile beraber bunları yerine getirme sırasında iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırma mükellefiyetinden muaf tutulmuş idi ama 50’den az ve az tehlikeli iş yerlerinde ve kamu işyerlerine sanki yasanın hiçbir hükmünün uygulanmaması gerektiği gibi bir algıya sebep oldu. Yasanın amaç olarak koyduğu iş kazalarının ve meslek hastalıklarının azaltılmasındaki fonksiyonunu neredeyse ortadan kaldırdı. Bugün 50’nin üstünde çalışanı olan ve tehlikeli olan işyerlerindeki iş kazaları ve meslek hastalıklarının sıklığına ve bunların etkilerine baktığımızda 50’nin altındaki az tehlikeli işyerleri sayısal olarak da çok. Buralarda sağlık ve güvenlik tedbirlerinin daha az alınması sebebiyle maalesef iş kazaları ve bunların olumsuz sonuçları daha fazla gözlemlenebiliyor. Devlet bir yasa çıkartıyor, özel sektöre ait işyerlerinde yasa bütün hükümleri ile yürürlükte ama kamu işyerlerinde yasanın en can alıcı hükümlerinin yürürlükte olmadığını görüyorsunuz. Hiçbir gerekçe insan hayatından önemli değil. Birtakım meslek kuruluşları yasanın ertelenmesi için mücadele ediyorlar. Bunu anlamak mümkün değil.’’ dedi.

1 Temmuz Platformu

1 Temmuz Platformu’nun faaliyetleri ve amacı hakkında konuşan Ceyhun Targın ‘’Yasanın ötelenmesini istemeyen ve bütün hükümleri ile yürürlüğe girmesini isteyen en önemli kesim herhalde iş sağlığı güvenliği profesyoneli olan, işyeri uzmanı, işyeri hekimi ve işyeri sağlık personeli statüsündeki meslektaşlarımız. Çünkü bizzat uygulamanın içinde hem kanun koyucu ve uygulayıcıyla hem çalışanlarla, hem de işverenle bire bir muhatap olan ve bu konuda işverenlere, işyerlerine, daha doğrusu toplumun bütün kesimlerine rehberlik, yol göstericilik ve danışmanlık yapacak olan bizler. Aslında biz bundan üç yıl kadar önce de TBMM’de çeşitli girişimlerde bulunmuştuk. Bu dönemde Cumhurbaşkanlığı’ndan tutun mecliste grubu bulunan hatta bulunmayan siyasi partilerimize, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğüne, onun dışında büyük ölçekli sivil toplum kuruluşlarına yani işin bütün muhataplarına temaslar gerçekleştirmek için Ankara’ya gittik. 1 Temmuz Platformu’nun ana fikri yasanın artık ötelenmemesini ve 1 Temmuz’da tüm hükümleriyle yürürlüğe girmesini sağlamak üzere kamuoyu oluşturmaktır. Bu anlamda siyasi partilerimizin üst kademe yöneticilerinden ciddi anlamda bizi muhatap alma notalarında bir yaklaşım gördük. Umuyoruz ve bekliyoruz ki artık 1 Temmuz Türkiye’de güvenli ve sağlıklı yaşamın toplumun tüm kesimlerine, tüm işyerlerine ulaşması için yasanın yürürlüğe girmesi.’’ ifadelerini kullandı.

GÜVSAD

Güvenli ve sağlıklı yaşamın içinde pek çok şeyi barındırdığını söyleyen Ceyhun Targın ‘’ İş sağlığı ve güvenliği alanında oluşmuş sivil toplum kuruluşlarının bir kısmında kuruculuk, yöneticilik görevlerinde bulundum. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak bizim bir yapılanma içinde olmamız gerekiyor. İş sağlığı ve güvenliği önemli bir alan ama güvenli ve sağlıklı yaşam sadece işyerlerinde olmaz. Toplumun bütün kesimlerini güvenli yaşam şemsiyesi altında toparlayabilmek için işyerlerinin dışında da belli sağlık ve güvenlik tedbirlerini alabilmek lazım. O nedenle 6331’in kapsamını biraz daha kendi bakış açımızla genişleterek toplumun bütün kesimlerine etkili olabilecek bir çalışmayı hedefledik. Gerek işyeri gerek işyerlerinin dışındaki tüm alanlarda güvenli yaşam tedbirlerinin oluşmasına yönelik bir çalışma başlattık. Bunun için de bir çatı altında olmamız gerekiyordu. Güvenli ve Sağlıklı Yaşam Derneği (GÜVSAD) aslında bu çatının ta kendisi. Dünyada son 5-6 yıldır bütünsel risk ve bütünsel güvenlik anlayışı hakim olmaya başladı. Yani riskler sadece işletme içerisinde oluşmuyor. İşletmenin dışından da işletmeye yönelik oluşabilecek ve çalışma hayatını etkileyebilecek riskler var. Bunun tam tersi söz konusu işyerlerinde oluşabilecek riskler ve işyerlerindeki risklerin işyerleri dışına taşınması gibi birtakım gerçeklikler de söz konusu. Bazı yerlerde işyeri tanımı her zaman hayal ettiğimiz şekilde oluşmayabiliyor. Örneğin belediye de bir işveren. Özellikle kamu işyerleri açısından düşündüğümüzde bir belediyenin bir park bahçeler müdürlüğünü düşünün ve işyeri tanımı yapın. Yani çok geniş bir alana yaygın. Dolayısıyla burada sağlığın ve güvenliğin tesir etmesi gereken yeri işyeri kapsamından kendi kafamızda ve yaklaşımımızda çıkartıp bütünsel bir güvenlik anlayışını…. Bakın biz bunları geçtiğimiz yıllarda düşünmeye başladık. Covid-19 Pandemisi hiçbirimizin aklından geçmeyen bir şeydi. Bugün söylemlerimizin sadece işyerlerinde değil toplumun bütününde güvenliği ve sağlığı tesir etme noktasında ne kadar doğru olduğunu ortaya koydu covid-19 Pandemisi. Dolayısıyla GÜVSAD bu anlamda kurulmuş ve faaliyetlerini pandemi koşullarına rağmen yürüten, şu anda ülke genelinde teşkilatlanan, yedi bölge başkanlığımız ve 25 büyükşehrimizde il temsilciliklerinin olduğu bir yapı. 2021 yılının sonuna kadar tahmin ediyor ve arzu ediyoruz ki 30 büyükşehrimizde şube başkanlığımız, 81 ilimizde de temsilciliğimiz, on binlerce üyemiz olacak ve hep birlikte güvenli ve sağlıklı yaşamı tesis edeceğiz.’’ şeklinde konuştu.

Önlenebilir Risklerinin yüzde 90’ı İnsan Davranışı Kaynaklı

Ceyhun Targın ‘’Bakın kamuoyunda pek çok kişi güvenlik tedbirlerini eldiven, baret, gözlük takmak yani kişisel koruyucu donanımları kullanmak olarak görüyor. Evet, bunlar son derece önemli ve muhakkak yapılması gereken şeyler ama iş sağlığı güvenliği terminolojisinde, dünyada oluşan risklerin yüzde 98’i terminolojik olarak önlenebilir. Önlenebilir risklerin yaklaşık yüzde 90’ı insan davranışı olarak. İnsan davranışı odaklı riskleri ortadan kaldırmak konusunda elimizdeki en büyük silah eğitim. Yani güvenli ve sağlıklı yaşamı tesis etmek, kabul edilebilir risk düzeyini tesis etmek için biz eğitim ve toplum bilinçlendirmesi konusunda çalışmalarımızı yürütür, hem çalışanlarımızı hem toplumun bütün kesimlerini riskli davranıştan uzak tutma noktasına getirebilirsek aslında işin yüzde 90’ını çözüyoruz. Baret, eldiven, gözlük takmak kalan yüzde 10’un içerisinde. Siz istediğiniz kadar baretini, eldivenini, koruyucu donanımını verin bilinçli bir şekilde, risk oluşturmayacak bir şekilde bunları kullanma eğilimi ve alışkanlığından uzak bir çalışanı riskten uzak tutamazsınız. O kaza mutlaka olur, o hastalık mutlaka olur ve istemediğimiz sonuçlar mutlaka olur. İşte biz güvenli ve sağlıklı yaşamın tesisi noktasında GÜVSAD olarak tam da burada yani o yüzde 90’ı realize etme noktasında gerek merkezi idareyle, gerek yerel yönetimlerimizle, akademik kuruluşlarımızla, diğer sivil toplum kuruluşlarımızın tamamıyla işbirliği içerisinde hem çalışanlarımızı hem çalışmayan, toplumun diğer kesimlerini bu konuda risksiz davranmaya yaklaştırmak, riskli davranışı ortadan kaldırma noktasında eğitmek istiyoruz. Bilinç kazandırmak istiyoruz. Amacımız ve çalışmamız bu yönde. Tabii ki iş sağlığı güvenliği bu bütünsel yapı içerisinde önemli bir yeri oluşturuyor. Çünkü en dinamik kesim iş hayatı. Çalışma hayatı içerisinde sağlık ve güvenlik tedbirlerini ve bu konudaki güvenli davranış alışkanlığını eğer yeterince tesis edebilirseniz bu aynı zamanda toplumun diğer kesimlerine de yansıyacaktır.’’ dedi.