Kabul etmek gerekir ki; olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Hem sağlık hem de ekonomik anlamda Sırat Köprüsü’ndeyiz adeta…

Koronovirüs salgını hem bireyleri hem de ülkeleri ciddi anlamda tehdit ederken, hemen öte yanda da bu tür olağanüstü dönemlerde nasıl hareket edilmesi gerektiğini anlatan reçeteler ortaya atılıyor.

Şu anda elimde hem zamanlama olarak hem de gerçeklere yakınlık derecesinde oldukça doğru sayılacak bir saha araştırma raporu var. Kamuoyu araştırma şirketi Strateji CO’nun Dünya Gazetesi işbirliği ile hazırladığı bu saha araştırma raporu,12-14 Mart tarihleri arasında 12 ilimizde ve 408 işletme yöneticisi veya sahibi ile yapılmış.

Araştırmaya katılanlara; bilgi ve endişe düzeyi, bilgi kaynağı ve güvenilirlik ile alınacak önlemlere dair sorular yöneltilmiş.

Bu saha araştırmasının ortaya çıkardığı en önemli tespit; firmalarımızın bir kriz yönetim planı olup olmadığı sorusuna verilen yanıtların yüzde 45 ile eşit çıkması…Yani; bu tür olağanüstü bir durumda firmasının ciddi bir krizden çıkış planı olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 45 ama planı olmayanlar da yüzde 45…Bu soruya yüzde 10 oranında da “fikrim yok” yanıtı verilmiş.

İlginç değil mi..?

Ayakta kalmak ve olumsuz ekonomik ortamdan fazlaca etkilenmemek için daha önceden bir hazırlığı olan ve bu konuya hem bilgisel hem de ekonomik olarak hazır olan firmalar sadece yüzde 45…İnanıyorum ki; bu firmaların normal kriz yönetme planlarının dışında B-C ve D planları da oluşmuştur mutlaka…

Aslında yüzde 45  çok kötü bir oran değil bana göre…Çünkü artık dünyadaki ekonomik, sosyal ve çevresel faktörler; firmaları “her an ve her şey olabilir” moduna uygun hale getiriyor. Bu durumda bir kriz yönetim planı olan firma oranı; yüzde 45 ise bana göre iş dünyasında yeterli kriz beklenti performansının varlığına işaret edebilir. Bir kriz yönetim planı olmayan yüzde 45 oranındaki firmalar ise; “battı balık yan gider” felsefesi ile, her türlü krize meydan okumak cesaretini de bulabiliyorlar demek ki…

Deli cesareti de denebilir buna…

Ya yüzde 10 oranındaki “fikrim yok” diyenlere ne demeli…?

Dünya yansa haberi olmayacak bu fikirsizlerin…

                               GÜVENİLİR BİLGİ KAYNAĞI:TELEVİZYON

Bu saha araştırmasında; koronovirüs hakkında en güvenilir haber kaynağının yüzde 60 oranı ile televizyon olduğu ortaya çıkarılmış. Bunu yüzde 38 ile Sağlık Bakanlığı, yüzde 19 ile internet haberleri ve yüzde 16 ile sosyal medya takip ediyor. Gazetelerin güvenilir haber kaynağı sıralamasındaki oranı ise; yüzde 3 gibi komik bir rakamda…

Ankete katılanların yüzde 18’i virüs salgınından “hiç endişe etmediğini” söylemiş. Endişe duyanların oranı yüzde 26 olarak ortaya çıkarken, yüzde 20’lik kesim ise “ne endişe duyuyorum, ne de duymuyorum”demiş. Endişe edenlerin oranı; yüzde 27, çok endişeli olanların oranı ise yüzde 9

Krizin süresi ile ilgili olarak yöneltilen soruya yüzde 7’lik kesim “1 aydan az” şeklinde yanıt vermiş.1 Ay diyenler yüzde 23, ”1 ile 2 ay arası” diyenler yüzde 26 oranında olmuş. Araştırmaya katılanların yüzde 25’i “2-6 ay arası” derken, yüzde 5’lık kesim ise “6 aydan fazla sürer” demiş.

Gerçekten iyi bir araştırma olmuş. Hiç olmazsa son 1 haftada reel sektörün ve ticaret dünyasının soruna nasıl baktığını öğrenmiş olduk. Araştırmayı yapan 2 kurumu içtenlikle kutluyorum.

Aslında bu tür araştırmalar Bursa’da da yapılmalı ve bu salgın hastalık krizinin Bursa’daki yansımaları da sayısal olarak ortaya çıkarılmalıdır. Bu konudaki görev; tabii ki Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’na düşüyor. 40 Bine yakın üyesi olan BTSO; yapacağı veya yaptıracağı böyle bir araştırma ile hiç olmazsa üyelerinin istek ve beklentilerini öğrenirken, Bursa kamuoyuna da üye işletmelerin son durumunu açıklayabilir.

Bu tür bir araştırmanın Bursa ölçeğinde ve kentimize özel sorular da eklenerek hemen yapılması gerekiyor bence…

Hem de çok geç kalmadan..!

İşletmelerin moral ve motivasyonunu artırmak için alınacak tedbirler için de bir kriter olabilir böyle bir çalışma…

Herkesin iyi haberlere ihtiyacı var artık…Yorulduk ve yıprandık koronavirüs haberlerinden çünkü…

Haydi hayırlısı..!

ÖZLÜ SÖZLER: Düşerken iki şeyi asla unutma…Seni kimin ittiğini ve seni kimin tutmadığını…Ayağa tekrar kalkınca lazım olacak sana…(Kerem YORMAZ)