MADDE 12/4 Bendi: “Taraf Devletler ve erkek çocukları başta olmak üzere toplumun tüm üyelerinin iş bu sözleşme kapsamındaki tüm şiddet türlerini önlemek üzere gerekli tedbirleri alır.”

MADDE 12/5: Kültür, Örf ve Adet, Gelenek, din veya sözde “Namus” un iş bu sözleşme kapsamında ki (Homoseksüellere yapılacak) herhangi bir şiddet eylemi için mazeret oluşturmamasını sağlar. Madde gereği toplumun ahlakı değerleri kültürü ve namus değerleri kullanılarak, sapkın ilişkilerin önlenmesine set çekilemez.

MADDE 14/1: Taraflar gerektiğinde kalıplaşmamış toplumsal cinsiyet rolleri (Karı koca ilişkilerinin dışında olan homoseksüel ilişkiler) gibi konulara ilişkin öğretim malzemelerinin resmi müfredat içerisine ve Eğitimin her seviyesine eklenmesi için gerekli adımları atar. Metin oldukça açık ve kapsayıcı olup homoseksüel ilişkilerin toplumda teravüz etmesi için okullarda ve öğretim kurumlarında gerekli tedbirlerin alınması gerekirse ders müfredatlarında bu konulara yer verilmesi gerektiğini ifade eder.

MADDE 20: Taraf Devletler şiddet görenler için (Homoseksüel yani kadın kadına veya erkek erkeğe yaşayanlara) gerektiğinde yasal ve psikolojik danışmanlık, mali yardım, konut, eğitim öğretim ve iş bulma desteği gibi hizmetleri de gerçekleştirecektir.

MADDE 30: Mağdurlara Tazminat Hakkı: Şiddet uygulayan kişinin sosyal güvencesi yoksa şiddet görenlere (Homoseksüellere) devlet tazminat ödeyecektir. Normal kişiler arasındaki maddi ve manevi tazminat davaları sonuç da kişilerin bizzat kendilerini bağlar. Yani mahkeme lehinize bir tazminat hükme etmiş ise bu miktarı karşı tarafın, karşılaması gerekir. Ancak dikkat edilirse bu madde de eğer toplumsal cinsiyetinden dolayı aşağılana kişi karşı taraftan tazminat alamaz ise, devletin bu tazminatı ödemesi gerektiğini açıklar.

MADDE 42 :…. Herhangi bir şiddet eyleminin gerçekleşmesini müteakiben başlatılan cezai işlemler de ………. Sözde Namus’un bu eylemlerin gerekçesi olarak kabul edilmemesini sağlamak üzere gereken hukuki tedbirleri alır.

MADDE 60: Zulümden korkulduğu durumlar da başvuranlara mülteci statüsü verilecek. Her devletin yasalarında mültecilik kavramı açıklanmış olup, umumiyetle kişilerin yaşadığı devlet içerisinde sırf inancında veya mensup olduğu gruptan dolayı eza cefa görmüş ise AB ülkeleri umumiyetle bu şahısları mülteci kabul etmektedir. Sahip olduğu toplumsal cinsiyet dolayısı ile, herhangi bir nedenle yaşadığı ülkede aşağılanan insanlar tarafından kabul görmeyen kişiler, homoseksüellik nedeni ile bana baskı yapılıyor şeklinde beyanda bulunduklarında imzalayan ülkeler bunların irticalarını sırf bu nedenden dolayı kabul etmek zorundadırlar

İstanbul sözleşmesinin bazı maddelerin yukarda sıraladık. Bu maddelerin içeriğini bir Müslüman olarak kabul etmek mümkün değildir. Hani iktidarımızın kullandığı bir slogan vardı. “Biz Bize yeteriz Türkiye” düşmana ne hacet var, biz bize yetiyoruz nasılsa. Çünkü bize saldırıları yapanları, maddi ve manevi hayatımıza kasteden mihrakları hem biliyoruz, onlara lanetler okuyoruz ve hem de onlarla birlikte kendi toplumumuzu, aile ve sosyal hayatımızı yeniden formatlayacak olan bu yabancı akımlarla işbirliği kuruyoruz. Maalesef toplumumuz bu tip kombinasyonlara alıştırıldı. İşler her kötüye gittiğinde sığındığımız bir telafi metodu vardı. Türkiye’mize yöneltilen dış güçlerin saldırıları… İşte İstanbul sözleşmesi, Türk aile yapımımıza, örfümüze, âdetimize ve inancımıza yapılan en büyük saldırıdır.  İktidar gücü elimizde, meclis ekseriyeti elimizde, ama milletin makus tarihine kasteden bu sözleşmeyi iptal edecek siyasilerimiz nerede?