İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı için yarışan Selçuk Türkoğlu ve Yüksel Yılmaz arasındaki mücadeleyi Türkoğlu kazandı.

Başabaş geçeceğini tahmin ettiğimiz ve Türkoğlu'nu kazanmaya yakın bulduğumuz seçim aynen öyle sonuçlandı.

237'ye karşı aldığı 348 oy ile başkan oldu.

101 oy farkı ile il başkanı koltuğuna oturan Selçuk Türkoğlu'ndan, ikinci olağan kongre süreciyle birlikte aktif muhalefet yapması bekleniyor.

Önümüzdeki günlerde icraatlarını hep birlikte izleyeceğiz.

Selçuk Bey'in etkili hitabeti ve çalışkanlığı birleşince, İYİ Parti için Bursa'da iyi bir dönem olacağı öngörülebilir.

Yüksel Yılmaz il başkanlığını yürüttüğü zamanda, milletvekili adaylığı için istifa ederek görevinden ayrılmıştı biliyorsunuz.

Yeniden başkanlığa niyetlenen Yılmaz'ın bu isteği, yüksek oy almasına rağmen gerçekleşmedi.

Siyaset de nasip kısmet işi bir bakıma. Belki kendisi için farklı kapı açılacaktır sonrasında.

Görünen şu ki; Yılmaz'ı destekleyen de geniş bir kitle var parti içerisinde.

Kendisine tabanın ilgisi yoğun. Bu da parti içerisindeki gücünü, etkisini gösteriyor.

Selçuk Başkan bu kitlenin de desteğini alarak birlikte çalışmalı.

Aksi halde parti içi çekişme, parti içi muhalefet kaçınılmaz olur.

Konjonktürün de kendilerinden yana olduğu bu fırsat iyi değerlendirilirse, genel ve yerel seçimlerde başarı kazanılır.

Bana göre kongre yarışının sonucu bunu gösteriyor.

DEVA İL BAŞKANI VE KURUCU HEYETİ ATANDI

 

Ali Babacan'ın partisi DEVA, teşkilatlanma çalışmalarını sürdürüyor.

Bursa İl Başkanlığı görevine İktisatçı Serkan Özgöz atandı.

Daha önce hiçbir siyasi partide aktif siyaset içerisinde bulunmamış olan Özgöz, ilk kez siyasete giriyor.

Serkan Özgöz ile birlikte Bursa kurucu heyetinde, il yönetiminde yer alan isimler şöyle:

Burak Yalım, Burak Bilgin, Serdar Gören, Canan Cihan, Yağmur Koç, Mümtaz Öztürk, Hamza Türk, Şahan İdikurt.

**********

MASKEYİ ARTIK İSTEDİĞİNİZ YERE TAKABİLİRSİNİZ!

Koronavirüs salgını nedeniyle tam 22 ilde 65 yaş üstü yasakları geri geldi.

Kurallara çoğunluk tarafından uyulmadığından ve normalleşme adımlarının getirisi olarak, salgının boyutları arttı, giderek de tırmanıyor.

Test sonuçları iki üç günde çıkıyor, hal böyle olunca şüpheli hastalar evlerine gönderiliyor. Çoğunluk da otobüsle, metroyla gidiyor.

Saatlerce test sırası bekleyenler sosyal mesafe kuralını çiğniyor.

Karantinada olması gerekenler, ağrım sızım yok diyerek kalabalık yerlerde dolaşıyor.

Bazı şehirlerde vaka sayıları mart, nisan aylarını aştı, kırmızı alarm verildi.

Özellikle genç kuşak maske takmamakta ısrar ediyor. Verilere göre, asıl bulaştıran da bu yaş grubu.

Dünya Sağlık Örgütü, 20'li, 30'lu yaş grubuna dikkat çekiyor bu anlamda.

Asıl bu kesime yönelik kati kurallar getirilmeli.

Bir de tabi yasakların uygulanır olması, yasak koymaktan çok daha önemli.

Zira yasağa uyulmadıktan sonra, yaptırım uygulanmadıktan sonra hiçbir hükmü yok. Denetimlerin ne toplu ulaşımda ne çarşı pazarda gerektiği gibi yapıldığını görüyoruz.

Tüm dünya diken üstünde, virüsün 10 kat daha bulaşıcı hale geldiği belirtilmekte.

Her geçen gün vaka sayılarında yükseliş var.

Üstelik günlük rakamların 10 ile çarpılması gerektiğini bizzat hekimler dile getirmekte.

Gelinen nokta tamamen ekonomik kaygılar nedeniyle oluşmuş, oluşturulmuş durumda.

Doktorlar, sağlıkçılar isyan ediyor haklı olarak.

Babasını salgın yüzünden kaybeden, mesleğinde henüz bir yıllık genç hekimin, kurallara uyulmamasına ve maske takılmamasına tepki olarak sarf ettiği sözü çok manidar;

“Şu saatten sonra maskeyi artık istediğiniz yere takabilirsiniz!”

Yaşananlar çok acı, çok üzücü.

Kimse kendisinin ya da sevdiklerinin başına gelmesini istemez.

O nedenle kurallara uyalım, uymayanları uyaralım.

Boyut artınca, ben de bir kez daha vurgulamak istedim.

**********

Günün Sözü

“Sevdiklerinizi yüreklerinden

sımsıkı tutun.

Yarın çok geç olmakla

meşhurdur.”