On TV ekranlarında yayınlanan ve Can Ertan’ın sunduğu Can Ertan ile Gündem Programına CHP Bursa İl Kadın Kolu Başkan Adayları Vildan Özkula, Aysel Okumuş ve Sara Mızrak konuk oldu. Programda CHP Bursa Kadın Kolu İl Kongresi hakkında konuşuldu.

Hanife ÖRSOĞLU/ÖZEL HABER

Vildan Özkula CHP İl Başkanlığı sürecindeki çalışmalarını anlattı. Özkula ‘’Bursalıyım, ilkokulu, ortaokulu, liseyi Bursa’da bitirdim. Yıldırım Beyazıt Lisesi mezunuyum. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdim. 35 yıl eğitimcilik yaptım. 20 yıl Süleyman Çelebi Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptım. 15 yıl da dershanelerde öğretmenlik, idarecilik yaptım. Üniversite hazırlık, KPSS hazırlık kurslarına girdim. Evliyim, üniversite mezunu iki evladım var. Eşim Bora Özkula Bursa Devlet Tiyatrosu sanatçısı. Kendisi Bursa’nın seçimle başa gelmiş ilk müdürlerindendir. Aslında politika hiç aklımda yoktu. 35 yıllık zorlu bir eğitimcilik hayatından sonra emekli olmaya ve dinlenmeye karar vermiştim. Ama şartlar çok farklı bir yönde gelişti. Biz 657 sayılı kanuna tabii olduğumuz için herhangi bir siyasi partiye üye olamıyoruz. 12 Eylül’de ben üniversite öğrencisiydim. Bütün o zorlukları yaşamış biriyim. Emekli olduktan sonra CHP’ye üye olmaya karar verdim. Benim rozetimi Murat Karayalçın taktı. Üye olduktan iki-üç hafta sonra referandum çalışmaları başladı. Kendimi hemen sıcak siyasetin içinde buldum. Nilüfer İlçe Kadın Kollarıyla biz haftalarca sokak ve alan çalışmaları yaptık. Köylere, evlere gittik. Çalmadık kapı bırakmadık. Oradaki çalışmalarım herhalde referans olarak alındı. O dönemde İl Başkanımız beni çağırdı ve İl Kadın Kolu Başkanlığı’na beni düşündüklerini söyledi. Ben de henüz bir siyasi tecrübemin olmadığını söyledim. Başkanımıza, bu teklifi eski kadın kolu başkanlarımıza götürebileceğini söylediğimde onun zaten böyle yaptığını ancak olumsuz yanıtlar aldığını öğrendim. Konuyu ailemle görüştüm ve teklifi kabul ettim. Biz göreve geldikten bir hafta sonra adalet yürüyüşleri başladı. Yönetimdeki arkadaşlarımızı bu yürüyüşlerde tanıdık. Böyle bir dönemde tek adam rejimine hayır deme şansımız vardı ve bu şansı kullanmak zorundaydık. Fakat referandumdan evet sonucu çıktı. Adalet yürüyüşleri, genel seçimler, yerel seçimler, İstanbul seçimleri sırasıyla geldi. Biz hiç oturan bir başkan ve ekip olmadık. Biz hep alanlarda, sokaklardaydık. Var olmak zorundayız. Bu yüzden siyasetin içindeyiz ve siyasetin içinde olmaya devam edeceğim. Geçtiğimiz gün 3 Mart Devrim Yasaları’nın yürürlüğe girdiği gündü. Biz 96 yıl önce bu Laikliğe geçişin en büyük adımını attık. Hilafeti kaldırdık, Diyanet’i ve Vakıfları siyasetin dışına aldık. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Milli Eğitim’i bilimsel eğitim metotları üzerine yerleştirdik. Orduyu siyasetin dışına aldık. Ama bugün neredeyiz? Bilimsel temele oturan bilimsel Milli Eğitim sistemi bitti. Adalet sistemimiz çöktü. Ekonomi iflas etti. Biz bu büyük sorunların üstünü örtmek için sürekli suni gündem yaratıyoruz. Savaştayız, şehitlerimiz var. 17 yıldır iç ve dış politikada son derece beceriksiz, ekonomide beceriksiz, eğitimi çökerten, hak adaleti çökerten bir iktidar var başımızda. Biz nasıl politikanın içinde olmayalım? Kadın sesi gerekiyor. Bizim mücadele etmemiz lazım. O yüzden tekrar elimizi taşın altına koyduk, tekrar adayız. Adalet yürüyüşleri, genel seçim, yerel seçim, İstanbul seçimleri ile tecrübe kazandık ve hep alanlardaydık. Benim öğretmenlikten gelen bir titizliğim var. Biz çalışmalara gittiğimiz zaman önceden bir kroki hazırlarım. Arkadaşlar da o krokiye göre sokaklara dağılır. Ayrıca herkesin elinde raporları vardır. Yerel seçimlerden önce Biz Dokunmak Projesi diye bir proje geliştirdik. Bütün köy dernekleriyle ilişkiye girerek o köydeki kadınların neye ihtiyacı var diye araştırdık. İlk yardım, anne çocuk sağlığı, hukuk gibi alanlarda eksikleri olduğunu tespit ederek uzman arkadaşlarımızla beraber seminerler verdik. Ben Meclis üyeliğine adaylığımı koydum. Zaten bizim İl Kadın Kolu Başkanlığı’nda bir maddi kazancımız yok. Meclis üyeliğinden de bir kazancım yok. İlçe Kadın Kolu Başkanlarımız ve yönetimimiz benim mutlaka aday olmamı istedi. Böylelikle Kadın Kolları’na daha çok faydam olacaktı ve ben meclis üyesi olduktan sonra ilk iş olarak meclise bir kadın komisyonunun kurulmasını önerdim. Ve bunu meclisten geçirttim. Bir kadın aile çocuk komisyonu kurdurdum. Ardından hemen bir önerge verdim. Son yıllarda kadına şiddet, taciz gibi olaylar çok arttı. Bütün başkan ve yönetimler olarak biz bir seminer düzenledik. Şiddete uğrayan kadınlar ne yapacaklar? Nerelere başvuracaklar? Hukuksal hakları nelerdir? Bunlarla ilgili seminerler başlattık. Birinci etabını tamamladık. Açev ile işbirliği yaparak okuma yazma kursları düzenlenmesiyle ilgili önerge verdim. Koltuk derdimiz yok, bizim bundan bir maddi çıkarımız da yok. Şimdi kadın kollarının eli rahatladı. Çünkü belediyenin içindesiniz. Aslında meclis üyeliğimi kadın kolları için kullanıyorum diyebilirim. Benim üç yıldır devam eden bir kemik yönetimim var. Dediğim gibi önce atama sonrasında beş adaylı bir seçimin ardından devam ediyoruz. Bizim belki de en büyük başarımız çok iyi bir yönetimle çalışıyor olmamız. Ve hiç ben demeden biz olduk. Eski yönetimim aynen devam ediyor. Sadece kota yükseldiği için dört-beş genç takviyesi yapacağım. Teknolojiden anlayan, bize destek olacak gençler lazım. ‘’ dedi.

‘’Hepimizin yolu açık olsun’’

Aysel Okumuş parti üyeliği süreci ve seçim sonrasında başkan olursa yapacakları hakkında ‘’Ben 1958 Eskişehir doğumluyum. 7 çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğuyum. İlkokul ve ortaokuldan sonra Isparta Kız Öğretmen Lisesi’nden mezun oldum. Anadolu Üniversitesi’nde önlisansı bitirdim ve öğretmenliğe başladım. 16 yıl köyde hizmet verdim. Emekli olduktan sonra yeni bir şeyler yapmam gerekir diye düşündüm Kent Konseyi Kadın Merkezi Başkanlığı’nı yürüttüm. Pek çok sivil toplum örgütünde görev yaptım. 1980 döneminde Eğitim-İş Sendikası’nın kurucu yönetiminde yer aldım. Daha sonra iki dönem Nilüfer Belediyesi Meclis üyeliği yaptım. Gerçekten siyasetin içinde yoğruluyoruz. Eşim Kestel’de görev yaparken bütün sorunlar ona gelirdi. Eşim oradaki insanlara çözüm bulmak için elinden geleni yapar, hatta evimize ekmek alacak paramız bile kalmazdı. İkimizin de maaşı tamamen bu tür aktivitelere giderdi. Bunu hiç sorun etmeden birbirimize dayanarak yolumuza devam ettik. Daha sonra bir yerden başlamak gerekir dedik. Eşim beni yetiştiren kişi oldu. Hep sol fikri ve ezilenden yana olmak düşüncesi ile büyüdüm. Bu beni siyasete getirdi. 1996 yılından beri partinin içinde oldum. Kestel’de Kadın Kolları Başkanlığı’nı yürüttüm. Nilüfer’de Ahmet Atalay’ın yönetiminde çalıştım. Daha sonra partinin bütün etkinliklerinin her kademesindeki çalışmalarda öndeydim. Yoluma bu şekilde devam ettim. Bunun dışında kadınların mutlaka bir yerlerde olması gerektiğini düşünerek Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanlığı rolünü de üstlendim. Bir taraftan parti çalışmaları, bir taraftan o rol beni daha da olgunlaştırdı. Kent Konseyi Kadın Meclisi’nde Kadın Hukuk ve Siyaset bölümünde çok güzel işler yaptık. Kadını hayata hazırlamak için ‘’Kadın Hayata Yakın’’ Projesiyle yola çıktık. Arkadaşlarım bana destek oldular, beni daha iyi yerlerde görmek istediklerini söylediler. İki dönem meclis üyeliğine devam ettim. Burada da yine kadın sorunları, kadının bilinçlenmesi ve kadının sokağa çıkmasıyla ilgili çok güzel çalışmalar yaptık. Ben inanıyorum ki Nilüfer’deki çalışmalar bütün belediyelere yansıyacak. Bütün kadınlar siyasetin her alanında olmalı diyorum. Vildan hanımla görüştüğümüzde Kadın Kolu Başkanlığı’nın çok yorucu olduğunu söyledi. Hepimize kolay gelsin. Vildan hanım ve Sara hanım varsa ben niye bu işe dahil olmayayım ki dedim. Önemli olan örgütün istediği doğrultuda, istediği şartlarda, istediği bir başkanla yürümek. Diğer iki arkadaşım için hiçbir şey söyleyemem çünkü onlar pırıl pırıl insanlar. Parti için emeklerini, zamanlarını, her şeylerini vermişler. Aynı şekilde ben de devam ettim, edeceğim, başaracağım. Hangi arkadaşım kazanırsa onunla birlikte yürüyeceğiz. Bütün acıları kadınlar çekiyor. Askerimiz ölüyor, kadın eşsiz, çocuksuz kalıyor. Büyük bir acı. Allah onlara dayanma gücü versin. Onun dışında sadece şubat ayında 22 kadın öldürüldü. Bunu önlemek, kadınlarla birlikte yol almak, kadınları bu konuda nasıl duyarlaştırabiliriz, nasıl kitlesel olarak hareket edebiliriz diyerekten, kadın, gençlik, çocuk hep birlikte bu çalışmalara devam etmek amacıyla ben yola devam dedim ve çalışmalarımda da aynı şekilde sokak üzerinde çalışmak, dokunmak, dokunurken sadece seçim zamanı değil, yarın seçim olacakmış gibi aynen yola devam edip her gün belirli yerlerdeki kadınlarımızı veya mahalleleri paylaşmak ve burada örgütlü bir çalışmayla devam etmek. Üye sayımızı artıracağız. Başkanımız gerçi çok çalıştı, emek verdi ancak bazı ilçelerimizde kadın kollarımız kurulmadı. Oradaki çalışmalara hız vermek, başkanımızın bıraktığı yerden devam etmek. Neden orada da bir kadın kolları ilçe başkanlığımız açılmasın? Bu kadınları örgütlemek, kadınlarla birlikte yol almak en güzel hedefimizdir diyorum. Hepimizin yolu açık olsun. Hepimiz çok güzel görevlerde bulunduk. Görevlerimize devam edeceğiz. Başarılar diliyorum arkadaşlara. Ne güzel bir yoldayız. Selam olsun bizlere. Benim tecrübem çok önemli. Örgütüm, arkadaşlarım bana ‘sizin tecrübeniz, bizim enerjimiz birleşsin ve yola devam edelim’ dediler. Neredeyse ekibimin tümü gençlerden oluşuyor. Heyecanlı, dinamik ve başarmak için çalışan bir ekiple yola devam ediyorum. Özlenen tablonun bir parçası olacağız. Neden olmasın diyerek yola çıktık.’’ İfadelerini kullandı.

‘’Başarmak seçimi kazanmaktır, oy yükseltmek değildir.’’

Sara Mızrak CHP’deki üyelik süreci ve adaylığı hakkında ‘’Erzurumlu 8 çocuklu bir ailenin yedinci çocuğuyum. 1972 Ağrı doğumluyum. Bir dönem halk eğitim merkezinde kurs verdim. Daha sonraları bir butik açtım. 2014’te iş yerini kapattım. Bir oğlum var. BTSO Anadolu Lisesi’nin 3 yıldır okul aile birliği başkanıyım. Engelli Kadınlar Derneği’nin üyesiyim. Adaletli, güzel bir seçim olacağına inanıyorum. Aslında ben siyasete girmedim, siyasetin içinde doğdum. Atatürk Erzurum’a geldiğinde dedem onu gezdirmişti. Benim dedem ayrıca kovan bakıyordu yani bal üretiyordu. Bununla ilgili Atatürk’le ilgili aralarında güzel bir sohbet geçmiş. Ardından Atatürk, dedeme bir saat hediye etmiş. Dedem 1973 yılında ölünceye kadar o saat konuk odasında asılı durdu. Ben siyaset yapmayı seviyorum. Babam da seviyordu. O yüzden bana da aşılandı diye düşünüyorum. Bazı şeyleri çok duygusal karşılıyorum. 31 sene Orhangazi’de yaşadım. Ben ilk partiye üye olduktan sonra SHP vardı. Sonra CHP’ye geçiş olurken şunu net hatırlıyorum: Biz Orhangazi’ye 1985 yılında geldik. CHP’ye bir yer tutulmuştu ama tabela yapacak biri yoktu. Babam dönemin ilçe başkanıyla birlikte bir araba plakasına ‘’CHP’’ yazdırmıştı. Bugünlere de geldik. Allah nasip ederse yaşadığımız sürece partimizin arkasındayız. Orhangazi’den buraya 2015 yılında taşındım. 2015 yılında İl Kadın Kolunda görev aldım. O yönetim on yedi ay sonra istifa etmişti, ben etmemiştim ancak görevimiz bitmişti. O zamanlar referandum dönemiydi kadın kolu başkanı henüz yoktu. Ben il başkanımızdan görev talep etmiştim. Gürsu’da bir ekip kurmuştum. Vildan hanım 25 günlük üye iken onunla tanışmıştık. Çok heyecanlıydı. Bize bir proje vermişlerdi ve projeyi ortak yapmıştık. Bir aileye yardım etmiştik. Vildan hanım bana o gün CHP İl Kadın Koluna üye olduğunu ve ileride başkan olacağını söylemişti. Sanırım içine doğmuştu. Sonra da başkan oldu. Sonrasında kongrede karşı karşıya geldik. Ben parti içi demokrasi yarışını kazanamadım. Vildan hanım kazandı fakat o gün salondan çıkarken tekrar aday olup planlarımı gerçekleştirme kararı almıştım. Örgütü tanıyorum, sokağı tanıyorum, AKP’nin girip de bizim giremediğimiz mahalleleri biliyorum. Orada nasıl siyaset yapacağımı biliyorum. Kontrollü bir biçimde, parti içindeki kadınlarla beraber Bursa’yı ayağa kaldırmaya çalışacağım. Başarmak seçimi kazanmaktır, oy yükseltmek değildir. Ben kazanmak için buradayım. Önceliğimiz örgütün her kademesinde çalışmış tabii ki genç bir ekip. İçerisinde ablalarımızın tecrübesinden de faydalanacağız. Sürpriz isimler de olabilir. Yapacağımız projelere aktif olarak katılabilecek, iş olarak kendisini etkilemeyecek, zamanını daha fazla ayırabilecek bir ekip olacak. Bizim partide gençlerin önünü açalım tarzında bir söylem var. Ben genç bir adayım. Benim önümü açsınlar, ben çalışayım. Zaten bunu biliyorum. Bunun mutfağından geliyorum. Bu anlamda kendime de güveniyorum. Listeye aldığım arkadaşlarıma da güveniyorum.’’ şeklinde konuştu.