Özel haber / Fatma Dillioğlu

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri eş zamanlı olarak hazırladıkları bildiriyi Türkiye’nin vilayetlerinde okudu. Bursa’da ise İl temsilciliğini Cemile Boncuk’un yaptığı Kadın Meclis’i Nilüfer’de bir araya geldi. Boncuk ve arkadaşları Nilüfer 3 Fidan Parkı’nda bildiriyi okuyarak kamuoyu ile paylaştı. Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Cemile Boncuk; “Kadınlar en temel haklarını, yaşam haklarını savunuyor. Yaşam hakkımızın güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasını kabul etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak, şiddetin önünü açmaktır. 6284 daha erken yürürlüğe girseydi korunabilecek ve belki yaşayacak olan Ayşe Paşalı’nın, 23 kez şikâyette bulunmasına rağmen korunmayan ve öldürülen Ayşe Tuba Arslan’ın, bütün kadınların mücadelesinde “ölmek istemiyorum” sözleri çınlayan Emine Bulut’un, Kendi kanıyla onu yaralayanın adını yazan Nurtaç Canan’ın, kaybettiğimiz ya da büyük yaralarla hayatta kalmış olan bütün kadınların yaşam mücadelelerini yok saymaktır” diye konuştu.

Boncuk; “Karşı çıktıkları İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin anahtar metnidir. Kadınların, sadece kadın oldukları için uğradıkları bütün şiddet biçimlerine son vermek üzere imzalanmış bir uluslararası sözleşmedir. Sözleşme, eşitsizliğe son vermek, kadına yönelik şiddetin her türlüsünü önlemek, kadınları yaşatmak için kamunun yapması gerekenleri tek tek anlatır, çözüm gösterir. Yaşam için, eşitlik için, özgürlük için bizim yol haritamızdır. İstanbul Sözleşmesi her türden ayrımcılığı önler, kadınların kendi hayatları hakkında karar vermelerini, hayır diyebilmelerini, şiddetsiz yaşayabilmelerini güvence altına alır. Herhangi birinin toplumsal cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelimi nedeniyle şiddete maruz kalmasını, ayrımcılığa uğramasını engeller. Kadınları korur, gerçek adaleti sağlamak için gerekli süreçlerin hem soruşturma hem de yargılama süreçlerinde etkin ve doğru işletilmesini sağlar. Eşitliği sağlayacak politikaları geliştirip uygulayarak toplumsal cinsiyete dayalı şiddet gerçekleşmeden önce önlemek için gerekli mekanizmaları işletme yükümlülüğü getirir. İstanbul Sözleşmesi’nin yok sayılması, onun iç hukuktaki yansımasının, 6284’ün yok sayılmasıdır; bugüne kadar sayamayacağımız kadar kadını ölmekten kurtaran, etkin uygulansaydı daha da fazla kadını kurtaracak olan yasanın, yaşam şifremizin yok sayılmasıdır” dedi.

 

“Son on yılda bu ülkede yüzlerce kadın cinayeti işlendi”

Boncuk; “Sadece bizim tespit edebildiğimiz 2983 kadın öldürüldü. Kadınlar en çok, en yakınları tarafından, en güvende olmaları gereken yerlerde öldürüldüler. Kadın cinayetlerinin azaldığı tek yıl, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı ve devletin artık kadın cinayetlerine karşı politika geliştireceğini imza altına aldığı 2011 yılıydı. O günden bu güne, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 etkin uygulansaydı, isimlerini mücadelemize kazıdığımız yüzlerce kadın yaşayabilirdi. Hayatta kalan kadınlar ise Sözleşme’nin ve 6284’ün uygulanması için canla başla karakollarda, adliyelerde, sokaklarda mücadele ederek hayatlarını geri aldılar. Bugün konuşmamız gereken, İstanbul Sözleşmesi’nin nasıl daha etkin uygulanabileceğidir. Bir erkeğin elindeki silah tutukluk yaptığı için hayatta kalan kadınların yaşamı bir tesadüfe bağlı olamaz. Bir kadın yaşamak için devletin kapısına 46 kez gitmek zorunda olamaz. Boşanmak istediği için, kendi ayakları üzerinde durmak istediği için, ekonomik özgürlüğünü kazanmak istediği için öldürülen ve her gün ölüm tehdidi alan kadınlar yasalarla ve sözleşmeyle yaşamalı. Çünkü biz "evet diyebildiğimiz kadar hayır da diyebilmek istiyoruz". İşte bugün şiddetten kurtularak hayatta kalan kadınlar, Sözleşme'nin ve 6284'ün nasıl bir hayati öneme sahip olduğunu "yaşayarak" gösteriyor. Kadın cinayetlerini durdurmak için, kadına yönelik şiddete son vermek için, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284’ün etkin uygulanması şart. Eşit yaşama hakkımızı tartışma konusu etmenize izin vermiyoruz. Devleti toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda tam yükümlülük altına sokan, politika geliştirme ve uygulama sorumluluğunu veren İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmanıza izin vermiyoruz! Kadın cinayetlerini durdurana kadar, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 etkin uygulanana kadar kadınlar durmayacak. Bu mücadelede hiçbir kadın asla yalnız yürümeyecek” açıklamasını yaptı.