.

Sene 2019 ve 2020’ye merdiven dayadık. Ağır ağır tırmanırken merdivenlerden o malum soru geldi yeniden. Yılbaşında ağaç mı süslesek, hindi mi kessek, Noel babanın elini mi öpsek? Öbür taraftan kara cahil bir ses yükseldi; ‘’Siz Hristiyan mısınız, bizim adetlerimizde yok böyle birşey, Avrupalılaşıp kendi kültürünüzü yok etmeyin.’’ O ses karanlığa karıştı yeniden. Kimse dönüp ses etmedi, kara cahillik görüşümüzü kapattı, siyah beyaz bile bakmanın mümkünatı olmayan dünyaya karanlık hakim oldu.
Noel ile yeni yıl aynı konseptler miydi peki? Kutlama amaçları ve yapılan aktiviteler aynı mıydı? Yeni yılı sakın kutlama kafir olursun, dinden çıkarsın, gayrimüslimlere dönersin diyenlerin tam olarak dayanağı neydi acaba? Kucaklaşma dinine sahip değiller mi Müslümanlar? Ötekileştirmezler, herkesi benimserler, ırktan, dinden dolayı kimseyi ayırmazlar, öyle değil mi? Pekala neden bu müslüman, gayrimüslim kavgaları? Dünyada sadece tek bir renk olsa bu denli eğlenceli bir dünyaya sahip olabilir miydik? Herkes tek tip olsa, üretkenlik, yaratıcılık becerilerimiz gelişir miydi? Dünyayı güzel kılan onlarca rengin ahenkli bir şekilde oluşturduğu tablo değil miydi? O zaman bölmeye, ayrıştırmaya, ötekileştirmeye, gayrimüslim diye hor görmeye ne ihtiyacımız var?
İlk önce bilgi kirliliğini yok etmek için Noel bayramı ile yılbaşı kutlamalarının farklarını açıklayalım. Noel dediğimiz bayram, Hz. İsa’nın doğumunu kutlamak için yapılan bir kutlamadır. 24 Aralık gününü Noel arifesi olarak kabul ederler, çünkü Hz. İsa’nın 24 Aralık gecesi dünyaya geldiğini öngörürler. 25 Aralık günü ise dini bir bayram olan Noeldir. Bu bayramın geleneksel ögeleri; süslenmiş bir çam ağacı ve ağacın altına aile fertleri için alınan belli başlı hediyeler, süslü, renkli çoraplar ve tabii ki Noel babadır. Tamamen dini bir bayram olan Noel; Hristiyanlar için çok önem arz etmekte ve her sene büyük bir coşkuyla kutlanmaktadır. Müslüman halklar nasıl Kutlu Doğum Haftası’nı kutluyorsa ve Hz. Muhammed’e sevgilerini gösteriyorsa, Hristiyanlar da Noel arifesi ve Noel bayramında Hz. İsa’ya karşı sevgilerini gösterip kutlama yapıyorlar. Son zamanlarda Noel bayramı dini bir kutlamanın yanı sıra; yardımlaşma ve sevgi gösterisi haline de geldi. Aileler bir araya gelip birbirlerine hediye alıyor, birlikte eğlenip kutlama yapıyor ve senede bir gün de olsa birbirlerini mutlu ediyorlar. Bunda yadsınacak bir durum olmasa gerek?
Aynı şekilde bir Müslüman, bir Yahudi, bir Hindu tanrısına inanan, bir ateist de Noel bayramını kutlayabilir. Ancak bu bayramı kutlamak onları inandığı doğruların dışına çıkarmaz, onları kendi hayat görüşlerinden farklı bir görüşe sevk etmez. Dünyada bu tarz bayramların olması tüm farklı dinlere mensup, tüm farklı etnik kökenlerden olan insanları bir araya getirmek için büyük bir fırsat olsa gerek. Sevmeyi, sevilmeyi, bir olmayı, birlik olmayı, farklı inançlara saygıyı ve sevgiyi teşvik edici bayramlardır bunlar. Biz Müslümanız diye herkesin Müslüman olması şart değil, veya Avrupa halkı Hristiyan diye bizim de Hristiyan olmamız şart değil. Şart olan; farklı görüşlerin ortak bir paydada buluşup karşılıklı sevgi ve saygı alışverişi yapabilecekleri bir ortam yaratabilmek.
Gelgelelim yılbaşına. Yılbaşı bir dini ritüel olmayıp, başlayacak olan 365 gün 6 saati mutlu, huzurlu, sağlıklı geçirebilmek adına bir gün öncesinden sevdiklerin ile birlikte geçireceğin, bir önceki seneye elveda diyeceğin bir gecenin kutlaması. Ülkemizde yeni yıl, Batı ülkelerinde Noel’in kutlanması gibi aslında. Bizler de çam ağacı süsleyip, renkli kıyafetler giyip, sevdiklerimiz ile birlikte mutlu ve huzurlu bir akşam geçiriyoruz. Herhangi bir yanlış, absürt durumun bulunmadığı bu olay kara cahil kimseler tarafından ağır eleştiriler yağmuruna tutulmakta.
Artık kara cahil eleştiriler bizlerin kafasını o denli karıştırdı ki, ‘’Mutlu noelli yıllar’’ diyebilecek bir kıvama geldik. Artık bu Cahiliye döneminden çıkmanın, aydın ve açık görüşlü bir döneme merhaba demenin vakti gelmedi mi?
Hatta büyük usta Yaşar Kemal’in dediği gibi; ‘’Karanlığın sonu bir ulu şafak, sarp kayadan geçen yola merhaba’’ sözünü uygulama zamanı gelmedi mi?
Devekuşu gibi kafamızı karanlığa gömmek, iyiliği, güzelliği görmezlikten gelmek bizim için yorucu bir kıvama geldi. Yine aynı şiirde büyük usta, ‘’Bir ışık selidir sökmüş geliyor, ışıldayıp gelen sele merhaba’’ demişti.
Çıkaralım kafamızı karanlık topraktan, ışıldayıp gelen yarınları hep birlikte, sevdiklerimizle, birlikte kutlayalım. Bu denli özel günleri sadece kapitalizmin bir tuzağı olarak görmek yakışık almaz. Bizleri sevdiklerimiz ile beraber bir araya getirebilecek güzel olaylara sıkıca tutunalım ve keyfini çıkaralım.
Nevruzu kutlamak sizi kendi etnik kökeninizden çıkarıp, başka bir etnik kökene sokmaz.
Hıdırellezi kutlamak sizin kültürünüzü, benliğinizi yok edip sizlere başka kimlik kazandırmaz.
Yeni yılı kutlamak sizleri gayrimüslim yapmaz, dininizden çıkarmaz, Batı’nın kuklası yapmaz.

Fransız Roma Katolik başpiskoposu, ilahiyatçı
Français Fenelon’un dediği gibi;
‘’Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir.”
Hangi milliyetten, kültürden, dinden olursak olalım hepimiz kardeşiz. Hiçbir milletin diğerinden üstü yok, neye inanırsak inanalım sahip olduğumuz beden yine aynı beden. Hangi dünya görüşüne sahip olursak olalım kalbimiz aynı şekilde sevgi dolu atıyor.
Bırakalım yılbaşına iftira atmayı. Hristiyan adeti, gavur icadı gibi lafları artık lafa kaldıralım. Tüm bu özel günlerin amacı paylaştıkça çoğalan sevgiyi her aileye yaymak. Sevdiklerinizle, mutlu, huzurlu olmayı ana hedef olarak gördükten sonra, ister Noel kutlayın ister Paskalya.


Bu dünyayı cahillik yok edecek ama sevgi ve saygı kurtaracak...