Montrö Boğazlar sözleşmesine göre, ticaret gemilerinin boğazlardan serbestçe geçmesi ana kuralıdır.

TC olarak bu geçişlere kısıtlama getirmek mümkün değildir. Kanal İstanbul’un hemen dibinde bedava geçişi sağlayan İstanbul boğazı varken, 186 bin dolar vermek suretiyle Kanal İstanbul’u kullanan bir gemi armatörü bulabilir misin? Gemi sahipleri ticaret yapmaktadır. Onlar için boğazdan geçişte verdikleri paranın ne kadar menfaatlerine olduğunu hesap ederler. Kaldı ki hesaplamalara bakılırsa Kanal İstanbul’un uzunluğu 43 km olacaktır. İstanbul boğazı ise 30 km’dir. Armatör hem uzun mesafeyi kullanarak üstelik de yüklü miktarda para verecek, hem daha kısa ve hem de bedava geçişi olan İstanbul boğazını kullanmayacak… Böyle bir akıl tutulması bizden başka kimsede yok. 
Kaldı ki hükümet, bundan önce yaptığı devlet garantili yap işlet devret sözleşmelerinde olduğu gibi, araç başına garanti edilen miktarın tamamını almaz da, fazla gemi geçsin diye daha düşük miktarlarda ücret tarifesi hazırlarsa, vay bu milletin haline… Kanal İstanbul’dan geçen Yunan ve Rus gemilerinin parasını millet olarak biz ödeyeceğiz demektir. Bu anlayış tarzı ülke ekonomimizi felakete sürükleyebilir. 
Hükümetin arkasına sığındığı argümanlardan birisi de, dünyanın her yerinde açılmış bu tür kanallar var, dolayısı ile kanal sahibi devletler büyük paralar kazanıyor. Sözde Süveyş kanalının sahibi Mısır, Panama kanalının sahibi Panama hükümetlerinin durumu ortada… Her iki ülke de karnını zor doyuruyor. Halkları en fakir ülkeler arasında üstelik bu boğazlardan geçen gemilerin sayısı Kanal İstanbul’dan en az on misli fazla… Zira Süveyş kanalı Akdeniz’i Hint okyanusuna bağlıyor. Buradan faydalanan devletler tüm Avrupa ülkeleri, Akdeniz’e kıyısı olan devletler, devasa boyutlarda teknoloji, ticari kapasite her türlü üretime sahip, Hindistan, Çin, Kore Japonya gibi Hint okyanusuna kıyısı olan devletler  mal getirecek olsa, Süveyş kanalı olmazsa, Afrika’nın ta güney ucunu dolaşacak ve oradan tekrar aynı yolu kat ederek Avrupa ya ulaşma imkanı vardı. Neredeyse bir gemi Afrika’nın güneyini dolaşmakla on bin km bir  yol ve en az da üç ay gibi bir zaman kaybı vardı. Ama Süveyş kanalı sayesinde Kızıldeniz’den Akdeniz’e inmek en fazla bekleme sürelerini de hesaba katarsak en fazla üç günde Akdeniz’e çıkıveriyor. Hakeza Panama kanalı sayesinde de gemiler ta Amerika’nın güney ucunu dolaşmadan sekizbin km’lik bir yolu üç beş günde Pasifik Okyanusu’ndan Atlas Okyanusu oradan da Avrupa ve Akdeniz’e geçebiliyor. Gemi sahipleri bu kanalları kullanmakla hem yakıttan ve hem de üç aylık yolu üç güne indirdikleri için zamandan tasarruf ediyor. Bizlerin de çoğumuz öyle yapmıyor muyuz? Araç sahiplerinin çoğu parası yüksek diye Osmangazi Köprüsü’nü kullanmıyor, daha az bir yakıt masrafı olduğu için körfezi dolaşarak karşıya geçmiyorlar mı? Halbuki Osmangazi köprüsü uzunluk ve  zamanı kısaltıyor, ama herkes kar ve zararını hesap etiğinden, çoğu araç sahipleri körfezi dolaşmayı yeğliyor. 


Devam edecek…