Rusya nasıl ki çarlık döneminden itibaren Akdeniz’e açılmak istiyorsa, ABD de Rusyayı kuşatma projesi kapsamında, Karadeniz de kalıcı ve etkin bir deniz kuvveti bulundurmak istemektedir.

Amacına ulaşmak için önce Karadeniz’de kıyısı bulunan Romanya yıNato ya aldırdı. Nitekim Nato savunma bakanları toplantısında Romanya temsilcisi ABD’NİN şişirmesi ile Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna’nın katılımıile, Karadeniz de kalıcı bir NATO filosunun kurularak bulundurulmasını istedi. Ukrayna ve Bulgaristan bu öneriyi önceleri kabul ettiler. Ama daha sonra Rusya’nın baskısı ile Bulgaristan öneriden çekildi. Ukrayna’nın da başına gelenleri gördük. Önerinin akabinde Rusya hemen Kırım’ı işgal etti. Bu da tutmayınca son yapılan NATO savunma bakanları toplantısında durup dururken Rusya müşterek düşman edildi. Dikkat edilirse NATO toplantısının hemen akabinde.  Türkiye ilk defa2011 yılında dillendirdiği Kanal İstanbul projesini gerçekleştirmek amacıyla bir aydan beri sayın Cumhurbaşkanı bu düşmanlığı gösterircesine Kanal İstanbul’u her ne pahasına olursa olsun tatbik edileceğini, inşaatın temellerini atacağını beyan etmeye başladı. Bu bir tesadüf olamaz. Eh buna birde 2011 yılından bu yana güzergâhta taşınmazlar alan rantiyecilerin iş uzadığı için homurdanma ve hükümet üzerinde baskıları artmaya başlayınca, eş dostu kırmamak amacıyla projeye başlandı. Elbette ki rantiyenin emrindeki sermayenin patronları baskısıyla kamu oyunda kılıf uydurma için olumlu algı yaratılmaya başlandı. Millet aç bilaç ve fakru zaruret içinde hayatını devam ettirmeye çalışırken de, yandaşların sorgulamalarının önüne geçebilmek için ve yapılan hatayı meşrulaştırmak amacıyla “muhalefetin bu projeye karşı çıkmasını” memleketin lehine olacağı inancını yerleştirmeye çalışılıyor. Halbuki bu tür projelerin gerçekleştirilmesinde muhalefetin karşı çıkması değil, bizatihi projenin kendisinin halkın menfaatine olup olmadığı düşünülmelidir.

Yakın tarihimizi okuyanlar bilirler. Türkiye’nin 1. Dünya savaşına girmesinin nedeni Goben be Braslav isimli iki Alman zırhlısının Karadeniz’e geçmesidir. Güya dünyayı kandıracağız düşüncesiyle de bu gemilerin adını değiştirip, Türk bayrağı da taktık. Sonra bu iki gemi yüzünden savaşa katıldık. Cephede yenilmediğimiz halde yenik devletler yüzünden Türkiye de kaybeden devletler arasında yer aldı.

Kanal İstanbul’un inşası Montro sözleşmesini hükümsüz kılar mı veya fesih sebebi olabilir mi? Bu sözleşmenin maddeleri için fesih süreci başlarsa Türkiye yi ileride bekleyen risk ve tehlikeler nelerdir? İktidarın bu analizi iyi yapması lazım. Montrö sözleşmensinin nasıl feshedileceği ve fesihten sonra işleyecek prosedörü 28 ve 29. Maddeler de belirlenmiştir. Sözleşmeye imza koyan taraflardan birisi gerekçelerini göstererek sözleşmenin feshini isteyebilir. Bunun için fesih isteyen taraf Fransız hükümetine başvuracaktır. Başvurusu tarihinden itibaren eski sözleşme 2 yıl devam eder ve iki yıl sonundayeni bir sözleşmenin maddelerini hazırlamak üzere konferans düzenlemek zorundalar. Bu konferansa sözleşmeye imza koyan ülkeler ile  27. Maddesine göre Lozan Konferansına katılan ülkeler de taraf olurlar. 29 maddeye göre de konferans sonunda alınacak kararlar da üçte iki çoğunluk aranır. Sadece bu nisaba 14 ve 18 maddeler dahil değildir.

                                                                              Devam edecek…