Evet Türkiye Kanal İstanbul hayata geçirebilir. Buna hiçbir devlet karışamaz. Bol paran vardır buraya harcayabilirsin.

Ama Montrö sözleşmesi yürürlükte iken yabancı ticaret gemilerini kanal İstanbul dan geçmeleri için zorlayamazsın. Eh hemen yanı başında bedavaya yakın bir fiyatla geçilen İstanbul Boğazı varken de, hiçbir armatör, yüksek fiyat ödeyecek kanal İstanbul’u kullanmaz. Geçişler olmadığı takdirde de Kanal İstanbul rantabıl olmaz, yapılan bunca yatırımın boşa gideceği gibi, her yıl hazineden ödeyeceğin garantili geçişleri de ülke ekonomisine büyük zararlar verir. 
Montrönün en büyük imzacısı Rusya, bu sözleşmesinin delinmesini ve bozulmasını istemez. Eh Türk yetkilileri de eğer ülke menfaatlerini düşünürlerse feshi istememeleri gerekir. Ama geriye kalan Yunanistan, Bulgaristan, Romanya vs. gibi devletlerin tamamı, montrönün feshedilerek yeni bir konferansın toplanmasını isteyebilirler. İstemeyecekleri de ABD zorlar. Fesih sebebi de hazır. Ticaret gemilerinin İstanbul boğazından geçişlerinin önüne her türlü engelin çıkarılmasıdır. Kararlarda üçte iki çoğunlukla alınacağından Türkiye belki de Rusya’yı yanı başına alsa dahi hiçbir şey yapamaz. İstediği hususları konferans da üye ülkelere kabul ettiremez.  Üye ülkelerin çoğunluğunun dediği olur… olur da ,bu çoğunluk Türkiye’nin lehine olacak hiçbir maddeye imza  atarmı?.Bir de şimdiki icraatın başı böyle bir konferansa temsilci olarak katılırsa, kürsüye çıkıp hamaset ve diğer ülkelerle didişmek dışında hayırlı hiçbir netice elde edilemez. Yakın tarihimiz de yaptığımız milletler arası sözleşmelerin tamamında hep kaybeden biz olmuşuzdur. Yapılacak konferans sonunda tahminimce yeni sözleşmenin maddeleri, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku sözleşmesinin maddelerinin kabulü ve uygulaması kuvvetle muhtemeldir. B.M Deniz Hukuku hükümleri uygulandığında, montröyü çok ararız ama iş işten geçmiş olur. B.M Deniz hukuku hükümlerinin uygulanması durumunda ise, karadeniz bir dünya denizi haline gelir. Tüm devletlerin donanmaları Karadeniz de cirit atar. Bu durum ise Türkiye nin güvenliğini tehlikeye sokar. Hiç yoktan bugün dış ülkelerle yapıp da hayata geçirdiğimiz Karadeniz içindeki TANAP, Petrol boru hatları gibi mega projeler de tehlike altında kalır. Bu tür  konferanslar sonunda ülke olarak menfaatlerini koruyacağım dersen, önce askeri, sanayi ve teknolojik açıdan çok kuvvetli olman lazımdır.  Kendi göbeğimizi kesecek hale gelmeden uluslararası arenada at koşturacağım dersen çabuk tökezlersin. Atın tökezlemesinin sonu da malum kafasına tek kurşundur. Türkiye olarak yıllardır hangi sorunumuzu çözdük ki, ileri de başımıza çoraplar örecek bir oyun içine giriyoruz. Daha ülkemiz de birliğimizi, gönül birliğimizi güvenliğimizi henüz sağlayamamışken, işsizliğin, yolsuzluğun, liyakatsızlığın hüküm sürdüğü, sınırlarımız da soysuzların cirit attığı bir ortam da, sırf birilerinin inadı yüzünden bu ülkeye yazık etmeyelim. Bu vatan hepimizin…