Öncelikle şunu yazayım buraya; Kanal İstanbul bir inatlaşmaya doğru gidiyor, gitmemesi gerekiyor.

Bu bir milli meseledir ve tüm taraflar dinlenmelidir. Muhalefetin fikirleri dinlenmelidir, konusunda uzman bilim adamları dinlenmelidir. Bilimsel araştırmalara daha çok fırsat verilmelidir. Devlet muhakkak ki gerekli araştırmaları yapmıştır ve eksiklerini gördükçe tamamlayacaktır. Yine de proje büyük olduğu için her şeyin bir anda öngörülemeyeceğini düşünmek gerekir.

Muhalefet de aynı şekilde davranmalı ve inat üzerine kurulmuş fikirler öne sürmek yerine bilimsel açıklamalara dayalı veriler ortaya koymalıdır. Samimi ve iyi niyetli yaklaşım sergilemelidir. Nitekim bu tür yaklaşımlar kimden gelirse gelsin millet tarafından takdir toplayacaktır.

Örneğin Ekrem İmamoğlu’nun bir TV programına çıkıp gerekçelerini anlattıktan sonra programa bağlanan bir bilim adamının fikirlerini top yekûn reddetmesi ve hatta bilim adamına kızması nereden bakılırsa bakılsın tam bir inatlaşma örneğidir.  Kanal İstanbul kötüdür, yaptırmayacağım demek ve bundan inatlaşmak bir Belediye Başkanına yakışan uygun bir tavır değildir.

Kanal İstanbul için kanaatim şudur; İlle de yapılmalıdır diyenlerden yana değilim.  İlle de yapılmamalıdır diyenlerden de yana değilim. Yapılsa iyi olur kanaatindeyim, Bunun için haklı birçok gerekçe var, bazılarını birazdan yazacağım ama yapılmaması için de gerçekten bazı önemli gerekçeler var.  Burada ki önemli olan şey gerekçeleri iyi bir teraziye koyup ağırlığına göre karar vermektir. Gelin bunu da beraber yapalım.

“Yapılsa iyi olur”un çok fazla gerekçesi var ancak önemine göre sıralayalım. Öncelikli olan boğaz trafiğinin rahatlayacak olmasıdır. Çok büyük gemiler olmasa bile boğazdan geçmek için bekleyen ve kanaldan geçebilecek özellikte olan gemilerin bir kısmı buraya yönlenirse trafiği rahatlatacaktır. Ayrıca bu geçişlerin tamamı bir gelir getirecektir. Ayrıca Kanal İstanbul başta İstanbul olmak üzere ülkemizin tamamı için çok büyük gelişme kaydedecektir. Çünkü bazı eserler ülkelerin gelişmişliğinin en büyük göstergesi olabiliyor. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nden Dubai şehri dünya tarafından ilk tanınma şekli, deniz kıyısına yaptıkları bir otel binası ile olmuştu, Burj El-Arap oteli idi adı. Denize sıfır bir yerde ve yelkenli bir tekneyi andıran değişik şekli ile dünyaya nam saldı ve Dubai’nin dünya şehri olmasını sağladı. Dubai, Birleşik Arap Emirliklerinin(BAE) sadece bir şehri ve BAE’nin toplam nüfusu 5 milyon civarındadır ancak Dubai Emirliğine bağlı Emirates Hava Yolu şirketi dünyanın en büyük ve en çok yolcu taşıyan hava yolu şirketleri arasında ilk beşe giriyor. Kanal İstanbul Türkiye için bu anlama gelebilecek bir eser olabilir.

Turizm açısından da çok iyi bir işlev göreceği muhakkaktır. Çevresine kurulacak turistik tesisler, Oteller ve eğlence mekânları ile bir turizm cazibe merkezi haline gelebilir. Özellikle turist taşıyan gemilerin yanaşabilecekleri küçük koylar oluşturulabilirse çok etkili bir tanıtıma da olanak sağlanmış olacaktır.

İstanbul için ise daralmış ve iyice sıkışmış olan şehir için yeni bir alan açacaktır, yeni bir merkez oluşturacaktır. Çok daha modern ve çok daha gelişmiş yeni bir İstanbul merkezi oluşturacaktır ki benzerine dünya üzerinde pek az rastlanır olacaktır. Bir kanal, çok büyük bir kanal etrafına modern bir şekilde dizayn edilmiş yepyeni büyük bir şehir..

Bunların yanında çok daha fazla iyi gerekçeler sayılıyor. Yerimiz olmadığı için çok fazla yazamıyoruz. Ancak şunu da eklemekte yarar var, Kanal İstanbul boğazlara alternatif olmayacaktır. Yani Boğazlar için geçmişte yapılmış olan antlaşmaları herhangi bir şekli ile değiştirmeye, değersiz kılmaya, bozmaya, geçersiz kılmaya etki etmeyecektir. Bu şekilde fikir üretenlere şaşırıyorum.

Peki yapılmaması için gerekçe var mı? Evet, bir iki çok önemli ve mantıklı gerekçe var, bunları çok iyi değerlendirmek gerekiyor.

Öncelikle ve en önemli olan olumsuzluk, projeye harcanacak olan para… Cumhurbaşkanımız Yap-İşlet-Devret (YİD)modelini düşünüyor ancak bu model için projenin para kazandırması gerekiyor. Bu projenin hayat geçirilmesi ve para kazandırılması için çok iyi bir çalışma yapılmalıdır aksi halde projenin YİD modeli ile yapılması devlet güvencesi gerektirecek ve bu güvence verilirse firmalar yıllar boyunca devlet kasasından para alacaklar. Yok eğer YİD modeli ile yapılamazsa devlet bütçesinden karşılanarak yapılacağını yine cumhurbaşkanımız söyledi ki bu zaten direkt devlete peşinen yüklenmiş bir yük olacaktır. Her iki durumda da devletin ekonomisi böyle bir yükün altından kolaylıkla kalka bilemez. Çünkü proje için telaffuz edilen rakamlar hayli yüksek. Yani ekonomik gerekçe çok önemli bir unsurdur.

Diğer bir unsur ise bilimsel olarak açıklanan kanalın teknik özellikleri ile ilgilidir. Kanal İstanbul belli derinlikte ve belli genişlikte yapılacaktır. Bu sınırlı genişlik ve derinlik bazı gemilerin özellikle ağır tonajlı yük gemilerinin geçişine müsait olmayacaktır. Özellikle boğazda tehlike yaratan bu tür gemiler boğazlardan geçmeye devam edecektir. Ki proje için söylenen şeyin başında boğazlarda tehlike yaratan gemilerin bu kanaldan geçecek olması idi. Görünen o ki çok az sayıda tehlikeli gemi bu yeni kanala girebilecektir.

Görüldüğü üzere, biri teknik diğeri ise ekonomik olan iki önemli unsur iyice değerlendirilirse Kanal İstanbul’un orta vadede çok iyi bir getirisi olacağı kesindir. Yapılması çok iyi olacaktır. Hükümetimizin bu iki unsuru daha iyi değerlendireceğini ve uygun çözümler üreteceğini umuyor ve bekliyorum. Aksi halde Kanal İstanbul beklentileri karşılamaz ve hayal kırıklığı olur ki bunu hiç birimiz istemeyiz.