Çok uzun zamandır İstanbul'a gitmemiştim.

Şöyle gidip bir eski hatıraları tazeleyeyim dedim.

İstiklal Caddesi’nde dolaşıyorum.

Karşıdan bir bey ve bir hanım geliyor.

Gelen geçen selam veriyor.

Aaa Recep bey ve Emine hanıma ne kadar da benziyorlar.

Yakınlaşınca şaşkınlığım daha da arttı.

Vallahi onlar…

Etraflarında yüzlerce koruma yok. Sadece arkadan gelen bir hanım ve bir bey var, herhalde onlar da korumaları diye düşündüm.

Alış veriş yapmışlar ellerinde poşetler var.

Yan yana gelince selam verdim. Selamımı aldılar.

Recep bey bir dakika sizi bir yerden tanıyorum gibi geldi tanışmış mıydık dedi.

Evet, tanışmıştık yıllar önce Avşa’ya geldiğinizde ziyaret amaçlı Marmara Adasına gelmiştiniz. O zaman bugün size çok yakın olan bir partinin ilçe başkanlığını yapıyordum ve misafire hoş geldin demek için iskeleye gelmiş orada ayaküstü sohbet etmiştik.

Haaa hatırladım o günü…

Nasıl durum Marmara Adasında?

İdare ediyoruz vaziyeti ama çok daha iyi olabilirdi.

Şöyle şu kafeteryada oturalım bir şeyler içelim sohbet ederiz.

Olur dedim. Oturduk sohbet ediyoruz.

O arkadan gelen bir hanım bir bey de geldiler yandaki masaya oturdular.

Gözleri bende.

Recep bey telefonunu çıkarttı bir resim gösterecek bana, ayağa kalktım yanına gideyim derken yan masadaki bey herhalde olayı yanlış anladı fırladı ve beni itti. Ayağım masanın ayağına takıldı düştüm.

Kolum çok acıdı, o acıyla ayağa kalkmaya çalıştım.

Meğer yataktan düşmüşüm RÜYAYMIŞ.