On TV ekranlarında yayınlanan Can Ertan ile Gündem programının konuğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa İl Başkanı ve Başkan adayı Hüseyin Akkuş oldu. Programda CHP Bursa İl Kongresi masaya yatırıldı ve Bursa’nın sorunları değerlendirildi.

Özel Haber / Hanife Örsoğlu

CHP’nin altı okunun öncelikli değerleri olduğunu belirten Hüseyin Akkuş, “Bizim değerimiz önceliklerimiz olabilir. Bu altı ok içerisinde bugünkü dönemde en uzun ok olan devrimciliğin önemli olduğunu düşünenlerdenim. Devrimcilik okunu bizim için bir şiardır. 18 yıldır iktidar olan AKP’nin bize dayattığı bir yönetim sistemi var. CHP’nin öncellikleri arasında demokratik parlamenter sistemin güçlendirilmesi olmalı. Tam bağımsız Türkiye anlayışı üzerinde hareket etmek gerekiyor. Denizler’in tam bağımsız Türkiye dediğinde 20’li yaşlarında ölmelerini, Sinan Cemgil’i, İbrahim Kaypakkaya’yı başka türlü tarif edemezsiniz. Bu insanların çoğu antifaşist, antiemperyalist ve antikapitalisttir. Günün güncelini doğru değerlendirmemiz gerekiyor. Günceli, emek ağırlıklı bir süreç olarak yönetmek zorundayız. Bursa emek ağırlıklı fakat muhafazakâr bir şehirdir” açıklamasını yaptı. Akkuş, “Bugün Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu önderliğinde herkese sahip çıkmalıyız. Kavga eden değil siyaset üreten bir anlayışta olmalıyız. Avrupa’daki insanlarımız sosyal demokrat partiye oy veriyorlar ama Türkiye’ye gelince sağ muhafazakâr partilere oy veriyorlar. Dilimizle ilgili bir sorun var, kendimizi doğru ifade edemiyoruz. Hangi partiden olursa olsun bizler herkesi kucaklamalıyız. Birilerinin varoş diyerek ötekileştirdiği yoksul kesimin yanında olmalıyız. Yoksa il başkanı Ahmet olmuş Mehmet olmuş çok önemli değil. Bireyin bireyselliği üzerine siyaset üretmek doğru değil. Biz diyebilme kültürünü yaşamalıyız. Biz olmalıyız ve biz olmanın tek yolu o yoksul kesimlerle buluşmaktır” dedi.

“ÇALIŞMALARIMIZI SOSYAL DEMOKRAT ANLAYIŞI İLE YAPTIK”

  1974’ten beri Bursa siyasetinde rol aldığına vurgu yaparak kendini tanıtan Hüseyin Akkuş, “1989 yılında evlendim. İki tane kızım var. Küçük kızım Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni bitirdi. Ancak şu anda işsiz kaldı. 1991 yılında Hasan Yılmaz’ın milletvekili olması ile iki yıllık bir ilçe başkanlığım söz konusu oldu. Nilüfer Bölgesi’nde 4-5 ay ilçe yönetim kurulunda Sosyal Demokrat Halkçı Parti’de 1994 ve1999 yılları arasında Görükle’de belediye başkanlığı görevinde bulundum. Lise tahsilimi Tophane Endüstri Meslek Lisesi’nde yaptım. Yüksekokul tahsilimi de Anadolu Üniversitesi’nde tamamladım. Buradan Görüklelilere de saygılarımı iletiyorum. Çünkü Görükle Belediye Başkanlığı yaptığım dönemde 33-34 yasında genç bir başkandım. O koşullarda 30 yasında da ilçe başkanlığı yaptım. Görükle Belediye Başkanı olduğumuzda ilk kez 1 Mayısı işçi bayramı olarak kutladık. Genel iş sendikası ile toplu iş sözleşmesi yaptık ve pratiğe uyguladık. İşçilerimiz o gün çalışmadılar ve biz de o gün belediyeyi kapattık. TÜM BEL- SEN ile oturduk ve toplu sözleşme yaptık. Ben değil biz yaptık diyorum çünkü bunu biz sosyal demokrat anlayışı olarak yaptık. Ayrıca Türkiye’de 4 binlik konutluk projeyi hayata geçirdik. Bu projede iklimlendirmeyi İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yaptırdık. Alt yapımızı aynı şekilde Anadolu Üniversitesi gerçekleştirdi yani Eskişehir’i yaptırdık. Bursa’daki sivil toplum örgütleri, akademi odalar ve sendikalarla iş birliği kurarak orada ihtiyacı olanlara konut verdik. Her şeyi düşünerek yol gittik. Bugün geldiğimiz noktada o bölgede yüzde 80’nin üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi oy aldı. Bu çok önemlidir. Ben 1974’ten beri siyasetin içinde olan ve o günün koşullarında siyaseti kendi bilincim çerçevesinde yöneten insanlardan biriydim. O gün örgütlü bir toplum vardı. O toplum 24 Ocak kararlarına gelene kadar doğru yönetti. Bugün bir milyona yakın sigortalı insan var ve örgütsüzler.  Solculuk emekten yanadır ve artı değeri bilen insandır, kapitalist üretim ilişkilerinde topluma emek değer ölçüsü içerisinde bakmamızı sağlayan bir bakış açısıdır. Ülkemde 12 Eylül silindir gibi geçti. Ben sol ve emek ağırlıklı düşüncenin Türkiye’de hakim olmasını istiyorum. Yaşadığım sürece de bunun için mücadele edeceğim” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTE MEZUNLARI İŞ BULAMIYOR”

Türkiye’nin ekonomisinin kötü olduğunu söyleyen Akkuş, “Kişi başı düşen milli gelirin miktarını görmek zorundayız. Ülkemizde yüzde 85 yoksul kesimken yüzde 15 ise mutlu mesut bir hayat sürüyor. O yüzde 85’in yasadıklarını biz içselleştirmediğimiz sürece iktidara gelme şansımız ortadan kalkıyor. Çok eleştirdiğimiz İsveç, Norveç ve diğer Avrupa ülkelerinde 80,100 ve 130 bin dolar milli gelir var. CHP’nin temel bakış açısının o yoksul kesim olması gerektiğini söylüyorum. Şu anda ülkenin geldiği konum nereye giderseniz gidin iş arayan, iş için partiye gelen arkadaşlarımızın çok fazla olduğunu görüyoruz. Bir tarih öğretmeni arkadaşımız geliyor, elektrik elektronikçinin yapması gereken işe talip oluyor. Haklı da çünkü bu işe ihtiyacı var. O insanı neden mezun ettin? Üniversite bitirmiş iş bulamıyor. Bu tür insanlarımız beyin göçü olarak 20 bin 30 bin dolara Avrupa’ya gidiyor. Bunu oturup düşünmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
 

“BURSA’DA ULAŞIM SORUNU VAR”

Bursa’nın sorunlarına değinen Akkuş, “Bursa’da ciddi bir ulaşım sorunu var. Buraya gelmek, buradan gitmek büyük bir sorun. Bunu sizler de yaşıyorsunuz. Bursa’nın ulaşım mastır planı yok, deprem üzerinde de bir planı yok. Ben 2009 ve 2014 yılları arasında İl Genel Meclis Üyeliği yaptım. Maalesef, Şehircilik Bakanlığı 2030 planını onaylamadı. Bursa’nın trafiğini çözecek olan T2 hattı mıdır? T2 hattının doğu batı aksı çalışmıyor, kuzey güney aksı yok edilmiş durumda. Bursa ekonomi olarak en borçlu illerden birisi. En borçlu olmasıyla birlikte gereksiz harcamalar yapıldı. Bursa’nın ve Türkiye’nin yeraltı, yerüstü kaynakları var. Yeraltı kaynakları dediğiniz zaman da Kaz Dağları’nı perişan ettikleri aklımıza geliyor. Kimine 200 bin kimine göre 500 bin ağacımızı kestiler. Cumhuriyetin tüm kazanımlarını sattılar. 70 milyar 40 milyar doların Suriyelilere verildiği söyleniyor. İngiliz sermayesine, belli kesimlere ödediğimiz faizler var. Bunların hepsini üst üste koyduğumuzda yeni bir Türkiye var. Kapitalizm, emperyalizm dediğimiz şey böyle bir şeydir. İngiltere’den alıyorsun, o para ile otoyol ve şehir hastanesi yapıyorsun. Bu paraları faizli olarak İngiliz sermayesine geri veriyorsun. Bu bir sömürü aracıdır” şeklinde konuştu. 
 

“İMAR BARIŞI BİR KENT SUÇUDUR”

Kentsel dönüşüm sürecini değerlendiren Akkuş, “Kentsel dönüşüm ve imar affını bir kent suçu olarak görüyorum. Bu bir kent suçudur. Bugün Elazığ’da, Malatya’da ölen yurttaşlarımız ağırlıklı olarak imar barışından yararlanan arkadaşlarımızdır. İmar barışını benim ülkemdeki insanlar anlamadılar, anlamak istemediler. 3 katlı bir bina var ve dördüncü katı kaçak çıkıyorsun, hiçbir şeyi legalleştirmeden sadece ve sadece para veriyorsun. Ayrıca sosyal donatı alanları ve yeşil alanlar gibi insanların buluşabileceği alanlar daraltıldı, azaltıldı. Kentsel dönüşüme karşı değilim. Ancak altyapısı olmayan sürece karşıyım. Bunu müteahhitler yapıyor ve vatandaşı da zorluyorlar. Bu konuda mağdur olan çok kişi var. Örneğin Nilüfer’in ve Osmangazi’nin bir kısmında 20 bin civarında arkadaşımız mutsuz şekilde hayatını sürdürüyorlar” dedi. Akkuş, “Uğur Mumcu’yu anma süreci tüm aydınlarla ilgili bir anma sürecidir. Uğur Mumcu o dönemde bize yakın bizim dilimizde konuşan bir insandı. Ama Türkiye’nin o zaman bir gerçeği vardı, beyaz Toroslar… Beyaz Toroslar gerçeğin unutup siyaset yapmak doğru değil. O dönem aydınlarımızın katledildiği bir ülkede yaşıyorduk. Ama sesimizi çıkaramıyorduk. 12 Eylül’ün dayattığı bir baskı rejimi 27 yıllık bir süreç oldu. Uğur Mumcu’nun tarikatlarla, sermaye ile ilgili yazdığı ve söylediği her şeyin bugün hayata geçtiğini söyleyebilirim. O gün düşünülüyordu bugün pratiği var. Bizim Çağdaş Eğitim Kooperatifi de 1993 ve 1994 yıllarının sonunda vücut buldu. Çünkü biz bu tehlikeyi gördük, Uğur Mumcu da gördü. 18 yıldır bu ülkede tek adam rejiminin olduğu bir süreç var. Bu tek adam rejimi KHK’lar ile yönetiliyor, benim ülkem bunu hak etmiyor. Bu vesile ile de Uğur Mumcu’yu saygı ile anıyorum” açıklamasında bulundu.
 

“ÖZ ELEŞTİRİ YAPMALIYIZ”

CHP’de il başkanlığı ve belediye başkanlığında görev almış insanların öz eleştiri yapmak zorunda olduklarına dikkat çeken Akkuş, “Genel başkanımız ve genel merkezimiz bir karar alırken mutlaka bizle istişare eder görüşme yapar. Örneğin 16 Nisan 2017’de biz geriletildik. Türkiye’de yüzde 50 üzerinde bir oy oranı varken Bursa’da 53 buçukluk bir oy oranı vardı. Bunları görmezden gelip 50 artı biri yok sayıp siyaset yapmak doğru değil. Önceliklerimizin değiştiğini görmek zorundayız. Stratejiyi kendi üzerinden kurarsan Türkiye’yi yönetme şansın olmaz. CHP kendi içersinde de sevgi dilini ve barış dilini kullanır hale geldi. Böylelikle Türkiye’de bize oy vermeyen yoksul kesim bize oy verebilecek konuma geldi” ifadelerini kullandı.