Son yıllarda dünyanın birçok kenti; sakinlik ve yavaşlığın yaşandığı, insanların oldukça mutlu olduğu ve de klasik ama anlamlı bir yaşamla buluştuğu yeni bir kimliğe kavuşmak için çaba harcıyor.

Slow-City yani sakin şehir olmak için yarışıyor adeta bir çok kent…!

Uluslararası alanda Citta-Slow’da deniyor bu harekete…

Son yılların en gözde ve en fazla gündemde olan bu hareketin amacı; küreselleşmenin şehir dokularını tahrip etmesini önlemek, şehrin geçmişte yaşandığı gibi yaşanmasını sağlamak, yerel güzelliklerin yok olmasını önlemek ve kent sakinlerinin sağlıklı- mutlu ve güvenli bir şekilde yaşamasını sağlamak…

İtalya’da bundan tam 17 yıl önce filizlenen bu şehir hareketi, beraberinde slow-food hareketini de sürükleyerek insanların eski damak tatlarını korumasını da sağlıyor. Bugün dünyanın 30 ülkesinde 252 Citta-Slow var ve bu sayı her geçen gün artıyor.

Citta-Slow: sakin ve yavaş yaşanan kent demek…

Dünyadaki 252 sakin şehirden 17 tanesi de Türkiye’de…İlki; çok güzel bir Ege kasabası olan Seferihisar… Köyceğiz ve Ahlat’da geçtiğimiz günlerde yavaş ve sakin şehir anlamına gelen slow-city ünvanını elde etti. Şu anda ülkemizdeki 17 Sakin Şehrin isimlerini tek-tek yazmak istiyorum şimdi: Akyaka, Eğirdir, Gökçeada, Gerze, Göynük, Halfeti, Mudurnu, Perşembe, Şavşat, Seferihisar, Taraklı, Uzundere, Vize, Yalvaç, Yenipazar, Ahlat ve Köyceğiz….

                                KELES Mİ YOKSA TRİLYE Mİ..?

Bu arada bir güzellik yaşanıyor bu kente de…Bu ilgi çekici unvana ulaşmak için müracaat eden ve buna karar veren 2 yerleşim merkezi var Bursa’nın... Yakında CİTTA-SLOW unvanlı 2 kentimiz olabilir mi acaba bu uluslararası organizasyonda..?

 

Önce Keles ilçesi; bu işin mantığına ulaştı ve çok fazla göç veren ve bu nedenle geri kalmış bir ilçe kimliğini aşmak için ilk adımlarını attı. Konuyu yerinde araştırmak için ülkemizin sakin şehirlerine ziyaretler yaptılar ve karar aşamasına geldiler. Çilek ve kiraz diyarı olarak ünlenen, topraklarının yüzde 57’si orman olan, Kocayayla gibi harika bir yaylası da olan Keles, rafting olanakları ile de sakin şehir kriterlerine ulaşabilecek bir kentimiz…

 

Ve Trilye…Mudanya’ya 11 km. uzaklıktaki bu tarihi yerleşim merkezi; Marmara Denizi kıyısındaki şirin yaşam merkezlerimizden bir başkası…Eski bir Rum Köyü olan Trilye’de bulunan Taş Mektep, Kemerli Kilise ve Kapanca Antik Limanı beldenin en önemli tarihi yapıları…Zeytin ve zeytinyağı ürünleri ile de tanınan Trilye, birçok dizi filme ev sahipliği yaparak ülkemizde yeterince tanındı. 1.Derece SİT alanı içinde yer alan Trilye’de, Citta-Slow için biçilmiş bir kaftan olabilir.

Anlaşılıyor ki; yerel kimliğini ve sahip olduğu tüm özellikleri koruyarak, dünya turizm sahnesinde yer almak isteyen tüm ilçe ve iller bu birliğe katılabilme hakkına sahip…Ancak belirli kriterleri yerine getirmek sureti ile…

Yavaş şehirde; şehrin doğal dokusunun, mevcut renginin, tarihi hikayesinin, müziğinin, giyim kuşamı ile yaşam şeklinin olduğu gibi kalması gerekiyor. Kentin sakinlerinin ve kenti ziyarete gelen iç ve dış turistlerin de keyif alabilecekleri sakinlikte bir yaşama kavuşması en önemli ilke…

Keles’de yakışır bu unvana…Trilye’de…

Bakalım belirlenen 72 temel kriteri yerine getirebilecek hangi kentimiz, Türkiye’nin 18.Sakin Kenti olarak kamuoyuna açıklanacak.?

ÖZLÜ SÖZLER: Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez.(Andre GİDE)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

             CİTTA-SLOW’LARDA AVM’ DE YOK OTOMOBİL DE..!

Konunun ana kurallarını öğrendikten sonra, bu tür kentlerde nasıl yaşandığını da anlatmak gerekiyor okurlarımıza…

Çünkü sakin bir kentte(Citta-Slow) yaşamak bir ayrıcalık…

Gerçek bir mutluluk kaynağı adeta…

Örneğin…Seferihisar’da yaşayan dostlarımız var. Adeta bir cennette yaşam sürdürdüklerini belirterek nazire yapıyorlar bize sık-sık…

Evet…Slow-City’lerde otomobil yok…Yerine daha çevreci, kenti ve insanları kirletmeyen bisikletler kullanılıyor. Sakin kentte alışveriş de;  AVM’lerden ve büyük süpermarketlerden değil, küçük dükkanlardan ve yerel pazarlardan yapılıyor.

Yani sakin şehirlerde AVM yok.

AVM kültürünü yaşamak isteyenler; sakin şehirlere gelmesin yani…

Alışveriş; kentin yerel özellikli küçük dükkanlarından yapılıyor. Bu yöntemle sakin şehrin esnafı korunurken, kentin sosyo-ekonomik kaynakları da, başka kentlere/ülkelere taşınmıyor.

En önemlisi de kentin doğal kaynakları, zenginlikleri ve özel tarım ürünleri hem korunuyor hem de yenilenebilir bir kaynak olmaya devam ediyor.

Sakin kenti ziyarete gelen turistler;  4 veya 5 yıldızlı otellerde değil, şirin pansiyonlarda ve evlerde ağırlanıyor. Hem kentte yaşayanlar hem de ziyaretçiler; lokanta ve kafelerde fast-food yerine yöresel yemeklerle karınlarını doyuruyor.

Dolayısıyla; kent de kazanıyor, halk da, çevre de…İşin özü de bu zaten…

Çevreyi kirletmeden ve doğa ile dost bir yaşam…

Sürdürülebilir ve de sakin…Kimseyi kızdırmadan-küstürmeden ve kimseyle kavga etmeden barış içinde bir yaşam için tek alternatif sakin şehirler…

Hayatı kendisine bayram etmek isteyenlere…