Türkiye uzun yıllardır çevremizdeki ateş çemberinden sızan terör ve göç nedeniyle baş başa.

Irak’ın ardından Suriye'de tam 9 yıl önce Beşar Esed yönetimine karşı barışçıl gösterilerle başlayan isyan, tüm bir ülkede yıkıma yol açan, yüz binlerce kişinin öldüğü, milyonlarca kişinin evlerinden olduğu topyekün bir iç savaşa dönüştü.

Çatışmalarda bir milyondan fazla kişi öldü, şehirler yıkıldı ve diğer ülkeler de savaşa bulaştı.

Bu 9 yılda 20 milyonluk Suriye nüfusunun üçte birinden fazlası ülkeden kaçarak başka ülkelere sığındı.

En çoğu da Türkiye’ye geldi…

Üçte biri dolayında Suriyeli de Suriye içinde yer değiştirdi.

Şu an da Türkiye sınırında 2 milyona yakın yeni bir Suriyeli akını var ve Türkiye, hem bunlar ve hem de Türkiye’deki Suriyelilerden gitmek isteyenler için sınırda bir güvenli bölge oluşturulması için çabalamakta.

Ne işimiz var Suriye’de” diyenler bu gerçeği görmüyorlar mı?

* * *

Başlangıçta karşılıklı yatırım anlaşmalarıyla Ankara ile tam uyum adımlarına hız veren Şam yönetimi, Tunus, Mısır ve Libya’yı altüst eden Arap Baharı’ndan ürkmeye başlamıştı.

Ülkeyi 1971’den 2000 yılına kadar Hafız Esed yönetmiş ve öldüğünde yerine oğlu Beşar Esed geçmişti.

Esed iktidarının 11. yılını yaşadığı süreçte, ‘Baas rejimi, azınlığın çoğunluğu yönettiği’ ülkede 40. yılını yaşıyordu.

Nusayri hanedanının yönetim tarihi Sünni halka yönelik katliamlarla dolu olduğu için Arap Baharı sürecinde rejimi endişelendiren nedenler çoktu.

Tunus’ta Zeynel Abidin Bin Ali’yi, Mısır’da Hüsnü Mübarek’i koltuğundan eden, Libya’da ise Muammer Kaddafi’nin linç edilerek öldürülmesiyle bitecek iç savaşı başlatan Arap Baharı, Suriye’ye aynı yılın Mart ayında uğradı.

Başkent Şam’ın güneyinde, Ürdün sınırındaki Dera’da Muaviye Sayasna adlı gencin, okuduğu okulun dış duvarına “Ey doktor, şimdi sıra sende” cümlesini yazması ‘devrim’in fitilini ateşledi.

‘Doktor’dan kastedilen, tabii ki göz doktoru Beşar Esed’di.

Dera’da yaşayanlarla Suriye polisi arasındaki çatışmalarda 100’den fazla kişi öldü.

Olayları yatıştırmak için Dera valisini görevden alan, daha sonra 48 yıllık Baas iktidarı boyunca sürmüş olağanüstü hal uygulamasını kaldıracağını vaat eden Beşar Esed’i Başkan Erdoğan da arayıp tebrik etmişti.

* * *

Ama ne yazık ki, gelen fırtına beklentileri bozdu.

Esed’in adımları kopan fırtınayı durdurmaya yetmedi.

Başkan Erdoğan’ın “Reformları bizzat kendin açıkla” tavsiyesinde bulunduğu Beşar Esed, ertesi gün tüm dünyanın merakla izlediği konuşmasını yaptı ama reformlardan söz etmedi hiç.

Bu da gösterilerin diğer şehirlere de sıçramasına ve artmasına yol açtı.

Esed şiddeti bastırmak için şiddet uyguladı.

Vahşetin dozu arttıkça, Suriye ordusunda çözülmeler başgösterdi. Rejim ordusunun üst düzey askerleri artık kendi kışlalarını terk edip Türkiye’ye sığınıyordu.

Devreye Rusya ve Amerika’nın da girmesiyle Suriye’de Esed ülkenin büyük kısmında egemenliği yitirdi.

Bu gün babasından kalan koltuğu insanlarının bir kısmını öldürerek bir kısmının ülke içinde yer değiştirmesine yol açan ve üçte bir kısmının da ülkeden kaçmasına neden olan bir Esed var karşımızda.

34 askerimizin de katili!..