Loading...

Kent ressamı ‘Ömer Faruk Boyacı’

Bursa 17 Ekim 2019 10:32
Videoyu Aç Kent ressamı ‘Ömer Faruk Boyacı’
A
a

Bursa aşığı Ressam Ömer Faruk Boyacı, Tayyare Kültür Merkezi’nde bulunan Sami Güner Sanat Galerisi’nde yaptığı resimler görücüye çıktı.

 
ÖZEL HABER/ TUĞBA AYHAN

Ressamlığa nasıl adım attığından bahseden Boyacı, “Öncelikle resme benim ilgim çok küçük yaşlarda başladı yani bizim dönemimizde pokemonlar ve çizgi filmler vardı onları televizyonda gördüğümde işte hep onlara bakarak çizmeye çalışırdım. Fakat öyle bir sistematik geliştirme algısı küçüklüğümden beri vardı.  Onları defterin kenarına değil bir set oluşturacak şekilde çizerdim. Daha sonra güzel sanatlar lisesinde resim bölümünde okudum. Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nde temel sanat eğitimi aldım. Resim, fotoğraf, plastik sanatlar gibi temel sanata yönelik eğitim oldu. Lisede birçok ressam görme şansımız oldu. Çizimlerde kopyalar yaparak öğrencilik döneminde genel bir bilgi birikimi evrensel yani küresel bir bilgi birikimi edinme şansımız oldu. Bu kopyaları devam ettikçe hangisi daha yakın hangisi değil diyerek seçicilik yapıyorduk”  dedi.



“KENDİME ÖZGÜ YENİ BİR TARZ OLUŞTURDUM”

Sanat tarihinde kalıcı bir iz olmak istediğini dile getiren Boyacı, deneyimlerini şu şekilde anlattı: “Mimarideki manzara resimlerine teknik alanda olan ilgim üniversitede endüstriyel tasarım seçmeme sebep oldu.  Mimar Sinan’da endüstriyel tasarım bölümünü okudum aynı dönemde Cemal Toy’un asistanlığını yaptım. Okul boyunca teknik tasarıma da ilgim vardı. Endüstriyel ürünler için tasarımlar yaparken sanattan da kopamadım. Hocamla beraber İstanbul manzarası temalı birçok çizim yaptık.  Sanat tarihi dersinde gördüğümüz batı sanatında ve kendi kültürümüzden halı kilim motiflerinden beslenme şansım oldu. Cemal Toy’un asistanlığını yaptığım dönem benim için usta-çırak eğitimi gibi oldu. Daha sonra bu sanatsal birikimle teknik altyapıyı birleştirmek istedim. Bizim kültürel yapılarımız mimari unsurlarımız geçmişteki o naif, hem bir felsefesi olan hem de günlük hayatta fonksiyonelliği olan ve estetik kaygıları her zaman içerisinde barındıran bu kültürü sanata taşımak istedim. Camiler hatlarla bezenir ya da günlük hayatta çiniler hamamlarda çok fazla kullanılır. Bende bu mimari unsurları sanata aktarmak istedim. Sanat tarihimizde minyatürden besleniyorum yabancı sanatçılardan, Avrupa-Batı resminden, oradaki perspektif algıyı da minyatürdeki o naif anti perspektif diye tabir ettiğimiz yaklaşımında ikisinden de beslenerek kendime özgü yeni bir tarz kullanmaya başladım. Minyatürden farklı, Batı sanatından farklı ama ikisini de içerisinde barındıran ortak bir harman oluştu. Bu figürleri sanat camiasında, sanat tarihimizde küçük bir iz benden de olsun mantığıyla bu tarz çalışmaları sürdürüyoruz.”



“BURSA AYRI BİR DÜNYA GİBİ”

Çeşme-i Prusya’yı çizerken ilk isteğinin Bursa’yı tek çerçevede nasıl toparlayabileceği olduğunu söyleyen Boyacı, “Çevremde sanatsal bir insan olduğu kadar tekniği daha düzenli tertipli insanlar da var. Endüstriyel tasarımda çok fazla serbestlik yoktur. Derli toplu bir anlatım çabası vardır. Van Gogh’unda belli bir dönemde kendini stilize ettiği dönem öncesinde çok fazla gerçekçi realist sonrasında izlenimciliği biliniyor. Yani günlük hayatta, bugün o dönemde belki çok değildi ama fotoğraf makinesi varken yani birebir gördüğümüz figürleri çizmek bana çok anlamı yok gibi geliyor. Açıkçası hiperrealizm ayrı bir sanat dalı olarak değerlendiriyor. Yani daha fantastik türünde sanatın olayı biraz daha estetik aslında görüneni daha farklı güzel bir yolla anlatmak asıl çabam bu. Bu eserlerde ki temel mesele standart manzara gibi olanlar 3-5 figürden sonra dikkat dağılmaya başlıyor.  ‘Bursa’yı tek bir çerçeve de nasıl anlatabilirim’  derdim oydu, onu yapabilmek için yuvarlak bir fonla o çerçeveyi algıyı toparlamak için birleştirdim.



Daha sonra onun içerisine de yani o içindekileri anlatabilmek için perspektifteki bozulmaları kullandım, merkezde daha soyut gözü dinlendiren bir alan kullandım fakat burada göz gezinmeye devam ediyor. Göze ilgi açısından bütün o figürler tek işlenebilir fakat bundan korkmuyorsunuz. Aslında buradaki temel mesele bu benim için özel olması asıl sebebi bu. Bursa kendi içinde bir dünya gibi önemli bir anlamı var. Çeşme-i Prusya tablosunu, Ahmet Hamdi'nin Bursa'da Zaman şiirinden etkilenerek Bursa'nın tüm güzelliklerini bir çırpıda anlatan bir resim olarak çizmek istedim. Arkada tüm heybetiyle Uludağ, önünde maneviyat kokan Ulu Camii, Yeşil Türbe ve Emirsultan, eşine az rastlanır Irgandı çarşılı köprüsü, zamanının muvakkiti Tophane saat kulesi, surlar, hanlar, hamamlar ve rengarenk  Bursa evleri. Tüm bunları tek bir çerçevede birleştirmek Bursa'yı bilmeyenler için duyguları okşayan bir manzara, Bursa'lılar içinse üzerinde saatlerce konuşacakları hikayelerle dolu bir tablo ortaya çıkardı” ifadelerini kullandı. 



 
“TABLOLARIMDA SELÜLOZ KULLANIYORUM”

Deneyerek farklı şeylere uzandığını açık açık dile getiren kent ressamı; “Şu anki kameralarda balık göz var üstte tuttuğunuzda yuvarlak şekilde yapıyor aynı onun gibi olmuş yani akılda kalıcı bir eser olmuş. Bu tarzın özel bir adı yok mesela, deneyerek farklı şeylerden beslenerek gelişti. Onu soran birçok kişi oluyor. Biraz minyatür biraz modern sanat karışımı gibi, anlayacağınız. Genelde tablolarımda kumaş üzerine selüloz hamuru uyguluyorum. Kumaş üzerine uygulamak çok zor bir tekniktir. Bahsettiğim selüloz, kağıt yapımında kullanılan bir malzemedir. Kumaşın üzerine normal plastik astar atılır bilirsiniz o dokuyu ben çok sevmiyorum yapay bir yapıdır. Burada aslında astar yerine ben selüloz hamuru uyguluyorum kumaş dokusunu kağıtla kapatıyorum. Tarihi atmosferi o da büyük şekilde destekliyor, aslında boya tutucu bir özellik oluyor. Onun içerisine bağlayıcı maddelerde uyguluyoruz hem o dokuyu kazandırıyor hem astar görevi görüyor. Onun üzerine çalışmaya başlıyoruz. Hem kuru boya gibi, pastel boya gibi duruyor değişik dokusu var. Boyalar aslında, ekonomi boyalar var renkli mürekkep sulu boyaya benzer şey olarak.  Zamanında el yapımı kağıtları yapıştırarak denemiştim küçüklerde özellikle fakat boyut büyüdükçe kağıdı bulmak zor ve temin etmek zor oluyor. Öyle olunca kağıt yapımında kullanılan malzemeyi fotoğrafa uygulamak istedim. Endüstriyel tasarımcıyım aynı zamanda böyle tasarımlar da yapıyoruz. Buradan gelen süreç yönetimi algısı da var hani alternatif malzemelerle daha açık alıyoruz orası ayrı o yüzden böyle bir tarzı geliştirdik yani. İşin arkasında o felsefe olunca renk dengesi falan da oturuyor aslında kendiliğinden.“ şeklinde konuştu. Hala, ürün tasarımı ve tasarım danışmanlığı hizmetleri veren Boyacı, resim çalışmalarına Bursa’daki atölyesinde devam etmekte ve çeşitli karma sergilere katılmaktadır.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat