Muharrem ayındayız.

Aşureler yapılıyor, eşe dosta dağıtılıyor.

Mekke'den Medine'ye hicret, Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Hz. Ali’nin teklifiyle hicri takvimin başlangıcı sayılmış.

Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayı da bu sebeple daha bir önem kazanmış.

Tarihi süreçte kutsal Muharrem ayı içinde neler yaşandığı şöyle sıralanır:

Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişi Kerbela'da Yezid'in ordusunca katledildi.

Hz. Adem'in işlediği günahtan sonra tövbesi kabul edildi.

Hz. İdris diri olarak göğe yükseltildi.

Hz. Nuh'un gemisi tufandan kurtuldu.

Hz. İbrahim'in ateşte yanmama mucizesi gerçekleşti.

Hz. Yakup oğlu Yusuf'a kavuştu.

Hz. Eyyub'un hastalıkları iyileşti.

Hz. Musa Kızıldeniz'den geçip İsrailoğulları'nı Firavun'dan kurtardı.

Hz. Yunus balığın karnından çıktı.

Hz. İsa doğdu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltildi.

İslam tarihinde bu ayın önemi;

oruç, Hicri takvimin başlaması ve de Kerbela olayı olarak üç şekilde öne çıkar.

Aslına bakarsanız, Muharrem orucu temelinde bir yas, matem orucu, yakılan ağıt niteliği taşıyor.

Hüseyin ve yakınlarının Yezid'in ordusu tarafından şehit edilmesi olayının üzerinden 1340 yıl geçti.

Bu olayın özü nedir?

Hz. Hüseyin'in, Yezid'in yaptığı haksızlıklara ve zulme karşı dik duruşudur.

Yezid, babası Muaviye'nin ardından Emevi halifesi ilan edildi.

Hüseyin saltanatın seçimle değil de, babadan oğula geçmesini kabul etmedi.

Bunun üzerine Hüseyin'e kılıçla saldırıldı.

Altında yatan sebep, rakip olarak görülmesi, tehdit olarak algılanmasıydı kuşkusuz ki.

Ya biat edecek ya da ölecekti.

Yezid'e tabi olmaktansa, gözünü kırpmadan ölmeyi yeğledi.

Kendisine sunulan bütün vaatleri geri çevirerek onuruyla mücadele etti.

Zalim ve mazlum arasında yaşanan bu olayda kazanan mazlum olandı.

Hüseyin canını verme pahasına onurunu çiğnetmedi.

Hak, adalet için ne denli savaşılabileceğini, karşısında kim olursa olsun, nasıl sağlam duruş sergilenebileceğini gösterdi.

Yüzyıllardır bu değerlerin simgesi oldu.

Haksızlıklar karşısında Hüseyin olabilme cesareti, duruşu çok önemli.

Dünya genelinde zalim ile mazlum arasında yaşanan savaşlar ortada.

Bu mücadelelerde biat edip kolayı seçenler olduğu gibi, sonuna dek hakkını savunan, iyilik ve doğruluk için savaşanlar var.

Kerbela olayı dini hassasiyetlerle ilgili gibi görünse de esasında siyasi bir olaydır.

İktidar ve güç mücadelesini yansıtıyor.

İnsanlık tarihinin en acı olaylarından birinden yansıyan önemli mesajları almak gerekir.

Bizlere, hepimize çok şey anlatıyor.

Neler mi?

Hakkın, adaletin, hukukun, demokrasinin en önemli değerler olduğu.

Bu bilincin toplumun her kesimi tarafından benimsenerek etkin hale getirilmesi.

İnsan sevgisinin yüceliği.

Zalime boyun eğmeden mazlumdan yana olmayı.

Hayatın her alanında bu erdemleri savunmayı.

Masum insanların, kadınların, çocukların öldürüldüğü, hakların gasp edildiği, adaletin geciktiği, zulmün arttığı, despotluğun çoğaldığı, güçsüzlerin ezildiği, menfaatin gözetildiği günümüzde, her zamankinden çok birlik beraberliğe ve sağlam duruşa ihtiyaç var.

Muharrem ayı buna vesile olsun.

**********

Günün Sözü

“Bir toplumun devamı

adaletle mümkündür.”

Hz. Ali