2022’de yürürlüğe geçmesi planlanan yeni kıdem tazminatı sistemi tatsız. Bu düzenleme de ‘tamamlayıcı emeklilik sistemi’adı altında kıdem tazminatının kaldırılması hedefleniyor.Neredeyse birkaç yılda bir gündeme gelen bu konu, sonunda nihayete erecek mi bilinmez.

            Öne sürülen argüman yine "Kıdem tazminatının güvencesi yok. Binlerce işçi kıdem tazminatını hak ettiği halde alamıyor. Kıdem tazminatını fona devrederek güvence getiriyoruz.” şeklinde ama gerçekten öyle mi? gelin konuşalım…

            Kıdem tazminatını kıdem tazminatı yapan işveren tarafından işçiye kanunda sayılan hallerde toplu olarak ödenmesidir. Ancak yeni sistem diyor ki: hak ettiğin bu parayı sana toplu olarak ödemek yerine senin adına 60 yaşına kadar biriktireceğim. 60 yaşından sonra da biriken tutarı 15 yıl süre ile eşit olarak alacaksın. Toplu olarak bu parayı alabilmen içinse belli şartlar lazım ki bu belli şartlar mevcut olduğunda dahi alacağın rakam sadece tüm paranın %10’u. Evet, görüldüğü gibi uygulamaya geçilmesi planlanan yeni sistem,işçinin hakkını elinden almıyor ancak bu fon da kimsenin 75 yaşına kadar yaşayacağının güvencesi de yok.

            Dersiniz ki: ben ayrıldığım işlerden tazminatımı alamam, bu sistem tazminatımı korur -çünkü avukatınız olmadan ne yazık ki bu hakka kavuşmakta ülkemiz de ciddi bir sorun-o yüzden bu fonun olması işçinin menfaatinedir. Bu fon 75 yaşına kadar yaşayacağınızın güvencesini de veriyorsa belki menfaatinizedir.

            Kaldı ki bugüne kadar oluşturulan benzer fonlarda, ekonomik krizler neticesinde birikimlerin hak sahiplerine zamanında ödenemediği ve önceden belirlenen amacına ulaşılamadığı da görülmüştür. Bu fonun da ödeme güçlüğüne düşmesi, birikimlerin politik amaçlarla kullanılması ve fon varlığının amacı dışında kullanılması gibi durumlar ihtimal dahilindedir.

            Hal böyle iken, bu sistemin nasıl kabul görebileceğine inanılarak harekete geçildiğine ben akıl erdiremiyorum. Ancak esas sorun, kıdem tazminatının kendisi de değil. Sorun, kıdem tazminatını mesele haline getiren ekonomik, sosyal koşullar ve denetimsizlik…

            Özellikle pandemi sürecinde gündeme gelmesiyle de yeni kıdem tazminatısisteminin sermayenin yeni dönemdeki ihtiyaçlarına uygun bir adım olarak şekillendirilmek istendiği açık.

Zaten mesele kıdem tazminatını alamayan işçinin hakkını korumak olsaydı, bunun yolu kıdem tazminatı fonu daolmazdı. Ne olurdu?

*1 yıl koşulu kaldırılarak 1 yıldan az kıdemi olan işçilerin de kıdem tazminatı alabilmesinin önünün açılması olurdu.

*Kıdem tazminatı ödenmeyen işçiye tazminatı devlet tarafından ödenir, işverene rücu edilirdi.

*Kıdem tazminatı dahil tüm işçi alacakları “Ücret Garanti Fonu” kapsamına alınabilirdi.

Ne olacak?

*İşçilerin en az maliyetle daha kolay işten çıkarılmasının önü açılacak.

*Kıdem tazminatının iş güvencesi olma özelliği ortadan kalkacak.

*İşten çıkarmalar kolaylaştığı için sendikalar zayıflayacak.

*Koşulları gerçekleşinceye kadar işçinin parası bekleyecek belki de kıdem tazminatını almaya ömrü yetmeyecek.