2020 Yılının oldukça soğuk geçen bu ilk ayının 3.Çarşamba gününde; samimi bir sorum var siz değerli okurlarıma…Son zamanlarda saydınız mı hiç… Kaç iyi dostunuz kaldı çevrenizde..?

İhtiyacınız olduğunda; hiç gocunmadan size elini uzatacak..!

Kaç dostunuz veya arkadaşınız var şimdi..?

Bakın bakalım…Kaç dostunuz  gitti yaşantınızdan apansız..?

Kaçı hala direnmekte,”onurundan bir şey kaybetmeden” yaşamın bu ağır şartlarına..?

Biliyorum ki; kimi ekonomik kriz kurbanı olup işyerini kapattı yıllar önce…Sonra yaşamının tüm pencerelerini kilitledi ve kapandı içine…İzi bile kalmadı.

Kimi çalıştığı işini, ailesini ve geleceğini kaybetti. Yok oldu hayatın dibinde…

Her şeyden ve herkesten bıkarak başka kentlere ve başka ülkelere gidenlerde oldu dostlarımızın arasından…Yaklaşık her 8-10 yılda bir oluşan ekonomik krizler nedeniyle, “doğduğum yer değil, doyduğum yer” diyerek, çekip gittiler buralardan çok uzaklara…

Bazen bir “eyvallah” bile demeden tanıdıklarına…

Yaşadıkları yoğun stres nedeniyle amansız hastalıklara yakalanarak başka bir dünyaya giden dostlarımız da oldu mutlaka…Trafik kazaları, intiharlar ve iş kazaları nedeniyle kaybettiğimiz önemli dost ve arkadaşlarımızı da unutmamak gerek tabii ki…

Bakın bakalım şimdi çevrenize…

Kimler kaldı geride eski dostlarınızdan..?

Biliyoruz…Yaşadığımız bu güzel ülkenin sosyo-ekonomik  koşulları, ”dost kaybetmenin, dost kazanmaktan daha kolay olduğu” ortamlar yarattı hepimize…

Zor dostluklar kurup, kolayca kaybettik onları apansız…Bir zamanlar çok iyi dostlarımız vardı kuşkusuz…Ama…Kaçtılar…Gittiler…Ve öldüler iyi dostlarımızdan bazıları…

Hep yüreklerimizden bir şeyler kopararak..!

Bazen de “her dostun dosdoğru bir dost olmadığını” kanıtlarcasına kalleşçe terk ettiler yaşantılarımızı…Şu anda küçük ve anlamsız kalan bazı anılar bırakarak hem de…

Ne ayak izleri kaldı artık yaşantımızda, ne de küçük bir gülümseme yaratacak sözleri..!  

 

PARAYA DAYALI DOSTLUKLAR MÜMKÜN AMA…!  

Saydınız mı şu anda; kaç “iyi insan” kaldı çevrenizde..?

Ama…Bu ülkede “paraya dayalı” kolay dostluklar kurmak mümkün…Saman alevi gibi yanıp sönen…Ya da çıkar ilişkilerine dayalı arkadaşlıklar ve iş ortaklıkları  da kurulabilir aniden…

Piyango gibi; “ya çıkarsa” türünden dostluklar/arkadaşlıklar yani…Fakat artık çok iyi biliyoruz ki; çıkarsız -yeni dostluklar kurmakta zorlanıyoruz her nedense…

Sağlam dostluklar kurmak, toplumsal anlamda bir ütopya mı artık yoksa..?

Yaşamın her geçen gün gittikçe ağırlaşan geçim şartları, birçok konuda bizleri epey zorlarken sizlere güzel bir dostluk hikayesi de sunmak istiyorum bugün…Yaşantınıza “unutmaya başladığımız şekli ile” dostça bir anlam katmak için…Herkese yan sütunlarda yer alan “Dosdoğru bir dostluk hikayesi” isimli uluslararası alanda da çok bilinen öyküde geçtiği  gibi, sağlam dostluklara sahip aydınlık ve güzel günler diliyorum.

Dostlarınız; hep dosdoğru olsun ve her zaman orada dursun.

Elinizi uzattığınız da, onu tutabilecek mesafeyi korusun.

Göğsünüzün sol yanında tutun onları ve oradan hiç çıkarmayın.

Ve hep “Geleceğini biliyordum” diyen dostlarla kalın.

 

ÖZLÜ SÖZLER: Artık parçaları kaybolmuş bir PUZZLE gibi insanlar…Kiminin ruhu, kiminin beyni ve birçoğunun da kalbi yok. (Chuck PALAHNIUK)


DOSDOĞRU BİR DOSTLUK HİKAYESİDİR BU..!

 

Bir ülkenin bağımsızlık ve özgürlük savaşının en kanlı günlerinden biridir. Siperdeki asker en iyi arkadaşlarından birinin, az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. Ateş yağmuru altında komutanına koşarak:

 -Teğmenim. Arkadaşım yaralandı. Alıp gelebilir miyim.?

Komutan “delirdin mi?”der gibi baktı askere…Sonra da “Gitmeye değer mi..? Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük bir olasılıkla ölmüştür bile…Kendi hayatını da tehlikeye atacaksın şimdi.”dedi.

Asker ısrar edince de ; ”Peki git o zaman” demek zorunda kaldı.

İnanılması güç bir mucize ile, asker yoğun ateş altında sürüne- sürüne arkadaşının yaralandığı yere ulaştı. Onu sırtına alarak, koşa-koşa siperine geri döndü. Komutan yanlarına gelerek kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra da onu taşıyan  cesur arkadaşına döndü:

 -Sana hayatını tehlikeye atmak için değmez demiştim. Gördün mü bak arkadaşın ölmüş.

 -Değdi komutanım.

 -Nasıl değdi. Arkadaşın ölmüş görmüyor musun..?

-Yine de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda, henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, benim için dünyaya bedeldi.

Ve asker ölen arkadaşının son sözlerini tekrarladı hıçkırarak:

Geleceğini biliyordum ve seni bekliyordum.”demişti arkadaşı…

-Geleceğini biliyordum..!