Kişisel gelişim üzerine daha öne bir iki kez yazmıştım.

Genellikle yazdıklarım, kişisel gelişim üzerine yazılanları eleştirme üzerine idi. Yani, bu konuda kitap yazmış olanların kendileri başarılı olan kişiler olsalar bile, onların yazdıkları sadece kendi durumları ile ilgili gerçekler olur lakin başkası için sadece basit fikirden ibaret kalır. Birinin bir başkasının nasıl başarılı olacağı ile ilgili söyledikleri ancak ve ancak fikir ve tavsiye olabilir, söylenenlerin uygulanması başka kişileri başarılı yapamaz. Çünkü her kişi farklıdır, her şeyi farklıdır kişilerin, doğumundan ölümüne kadar geçen süre her bir bireyi bambaşka yapar. Evet, belki toplumsal benzerlikler olabilir ancak bireylerin her birinin kendine özgü özellikleri vardır bu yüzden de birinin takip ederek başarıya ulaştığı bazı kurallar bir diğerini başarılı kılamaz.

Bir diğer eleştirdiğim konu ise birilerinin bu tür kitapları, kılavuz, rehber ve harfiyen uyulursa mutlaka netice alırım inancı ile alıp uygulamaya kalkmasıdır. Özellikle gençler bu kitapları alıp uygulamaya çalışmaktadır lakin sonuç hüsran olmaktadır. Çünkü yazılanlar, insanın sadece bir yönüne yönelik olmaktadır. Mesela “Güzel konuşma sanatı”, “İyi bir lider olmanın kuralları” ya da “Başarılı bir kişi olmanın şartları” gibi sadece bir yönü ile kişileri ele alır. Oysa bir işte başarılı olmak için sadece tecrübe ve bilgi yeterli değildir. Kişinin kişilik özellikleri, özellikle ruh hali de çok önemlidir. Bir de herkes her işte değil, her bir kişi kendine özgü ve kendine uygun işlerde başarılı olabilir. Bu yüzden birinin sahip olduğu başarının, yöntemleri harfiyen uygulansa bile bir diğer kişiye aynı başarıyı getirmez.

Bu yazıda aslında kişisel gelişime farklı bir bakış açısı ile bakmak istiyorum. O halde önce bir tanımlama yapmam gerekiyor; Kişisel gelişim: bir bireyin topyekûn kendini geliştirmesi olmalıdır. Yani birey ruh halini, duygularını, bilgi birikimini, gözlemlerini, tecrübelerini, hayatın her yönünü, inançlarını, ahlakını yani kendisi kendi yapan her bir özelliğini aynı zamanda geliştirmelidir. Kişisel gelişim tek başına da olmaz, başta aile bireyleri ile sonra da yakın çevre, peşi sıra toplumun diğer katmanlarına yayarak sağlanmalıdır. Yani kendini geliştirdiğin süre içinde, bulunduğun çevreye de katkı sağlamalısın ki senin gelişiminin bir anlamı olsun, yani bir netice olarak içinde bulunduğun toplumun da seni anlayabilecek kadar gelişmiş olması gerekiyor.

Bir diğer yönü ile de kişisel gelişimin ucu “devrime” değmektedir. Çok başarılı bir gelişim sağlarsan, etrafında da etki bırakırsın. Bu etkiyi etkileşime çevirirsen, kendin ile beraber çevrendekileri de geliştirirsin. Bu gelişimin sonucu bir milleti topluca değiştirmek olursa bir devrim olur, hem de gerçek bir devrim. Nitekim bu tür değişimleri başarmış insanlar var olmuşlardır dünyada.

Bu özellikte ve bu anlamda bir kişisel gelişim anlatabilen varsa buyursun yazsın. O zaman hepimiz okuyalım ve faydalanalım. Ancak böyle bir gelişimi bilen biri zaten yazmaz ve gerek de kalmaz biz kendisini tanırız ve onun peşinden gideriz. Kitaba da gerek kalmaz.

Bir de bu kişisel gelişimin daha mütevazı olanı var. Yani her bir birey kendi gelişimini yapabilir, yapabilmelidir. Ki bu mütevazı olanın toplumun çok büyük bir kısmını ilgilendiriyor. Yani devrimci ruhu olmayan sıradan insanların da bu gelişimi yapmaları mümkündür. Hatta bu tür gelişim her insan mutlaka yapması gereken bir gelişimdir. Yani her bir birey kendisini kendi yapan değerlerini geliştirmesi gerekmektedir. Bu değerleri tekrar yazmakta yarar var; ruh hali, duygularını, yani merhameti, öfkeyi ve sevgiyi, bilgi birikimini, tecrübelerini, gözlemlerini, inancını, ahlakını ve toplumsal değerlerini ve bunlarla ilgili her şeyi sürekli geliştirmelidir. İşte bu varoluşun, insan olmanın temel sebebidir kanaatimce.

Kişisel gelişimin gayesi insan olmaktır, yani en iyi insan olabilmektir. Bu yolda edinilen her bir kazanım önemlidir. Bu yolda yazılan her bir kitap değerlidir, her bir söz kıymetlidir. Ancak yinede yazılan çizilenler kişiye özel olmadığı sürece sadece bir bilgi olarak dimağa kaydetmek lazımdır. Birebir uygulamaya kalkışmak akılcı olmaz.

Kişisel gelişim, her ne kadar kişisel gelişim dense de çevremiz ile beraber gelişmezsek başarı net olmaz. O zaman topluca uyulması gereken kurallarında olması kaçınılmaz olur. Mesela genel ahlak kuralları buna örnektir. Bir bireyin genel ahlak kurallarını çok iyi öğrenmesi ve harfiyen uygulaması onu bu konuda başarılı kılar. Bu durumun diğer bir neticesi ise çevresindekileri de bu genel ahlak kurallarına karşı hassas olmaya iter. Böylece genel ahlak kuralları hem bireysel hem de toplumsal olarak uygulanmış olur ve toplumsal bir başarı sağlanmış olur.

Bu durum tüm bireysel özellikler için böyledir. Kendinde başarılı olduğun her bir özelliğini çevrende de uygulatabiliyor olmak gereklidir. Bu açıdan tüm kişisel gelişim çalışmalarına karşı olamam bilakis destek olurum. Bu konu da tam olarak nereye varmak istediğimi anlatabilmem için biraz daha yazmam gerekiyor. Bazı ayrıntılar ve örnekler vermem gerekiyor ama yeterince yer kalmadı. Başka bir zaman detaylandırırım. Ancak bir ipucu vermek istiyorum. Nefis terbiyesi mi, kişisel gelişim mi? Hangisi terimi kullanmalıyız.

Bu yazıya nefis terbiyesi demiş olsaydım, farklı algılanırdı ancak “çağdaş” bir terim ile konuya yaklaşınca daha bir dikkat çekiyor sanki. Bir daha ki yazı da farklarını anlatmaya çalışacağım.