Hülya Avşar; çarşaflı ve peçeli kadınlarımıza laf söylemişmiş.

Tesettürlü kadınlarımız hakkında kendi beyanı ile kıyametler kopartmış, birçok yazılar yazmış, Zehra'cığına, öcü onlar falan demiş, haspam mış mış mış yani...

Kalemimi suni gündem için kullanmam diyen ben; vakti geldiğinde böyle absürt şeyler için de kullanabiliyormuşum.

Gel de yazma şimdi.

Gel de zamanını avşar kızına ziyan etme!

Geçmişini araştırdığımda;

1982 yılında dönemin meşhur gazetelerinden, birinin düzenlediği yarışmada Türkiye'nin, güzellik kraliçesi seçilmiş; ancak 16 yaşında yapmış olduğu evliliğini gizlediği için, tacı geri alınmış bir kadın...

O günden sonra akletme yeteneği de alınmış olmalı ki; beyninden "yararlı işlere imza atmak yerine, sağa sola saldırıp skandal hayatı ile gündem oluşturmaya çalışıyor."

Demek ki kraliçe olmak için güzel olmak yetmiyor. Aynı zamanda "dürüst ve akli selim" olmak gerekiyormuş…

Sözüm ona 1983 yılında çektiği ilk filmi "HARAM" ile sinemanın en aranılan yıldızı olmuş.

Beyaz perdede yıldız olmak ile dünyada star olmanın aynı şey olmadığını bilmediğinden olacak ki; kendisini dünya yıldızı sanıyor!

Haram filminden sonra, “TUTKU" sonrasında "Tele Kızlar" isimli filmleri, ilk dikkatimi çekenler arasında…

Çocukluk dönemlerimden hatırlıyorum kendisini, pazar ve manavdan aldığımız meyve ve sebzelerin içine konulduğu kesekağıtlarından…

Gazetelerden yapılan kesekağıtlarının üzerinde, hemen hemen her gün onun  fotoğraflarını görürdüm.

Bikini veya iç çamaşırları ile çekilmiş açık saçık  fotoğraflar ve altında değişik skandallar.

Çocuk halimle utanır, resmin üzerini elimle kapamaya çalışırdım.

Tabii ki hiç başarılı olamadım.

Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi;

Altı şişhane, üstü tersane,

Nereyi kapatsam başka yeri açılıyordu...

Ricky Martin'in poposu geliyor aklıma nedense, tacizci mi nedir diye düşünüyorum bir an!

Küçük yaşta yanık sesi ile türkü söyleyen bir çocuğu da kucağına oturtup, suni bir gündem oluşturan da o diye hatırlıyorum.

1980'li yılların meşhur futbolcusu Tanju Çolak ile olan birlikteliği üç yıl kadar sürmüş ve Tanju Çolak evli olduğu için bu ilişki bitmiştir.

Gündem olmak için, ağzının ayarında sınır tanımayan Hülya Avşar; dünyanın en güzel kadını olduğunu iddia etmiş ve yeryüzünde kendisine emsal güzel olmadığını belirtmiş!

Ülkemizde uluslararası ödül alan tek oyuncunun da, kendisi olduğunu söylerken, uluslararası ödül alan sanatçılarımızı görmezden gelerek, kendilerine hakaret etmiştir.

Bu ülkede; uluslararası ödül almış birçok kadın ve erkek sanatçımız var.

Bir röportajını okuduğumda, inançlı biri olduğundan bahsediyor.

Kutsal günlerde ibadet ettiğini belirtip, ölen geçmişleri için de dualar okuttuğunu da ekliyor röportajında.

Bunlar bir kısım dini ritüeller Hülya'cım, inanç bu değil!

Çok övündüğün uluslararası ödül aldığın film olan Berlin in Berlin'in fragmanını izlediğimde  gördüm ki +18!

Sana tavsiyem Hülya'cım; çarşaflı kadınlarımızı aşağılayan sözler söylemek yerine, filmde kendi kendini tatmin etme sahneni kızın Zehra'ya izlettirmen ve annesini başarılı bulup bulmadığını sorman olacaktır. Mesela!

İnanıyorum ki; bu başarından dolayı, kızın seni ayakta alkışlayacaktır.

Bir ara Kurban Bayramı’na da takmıştın sen değil mi?

Yediğin etler babanın tarlasında yetişiyor sanki!

Yapma Hülya, bilmediğin konularda böyle atıp tutma.

KIZIM SANA SÖYLÜYORUM, GELİNİM SEN ANLA.

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un da belirttiği üzere; “Medeniyet dediğin açmaksa bedeni, desenize hayvanlar bizden daha medeni…”

Bak güzel kadın,

Bu vatanın kutsalları vardır din gibi, bayrak gibi, toprak gibi, millet gibi.

Bu kutsal değerlerimiz için yorum yapılacağında bin kere düşünüp bir kez konuşulmalıdır.

Senin gibi ağzının fosseptik çukuruna dönmüş hali ile konuşulmaz! Konuşuyorsan da, bu aziz millet sana gereken cevabı verir.

Bir özgürlük mücadelesidir başörtüsü.

Kurtuluş Savaşı mücadelesinden sonra, küllerinden yeniden doğan bir milletin ismidir Türkiye.

1934’de, TBMM'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilirken, bu hak sadece başörtülü olmayan kadınlara verildi.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” denilirken, başörtülü kadınlarımız, bu milletten sayılmadı.

Yeni bir toplum oluşturmak için, İslam’ı hedef alan zihniyet çıplaklığı, medeniyet ölçüsü olarak gösterirken, kapalılığı çağdışı ve yobazlık olarak addetti senelerce.

Senin zihniyetinde olanların, başörtülülere hakaret etmeyi fikir özgürlüğü sayıp, toplumumuza böyle empoze  ederken, Müslüman hanımlar; cevap verdiğinde hapis cezaları ile cezalandırıldı bu ülkede.

28 Şubat’ta; yapılan darbe ile türlü işkence ve hakaretlere maruz kalmış nice başörtülü kardeşlerimiz var çevremizde.

Senin ve senin gibi düşünen hatta düşünemeyen akli idrakten yoksul kişilerin istedikleri açık ve net göstermektedir ki; istediğiniz İslam'ı hedef alan eski darbeci ve köhnemiş fikirlerin iktidara geldiği bir Türkiye.

Aziz Türk milletini artık bu söylemleriniz ile kandıramayacağınızı sizler de çok iyi biliyorsunuz aslında.

Türkiye'nin önünü kesmek için türlü oyun entrika ve söylemleriniz, sizin hangi taraflara hizmet ettiğinizin göstergesidir.

Bu halde devam edin, edin ki biz de bilelim sizlerin kim olduğunu vesselam...