Amerika’da ki ırkçılık, tarihinin yazıya dökülmeye başladığı dönemden itibaren köklü bir geçmişe sahip.

            Amerika toprakları, var olduğundan bu yana, en ağır işlerinde çalıştırmak için Afrika kıtasındaki sömürgelerinden getirdikleri insanların köle olarak kullanıldığı ve her türlü gayriinsani muameleye maruz bırakıldıkları bir yer olmuştur.

            Amerika ve diğer Batılı ülkeler için Afrika ve Afrika insanı her zaman geri olanın temsili. Afrika, ekonominin zayıf olduğu, insanca yaşamanın mümkün olmadığı fakat yağmalanacak, sömürge imparatorlukları kurulabilecek bir yer…

            Bu ülkeler, sözde modern ve ilerici dünya düzenine dayalı olarak bütün ırkçılık karşıtı söylemlerine rağmen, Afrika ve Afrika kökenli insanlar söz konusu olduğunda zihniyetindeki ırkçılığa dair yapılanmayı dışa vurmaktan hiçbir zaman geri duramıyor.

Nitekim bugün yaşananlarda geçmişin ve bu zihniyetin devam ettiğini gösteriyor. Köle ticareti sona erse de ırkçılık artarak ve şekillenerek devam ediyor. Çünkü kapitalizmin getirisi olan siyasal ve ekonomik çıkarların arttırılması konusunda ırkçılığın faydası onlar için yadsınamaz. MalcolmX’in dediği gibi, “Irkçılığın olmadığı bir kapitalizm yoktur!

            Kapitalizm, toplumun sınıflar halinde ve kendi içlerinde debölünmesinin sistemi. Bu yönü, özellikle ırk ayrımında kendini göstermiştir. Tarihteırkçılık karşıtı eylemlerin sonucunda, sözde siyahilerin sosyal ve ekonomik hayata katılımını ve eşitliği vadeden yasal düzenlemeler yapılsada, kendiyle çelişir bir şekilde, siyah beyaz ayrımının daha fazla belirginleşmesi bu yüzdendir.

            Irkçılık sayesinde kitleler birbirine düşman edilerek, insanlık taslayan ancak insanlık dışı bir düzen süregelmekte. Son günlerde medyada gördüklerimiz tam da bu. Kapitalizmin insanları daha kolay sömürmek için keşfettiği böl ve yönet politikasının sonuçları…

            Aynı günlerde uzaya insan gönderirken diğer yandan en ilkel sebeplerle ve en ilkel şekilde toplumsal olayların yaşanması ve bunca yıldır devam eden ırkçı anlayışın son bulmaması da tesadüf değildir. Kaos demek ticaret demektir.       

            Ezile ezile tek yolun ezme olduğunu öğrenen ezilmişin ezerek öç alması…İşte Amerikan kapitalizminin yarattığı hasta  insanlık durumunun hasta bir ifadesi.

            Bu söylediklerim kapitalizm için ırkçılığın nasıl bir verim sağladığına ilişkin. Dolayısıyla ırkçılık yapan ve ırkçı saldırılarda bulunan bizzat bir devlet kurumu da olsa yalnızca birey tarafından işlense de gerçekte sistemin kendisi. Kaldı ki bu ABD’nin ırkçı zihniyetinin sebep olduğu ne ilk ne de en büyük kaos. Bir yandan Amerika’da artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı sesleri yükselse de kapitalizm iflasını ilan etmediği sürece, sözde düzenlemelerle toplumsal kaos ancak bir süreliğine dinecek.

            Her ne kadar medyada ırkçılığa karşı mücadele yalnızca insani ve vicdani bir meseleymiş gibi lanseedilse de meselesomut ve politik bir mesele.

            Kapitalizm ve ırkçılık birlikte doğdular ve birbirlerini besliyorlar.Bu yüzden ırkçılığa karşı mücadele, kapitalizme karşı mücadelenin odağında olmalı. Temenni ırkçılıkla mücadele ise ırkçılığa karşı kitlesel ve sürekli bir mücadele ancak bu şekilde mümkün kılınabilir.

                                                                                                                                                                                   Av. Zehra Nur DALGIÇ