Biz insanlar kapalı kapılar ardında olan, açıklayamadığımız olaylarda garip ve beklenmedik şeyler aramayı çok severiz. Sebebi ise açıklayamadığımız her şeyi saçma bir yöne çekme eğiliminde olduğumuz gerçeğidir.

 

Bilgiye erişmenin zorlu yollarını aşamayan üşengeç ve hazırcı insanoğlunun birkaç söz öbeğiyle kendisini bilgiç sanmasına sebep olan şeye komplo teorisi diyoruz.

 

Yani komplo teorileri tabiri caizse okumayan, araştırmayan insanların sığındığı bir koydur. Güvensiz, hatta tehlikeli bir koy. Zift gibi, yapış yapış üstelik.

 

Her insan hayatının bir döneminde bunlara inanır. Çünkü o zamana kadar ona öğretilen şeyler gerçek hayata o kadar uymaz ki, o kadar kaos ve aklının almadığı o kadar sistemsiz işler olur ki, bunların o zamana kadar ona öğretilen sistemli düzenli ve mantıklı evrende olması imkansızdır.

Dolayısıyla bu saçma durumları açıklamak için nesnel veriler gereklidir. 

Bunun en kolay yolu da bu komplo teorileridir. Birilerinin düzenli ve sistemli bir şekilde tüm bu kötü olayları bir plan dahilinde yapması daha akılcı gelir. Bir nevi komplo teorisi demek işimize gelir.

 

Geçtiğimiz dönemde de koronavirüs ve buna bağlı olarak Boris Johnson'ın hasta olması ve 5g ile tekrardan hayatımıza iyice nüfus etmiş olay mesela. Tam asi muhabbetleri,

Efendim dünya düz olayları falan azaldı derken insanın salaklığının sınırları olmadığını görmüş olduk hep birlikte.

 

Komplo teorileri genellikle konu hakkında 2-3 kuruşluk bilgisi olan şarlatanlar tarafından, hayallerinde aslında varolmayan noktaları birbirine bağlamaları ile ortaya çıkar. Sonrasında sosyal medyada yayılarak popülerleşir ve konu hakkında hiç bir bilgisi olmayan kitlelerde korkuyu oluşturur.

 

En kötü özelliği ise yanlışlanmasının mümkün olmaması.

Bir önermesinin yanlış olduğunu kanıtlarsanız bile (5g dalgalarının böyle hastalıklar oluşturmasının fiziğe aykırı olduğu gibi) size o iş aslında öyle değil diye nutuk atmaya başlar ve bilimsel olarak %5 doğruluğa sahip olan bilgiler ile %100 yanlış olan bir arguman kurar.

 

Bu kişilerin diğer bir özelliği ise tahminlerinin gerçekleşmemesi durumunda yine bunun sistemin bir oyunu olarak group komplo teorisine yedirmesidir.

Mesela başbakan Johnson hasta olduğunu açıklayınca "yaa insanlar umursamıyordu ya, ciddiye alsınlar diye böyle uydurdular" der.

Yoğun bakımda alınınca "Şimdi bir devlet başkanını öldürecekler çünkü insanları korkutmak istiyorlar" der.

Yoğun bakımdan sağlıklı şekilde çıkınca da; "İşte bakın başbakan bile hasta oluyor demek için bu numarayı çektiler ki insanlar korksun" dediler.

Yani bir olayın 10000 farklı şekilde sonuçlanma ihtimali olsa da, bu sonuçların tamamını en başında kurdukları komplo teorisine bağlayacaklar..

 

Ben yukarıda saydığım nedenlerden dolayı bu grupla tartışmayı kestim artık. Önceden "yok o öyle değil" diyerek bildiğim bir konuysa açıklamaya çalışırdım ama baktım artık umut yok hiç bir şey söylemiyorum.

 

Çünkü bizim memlekette her şey komplo teorileri ile açıklanır.

Peki tartışma nedir?

Seninkine mi benimkine mi inanacağız... Tüm yaptığımız budur...

 

Değer üretmeyen kompleksli toplumlarda kullanışlı bir araçtır komplo teorileri.

Ülkemizde olduğu gibi "komplo teorileri" yönetenler açısından başarısızlığımızın delili olarak cahillere sunulur.

Bu haliyle komplo teorileri mesuliyetten kaçan üçkağıtçıların işine yarar.

Oysa olan bitenleri ilkeler üzerinden değerlendirmeli değilmiyiz? sorusu çoğu kez görmezden gelinir.

Bize, sıradan insanlara düşen oradaki ahlaksızlığı görmek değil midir?

Madem aklımız var o zaman ahlaksızlığı da görmeliyiz.

Biz etik kurallar geliştirmediğimiz sürece daha çok komploların peşinden gideriz bu kafayla.

 

2 hafta önce:

Virüsü Amerika laboratuvarda üretmiş, Çin'e ve İtalya'ya salmış. Düşmanlarını biyolojik savaşla yok edecek.

Bugün:

Virüsü Amerikan sistemini durma noktasına getirerek başarısızlığını göstermek için, Çin kendi laboratuvarında üretmiş.

Amerika yok olacak, dünyadaki en büyük güç Çin olacak. 

Bunlara itibar eden insanlar bence bir çeşit paranoid kişilik bozukluğuna sahip insanlardır.

Paniğe benzer.

Toplulukta bir kişi korkmaya başlayınca bu korku genele yayılır. Yani paniğin hafif versiyonudur.

 

Bir arkadaşım çok sever bunları.

Arada buluşur otururuz. Bizimki başlar; rakafelır ailesi, yok roçayd sülalesi, yahudiler, kemalistler...

Ben de eşlik eder kendi hayal dünyamdan birşeyler ekler ciddi ciddi trollerim. Belki sonunda dayanamayıp 'senin ben kafanı seveyim' derim ve güler konuyu kapatırız.

Yine bir gün böyle otururken çörçil istedik garsondan (şu soda+limon+tuz)

Bizim eleman dedi ki; "sodayı getirin biz dökelim"

Garson gidince de bana fısıldadı (ya az limon atıyorlarsa)

İçimden yine söylendim ama ses etmedim.

Geldi çörçiller.

 

Sodayı dökerken 'ya bu limon değil de limon suyu ise?

Bi dahakine limonu da biz sıkalım. Ama dur ya o limon hormonlu ise?

Bir dahakine pazardan limonumuzu getirelim.

Ama dur pazardaki limonun hormonlu olmadığını nereden bileceğiz?

Kendi limonumuzu yetiştirelim.

Ama dur ya birisi gece gelip de limon ağacımıza hormon atarsa' diye uzatırken durdum ve komplo teorilerinin hepsinin hastalık olduğunu söyledim.

Umarım mesajı almıştır.

Umarım mesajı almışsınızdır.

 

Aptalların kendisini zeki hissetmek için inandıkları saçmalıklar bütünüdür komplo teorileri.

Gerçekliğin arkasında daha derin bir gerçeklik ve basit olayların arkasında detayları planlayan bir zihin olduğunu düşünürler.

 

Hayatın hesaplanamaz açmazları, karmaşık insan doğası ve yüzlerce değişkenin dahil edildiği planlar yapılamaz.

 

Türkiye ise bu tür aptalca, basit ve popülist bilgilerle dolu. Youtube da gizli gerçekler, gizli planlar açıklayan bir takım insanlar, saçma sapan yorumcular, aynı düzeyde tv programlarıyla destekleniyor.

Komplo teorilerinin dikkat çekmesi bile gereksiz bir şeydir bana kalırsa.

 

Komplo teorileri %99.9 yanlıştır.

Sevgi ve selamlarımla