Geçen haftanın en sıra dışı olaylarından biri, Umreden dönerken kendisini karantina altına almak isteyen polisin yüzüne tükürüp, “Ben hastaysam sen de ol” diyen bir“Arabistan Basilinin”menfur saldırısıydı.

Diğer arkadaşlarıysa bariyerlerin ardından hep birlikte bağırıyorlardı:

“Kabe’nin intikamı bu Kabe’nin!..”

“Kabe’nin ortalığa virüs yayarak intikam aldığını” düşünen kafa geçmişte 99 depreminde, “subayların Gölcük’te rakı içtikleri için Allah’ın bizi cezalandırdığını” düşünen kafayla aynıdır!

Bu ne demek biliyor musunuz?

Artık tatmin eşiğini çoktan aşan ve gittikçe şımaran memleketteki “dinci yobaz” tayfanın başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Ak Parti’ye bile kinlenmeye başlaması demektir!

Yazıyorum şuraya, bu insanlar gelecekte gerçek Müslüman’ın  kendileri olduğunu savunacak ve Ak Partilileri “sapkınlıkla” suçlayarak savaş açacaklardır; göreceksiniz bunu da.

Bana çarpıcı gelen ikinci olaysa Sağlık Bakanı’na yöneltilen “Çin’den getirilen hasta kitlerinin parasını Atatürk ödemiş, bu doğru mu” sorusu üzerine, Fahrettin Koca’nın verdiği “Hayır, hepsini biz ödedik” yanıtıdır ki, Bakan’ın sosyal medyayla arasının hiç de iyi olmadığını gösterir!

Onca acı üzerine espri de üretebiliyoruz; ne güzel.

Geçen hafta yaşadığım sıkıntılı sağlık süresince görüştüğüm bir doktor şeker hastalığının özelliklerini anlatıp bana bilgi veriyor:

“Bu öyle bir berbat hastalıktır ki, insanın böbreklerini, kalbini hatta cinsel fonksiyonlarını etkiler…”

“Doktor bey” diyorum, “böbrek, kalp filan hiç mühim değil! Asıl önemli olan cinsel fonksiyonlarım! Siz onları kurtarın yeter!..”

Adam bana bir çemkirsin, bir çemkirsin:

“Siz zaten Türk erkekleri hep böylesiniz” de, “aklınız fikriniz orada”  da, “hayati fonksiyonları bir kenara bırakıp, zevk-i sefayı düşünüyorsunuz” da…

“Şaka” diyorum, “şaka”; adam hala anlamıyor, sürdürüyor ayar çekmeyi!

Yoğun bakımda bir hemşire gelmiş, damar yolundan enjeksiyon yapıyor…

“Diazem mi o “ diyorum?

“Sen de bakıyorum Diazem’i filan biliyorsun amca” yanıtını veriyor kızcağız hayretle!

-Peki, sen Ömer Hayyam’ı biliyor musun?

“Arap doktor değil miydi o adam?..”

“İçin temiz olmadıktan sonra

Hacı hoca olmuşsun, kaç para!

Hırka, tespih, post, seccade güzel;

Ama Tanrı kanar mı bunlara?..”

Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız da…

Aynı zamanda “basur hapından” Korona virüsüne ilaç çıkarmaya yeltenecek kadar da Lokman Hekimiz yani!

Hemoroid hastalığında makatta toplar damarlar meme oluştururlar.

Daflon isimli ilaç işte bu torbalanmayı engeller.

Eğer yanlış kullanılırsa da insanı körlüğe kadar götürebileceğine dair halk arasında söylentiler var yani, başka yerinden görmeye çalışabilirsin hayatı!

Hani Sağlık Bakanlığı’nın Çin’den getirip, 40 ile dağıttığı “Plaquenil” isimli ilaç var ya; yoğun bakım servislerine depolanan?

Kesinlikle, tedavi edici, iyileştirici hiçbir etkisi yok!

Asıl, şimdi ülkemizde soyu tükenen Sıtma mikrobuna karşı kullanılan bu hap, bir ateş düşürücü aslında.

Korona’nın yarattığı hastalığın ikinci evresinde ateş aşırı derecede yükseliyor…

Bir ümit, belki ateşi düşürürüz de hasta iyileşir düşüncesiyle getirildi Çin’den.

Eğer yoksa vücutta Korona, bikoyuyo ki orana, karaciğeri filan patlatıp gidiyor!

Ağır romatizma ve Lupus hastaları kullanıyor bu hapı.

Hükümet 10 gün kadar önce tüm eczane ve ilaç depolarından topladı Plaquenil’i ve devlet hastanelerinde stokladı.

Görünen o ki, yetmeyeceği düşünülerek Çin’den 40 uçak dolusu daha getirilip dağıtımı yapıldı.

Bunu kullanan diğer mağdur hastalarsa hiçbir yerde bulamıyorlar ne yazık ki!

Kıdemli bir eczacı arkadaşım “Phytorelief” isimli anti viral boğaz pastilini önerdi; eğer virüs ağız yoluyla girerse bedene, boğaza varıncaya kadar Medyum Keto’ya dönüyor ve böylece orada rahmet-i Rahmanına kavuşuyor!

Fakat ben şimdi size Korona virüsüne karşı kesin ilacı söylüyorum ve bunu da ömrüm yettiğince tekrarlamayı sürdüreceğim:

“Oleuropein”

Zeytin ağacının yapraklarında bulunan ve onu yüzyıllar boyunca her türlü hastalıktan korurken, uzun yaşamasını sağlayan mucizevi madde.

Vücuda giren bakteri ve virüslerin canına okuyor!

Kanser hücrelerini analarından doğduklarına pişman ediyor!

Fakat öyle her zeytinin yapraklarında yeteri kadar bulunmuyor bu madde.

Türkiye’nin tek ve en sağlıklı yaprak üretimi, Manisa’daki “İlhan Sarı Organik Zeytin Çiftliği’nde”, özel yöntemlerle “Oleuropein” miktarı yüzde 20’nin üzerine çıkarılarak yapılıyor.

Sıfır ilaç, sıfır suni gübreyle üretilen zeytin yapraklarının özelliklerini “İlhan Sarı’nın” web sitesinden inceleyebilirsiniz.

Dikkat edin, bu bir reklam değil, paylaşıldıkça çoğalan bilginin yarattığı bir sinerji!..

Şimdi, Korona virüs dahil pek çok organizmayı hem engelleyip, hem de yok eden ve organik zeytin yaprağında bulunan Oleuropein’le ilgili size birkaç not…

Gerisini araştırmak size kalmış:

“Zeytin, dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde, kendilerine hastalık ve zararlılara karşı dirençkazandıran "oleuropein" adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.

Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan Oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır.

Oleuropein’in içeriğinde bulunan "elenolik asit" ve oleuropein türevi olan ''kalsiyum elenolat'', çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.

Zeytin yaprağı, asırlardır halk ilaçlarında kullanılmaktadır.

Örneğin; 1800'lü yıllarda malarya(sıtma) salgınına karşı kullanıldığı bilinmektedir.

Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü, zeytin yaprağının, 21. yüzyılın en önemli doğal antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir.

Bu konuda 69 kitap, 1800'den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.

Zeytin yaprağının dünyadaki en büyük tüketicisi Amerika'dır. En önemli hammadde üreticilerinden biri de Çin'dir.

Yapılan araştırmalara göre zeytin yaprağı, 101 madde içerir. İçindeki en etken madde polifenolik antioksidanlardan biri olan oleuropeindir. Oleuropein, vücutta ''kalsiyum elenolat'a” çevrilir.

Oleuropeinin içeriğindeki elonoik(eleonik-oleanolik) asidin; antibakteriyel, antifungal ve antiviral özellikleri laboratuvar koşullarında kanıtlanmıştır.

Zeytin yaprağı, anti-fungal, anti-viral ve anti-bakteriyel bileşiklerce zengindir.

Zeytin yaprakları, zeytin yağında bulunan kimyasal bileşiklerin aynısını içermektedir hem de kalorisiz!

Canlı vücudunda(İnvivo) şartlarda yapılan birçok çalışma; Oleuropein’in, vasodilator(damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur.

Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır.

Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir.

Laboratuvar ve klinik çalışmaların sonucu olarak zeytin yaprağı çayının; kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili olduğu bulunmuştur.

Zeytin yaprağı, kalbe olan kan dolaşımını arttırır.

Kalp kasının pompalama hareketini geliştirilerek, kalp krizlerini önlemeye yardım eder.

Zeytin yaprağında bulunan fenolik bileşiklerin, damar içi plak oluşumunu engellediği saptanmıştır.

Anti-Viral Etkisi

Zeytin yaprağındaki etkin bileşiklerin, virüs enfeksiyonları (nezle, grip vs) üzerindeki etkisi araştırılmış ve düşük konsantrasyonlarda dahi etkili olduğu saptanmıştır.

Yapraktaki, oleuropein içeriği dolayısıyla HIV(AIDS'e yol açan virüs) Protease enzimini((HIV'in önemli bir yapı parçası)) ve ViralReverseTranscriptasi'yi engeller.

Bu da virüslerin kopyalanmasını engelleme kabiliyeti anlamına gelir.

Son yıllarda HIV virüsü taşıyan AIDS hastaları tarafından alternatif tedavide de kullanılmaya başlanmıştır.

Zeytin yaprağı özütünün bu hastalarda ilaç tedavisini tamamlayıcı olarak kullanılması, bağışıklık sistemini güçlendirici, kronik yorgunluğu azaltıcı, tıbbi tedavinin etkisini artırıcı etkisinden kaynaklanmaktadır.

Zeytin yaprağı, EpsteinBarr hastalığı(Herpes (uçuk) türü bir virüs) gibi tedavisi zor viralenfeksiyonların tedavisinde yardımcı olur.

Kronik rahatsızlıklar çeken, immün sistemi zayıflamış, sağlıklarını kazanmak için ekstra desteğe ihtiyacı olan insanlar için faydalıdır.

Zeytin yaprağı, virüsleri yok etmeğe iki şekilde yardım eder.

Birincisi virüsün çoğalma yeteneğine müdahale ederek virüsün yayılmasını önler. İkincisi ise immün sistemini daha fazla hastalıkla savaşan hücre üretmesi için destekler.

Zeytin Yaprağının Başka Etkileri

Vücuttaki yağ bezelerini ve tümörleri eritir, gelişmesini engeller.

Safra taşı ihtimalini azaltır. Pankreas salgısını uyarır.

Çocuklarda kemik gelişimine yardım eder. 

Osteoporozu önleyicidir.

Ödem oluşmasını önler.

Astım, kolon kanseri, prostat, göğüs kanseri riskini düşürür.

Sinir sıkışmasının giderilmesinde etkilidir. Kulak enfeksiyonlarında, Hepatit A,B,C de etkilidir.

Zonaya iyi gelir.”

Zeytin çayının üzerine ekleyeceğiniz bir parça limonla, Ihlamur çayına yakın bir tat elde edeceksiniz ve günde iki kez afiyetle içeceksiniz.

Ve bu yazıyı mümkün olduğu kadar çok kişiyle paylaşacaksınız.

Şimdiden hastalıksız, virüssüz günler dilerim.