Koronavirüs (Corona) vakasının ülkemizde de görüldüğü açıklanır açıklanmaz fırsatçılar sahaya indi.

Virüsten daha tehlikeli ve korkutucular!

Virüsten daha hızlı yayılıyor ve paniğe yol açıyorlar.

Yaşadıkları topluma karşı sevgi ve sorumluluk hissetmeyen bu insanlar, milletin canını değil, ceplerine girecek parayı düşünüyorlar.

Uyguladıkları haksız fiyat artışlarıyla zaten zar zor geçinen vatandaşlarımızı mağdur etmekle kalmıyor, stokçuluk yaparak, “stoklarda tükendi” gibi açıklamalarla da toplumsal korkunun artmasına sebep oluyorlar.

Bize virüsün verebileceği zarardan daha çok zarar veriyorlar.

Gözü dönmüş, vicdanı kararmış vurguncular, maske, eldiven, dezenfektan, kolonya, tuvalet kağıdı gibi ürünleri fahiş fiyatlara satarak toplumu resmen soyuyorlar.

Virüsten daha büyük tehdit bir oldular!

Ticaret Bakanlığı vatandaşlarımızdan bu konudaki şikayetlerini Haksız Fiyat Artışı (HFA) mobil uygulaması aracılığıyla kendilerine iletmelerini istiyor.

Bu vurguncularla ilgili yasal işlemlerin yapılması yetmez, tek tek isim isim topluma açıklanmalı. Açıklanmalı ki kimler bu millete düşmanlık yapıyor görelim!

Bu vicdan yoksunları her zaman her yerdeler.

Toplumsal korkularımızdan, insani duygularımızdan besleniyorlar.

Deprem gibi bir felaket yaşanır, insanlar evsiz kalır, bunlar meydana çıkararak ev kiralarını artırırlar, bir yerde yardım dağıtılır, ihtiyaçları olmadığı halde alarak başkalarına satarlar. TOKİ ihtiyaç sahipleri için ev yapar, bunlar malını mülkünü başkasının üzerinde gösterip garibanın yoksulun hakkını yerler.

Gereksiz olduğu halde kuru gıdada da market rafları boşalmaya başladı. İhtiyaçtan daha fazlası alınarak gereksiz paniğe sebep olunuyor. Vurguncular işte bu korkudan ve panikten nemalanıyor. Kolonya fiyatı et fiyatını geçti!

Makarna bile 15 lira etiket gördü!

Bu ülkeyi ve güzel insanlarını seven hiç kimse topluma bu kötülüğü yapmamalı.

Kendi kendimize yetmeliyiz

Virüs sadece insanın sağlığını etkilemiyor, sosyal ve ekonomik açıdan da ağır faturaları oluyor.

Ülkelerin, korona virüsünün yayılmasını önlemeye yönelik aldığı tedbirler nedeniyle küresel ekonomi de olumsuz etkileniyor.

Türkiye olarak bu krizi tecrübe ederken eksiklerimizi ve hatalarımızı da görmeliyiz. Hangi koşulda olursak olalım, kendi kendimize yetebilmek için, üretimi daha çok teşvik etmeli, kendi üreticilerimizi desteklemeliyiz.

Dünyada salgın hastalıklar, krizler hep oldu ve olmaya devam edecek. Hazırlıklı ve güçlü olduğumuz sürece hepsinin üstesinden geliriz.

Dikkatli ve sakin olmak önemli!

Bu küresel virüs salgının ülkemize er geç geleceği belliydi. Ulusal olarak bu krizle hep birlikte mücadele etmekten başka çaremiz yok.

Şuana kadar ülkemizin bu krizi iyi yönettiğini düşünüyorum.

Sağlık Bakanlığı oldukça şeffaf davrandı. Hazırlıklarını virüs topraklarımızda görülmeden önce tamamlamıştı.

Sık sık gerekli bilgilendirmeler yapılıyor. Tedbirler alınıyor ve kamuoyuyla paylaşılıyor.

Söylentilere değil, resmi kaynaklardan gelen bilimsel bilgilere ve açıklamalara itibar edelim.

Virüs tehlikesini hafife almak ne kadar yanlışsa panik de bir o kadar yanlış.

Yetkili kurum ve kuruluşların temsilcileri, konunun uzmanları medya aracılığıyla sürekli nasıl önemler alınabileceğini anlatıyorlar.

Hem kendi sağlığımız hem de toplumun sağlığı için üzerimize düşeni yapmalı ve gerekli tedbirleri almalıyız.

Alacağımız çok basit tedbirler var:

En önemlisi hijyene dikkat edeceğiz.

Ellerimizi sık sık sabunla yıkayacağız.

Su ve sabun yoksa kolonya, ıslak mendil ve benzeri ürünler kullanabiliriz. Kolonya kullanımını zorunlu değil! Vurguncuların tuzağına düşmeyelim.

Kalabalık ortamlara girmeyeceğiz.

Bu günlerde sarılıp kucaklaşmayacağız.

Sosyal mesafe dediğimiz 1 metrelik mesafeyi korumaya özen göstereceğiz. Uzmanlar arada en az 3-4 adım olmalı diyor.

Yaşadığımız ortamı havalandıracağız.

Beslenme ve uyku düzenine dikkat edeceğiz.

Hasta değilsek maske takmamıza gerek yok. Boşuna telaşlanıp   fırsatçılara para kazandırmayacağız.

Uzmanlar maskeyi sadece hasta olanların başkalarına hastalık bulaştırmamaları için kullanmaları gerektiğini söylüyorlar.

Vücut savunma sistemleri daha zayıf olduğu için yaşlı büyüklerimizin  sağlığına bugünlerde biraz daha fazla özen gösterip, onlara göz kulak olmayı da unutmayacağız.

Sağlıcakla kalın…