Dünyayı aylardır kasıp-kavuran korona salgını insanlar, toplumlar ve hatta devletlerin davranışlarında önemli değişiklikler yaşanmasına yol açmakta.

Ülkemiz de dahil yaşanan süreç insan davranışlarında alışılmadık kimi davranış biçimlerini zorlamakta ve hatta bunun kalıcı olacağı işaretlerini vermekte.

Sosyal yalıtım ve el hijyeni alışkanlıklarımız bundan böyle hastalık sona erse de sürecek gibi…

Bunun gibi üretim biçimimiz, eğlencelerimiz, her türlü ilişkilerimiz belli kurallara bağlanmakta.

Kısaca bu, kültür yapımızda önemli değişimlere yol açacak gibi görünmekte…

Bu iyi mi olur, kötü mü?

Mutlaka kötü olacağını da düşünmemek gerek öncelikle.

İyi yönde de gelişebilir…

Bu, bize bağlı…

* * *

Salgın için küresel bir plana gereksinim var hiç kuşkusuz her şeyden önce.

Evet, bu krizden sonra dünya eski haline asla dönmeyecek.

Daha farklı bir dünya olacağı açık…

Bu, daha iyi bir dünya da olabilir, her şey kötü olacak değil.

İnsanlık tarihi gösteriyor ki, ‘insanlık kötüye gitmez’.

Bu tür sorunları dünya insanlığı geçmişte de çok yaşadı.

Teknoloji bu boyutlarda olamadığı dönemlerde salgın hastalıklardan, savaşlardan, afetlerden milyonlar, yüz milyonlarca insan yaşamını yitirdi.

İnsanoğlu bunun üstesinden geldi bütün yitirdiğimiz insanı ve maddi değerlere karşın.

Ancak, yaşam sona ermedi ve insanoğlu yeni bir çıkış yolu buldu.

Yine bulacağından kuşku duymamak gerek.

* * *

Tüm yaşananlarda insanlığın kuşkusuz büyük hataları, eksiklikleri vardır.

Çatışmaların vardığı boyut, dünyayı kullanmakta olduğumuz kötü ve çok çıkarcı yaklaşımlarımız, bencilliğimiz, ortak sorunlarda ortaklaşa davranamama gibi erdemli davranışlardan uzak kalışımız hiç kuşku yok ki yeniden sorgulaması yapılacak davranış biçimlerimiz olacak.

Yeni süreçte bunların yeniden ele alınıp, insanlığın yeniden bunlar üzerinde duracağı açık.

* * *

Korona sonrası toplumlar arasında daha da aşırıcı, ırkçı, yabancı düşmanı rejimlerin yükseldiği bir süreç mi olur yoksa insan ilişkilerinin, toplumların daha dayanışmacı, barışçı yöne evirilmesine mi yönelir?

Bunu kestirebilmek zor olsa da insanlığın kötüye gitmeyeceği gerçeği umutlu olmamız için bir neden olabilir.

Bu süreç şunu açık bir biçimde ortaya koydu ki, gelecekteki salgınlardan salt sınırlarımızı kapatarak kurtulmamız olası değil.

Evet, ‘sorun küresel ama çözüm ulusal’ dedik ve başka olasılık bulunmadığı için biz öyle davranmak zorundaydık bu süreçte.

Bir ölçüde de bu nedenle diğerlerinden biraz önde olduk.

Ne ki, bu tür salgınlardan kurtulmanın asıl yolunun tüm toplumlar olarak birlikte, ortak hareket etmek olduğu gerçeğini de görmemiz gerek.

O yüzden daha çok ve daha iyi bir küreselleşmeye gereksinimimiz, daha iyi uluslararası işbirliğine gereksinimimiz olduğunu da anlamamız gerek.

AB ülkelerinin, ABD’nin tek taraflı olarak sınırlarını kapatmalarının virüsün yayılmasını durduramadığını başka nasıl açıklamak gerekir ki?

Dünyayı büsbütün rehin alan koronavirüsünün evet, dünyaya ne kadar zarar vereceğini herkes gibi ben de kestiremiyorum...
Ne zaman durdurulacak açıkçası bunu kimse bilmiyor.

Ama bilinen bir gerçek şu olsa gerek;

Silahlanmadan daha çok bilime, sağlığa para ayırarak birlikte, ortak bir dayanışma içine girmek ancak ilerisi için umutlu olmamızı düşündürebilir.