Korona krizi sürerken toplum olarak hangi hükümetin yönetimi altında bulunduğumuzun ayrımına varmalıyız. Pandemi her ülkede benzer şekillerde yaşanıyor olsa da hastalığın yayılma hızının ve etkilerinin hükümetler tarafından alınan kararlar çerçevesinde şekillendiği de yadsınamaz.

Güçlü bir sağlık teknolojisine sahip ABD’nin salgın alanındaki başarısız performansı neden? Peki, Çin’in batılı gelişmiş ülkelere nazaran korona virüsle mücadelesindeki başarısı?

Bu soruların cevabı, sağlık sisteminin kapitalizmin insafına ve serbest piyasaya bırakılamayacak derecede önemli olduğuyla yakından ilgilidir. Ekonominin küresel bir krize girdiği, rekabetin kızıştığı bir dönemde kapitalist devletler kaynaklarını pandemiye harcamamak için direndiler. Devletler, önceliği sağlık, eğitim ve sosyal ağların örgütlenmesine vermek yerine ordulara, silah yığmaya ve en çok öldürme kabiliyetine sahip makinelerin üretimi üzerinde yarışa verdi. Salgının küresel boyutlara ulaşmasıyla da insanlığın belli kesimleri arasındaki uçurum, gelir güvencesizliği ve özellikle batılı devletlerde sağlık hizmetlerine erişimdeki adaletsizlikle gün yüzüne çıkmaya başladı. Bunların bir sonucu olarak,  alınan tedbirler nihayetinde işsizlik maaşına başvuru, tarihi bir rekor kırdı. Bu rekor, bizler henüz kendi küçük dünyalarımızda yaşamaya devam ederken, neoliberalizmin, toplumdaki gelir güvencesizliğinin ve adaletsizliğinin ne denli bir seviyeye çıktığını alenen gözler önüne sermektedir.

   Her şeye rağmen bu krizin neoliberal kapitalizmi bitirmeyeceğini ön görmekte pek zor değil. Dünyanın en büyük neoliberal devleti olan ABD’de Trump’ın virüsü Çin virüsü olarak adlandırması bile bunun en basit örneği. ABD’nin ardından diğer kapitalist devletlerinde korona virüsünü bu şekilde adlandırmaya başlaması kapitalizmin kendi günahlarının üzerini örtmeye başladığının apaçık bir göstergesidir. Yani Amerika’da milyonlarca sağlık sigortasından yoksun insan var ama önemli olan virüsün Çin’den çıkmış olması halbuki meselenin ardında yeme içme kültürlerinden ziyade kapitalist sistemin dünyayı getirdiği son nokta var.

  Tüm bu yaşananlar ile krizle, serbest piyasa kurallarını bir tarafa bırakmadan, devletin ve sosyal ağların yardımı ve kontrolü olmadan mücadele edilemeyeceği aşikar. Her şey sona erdiğinde daha ağır bedelleri yine insanlık ödeyecekse de, artık yönetilen her bir kesiminin neoliberal kapitalizmin insanlığa ve insanlığın akıbetine ne kadar zarar verdiğinden, ekonomi politikalarının toplumda yarattığı aldatmacalardan bihaber olmadığını umuyorum.

                                                                                                             Av. Zehra Nur DALGIÇ