Koronavirüs salgını ile öyle bi duruma geldik ki, sanki yıllardır bu musibetle birlikte yaşıyormuşuz pozisyonuna büründük.

Hayatımız da değişmesini aklımızın ucundan dahi geçirmediğimiz pek çok alışkanlıklarımızdan vazgeçebilmeyi öğrendik.
Vazgeçilmezlerimiz olmadan da hayatımızı sürdürebileceğimizin farkına vardık.
Bir kaç örnek vererek hatırlayalım.
Sanki futbol müsabakaları hayatımız da hiç yeri yokmuş gibi olsa da olur olmasa da durumundayız.
Alışveriş alışkanlıklarımız da aynı şekilde.
Hafta sonları tıklım tıklım doldurduğumuz AVM'lere gitmesek de oluyormuş.
Kutsal mekanlar da öyle.
Camilerin ibadete kısa süreliğine de olsa kapatılacağı düşünebilir miydiniz?
Aynı şekilde kiliseler ve sinegoglar da.
Kim der diki, rahatsızlıkları nedeniyle maske takan insanlardan hastalık bulaşacakmış gibi uzak durmaya özen gösterirken şimdi insanlığın tamamının maske takarak hayatını sürdüreceği, maskenin en önemli yaşam şeklimiz olacağını.
Yine kim derdi ki, her akşam haber bültenlerini pür dikkat izleyerek bugün ülkemiz de şehrimiz de kaç kişinin öldüğünü gün ve gün takip edeceğimizi.
Yine kim derdi ki, gözle dahi görülmeyen bir hücrenin süper güç ABD'yi ölümlerle tehdit edeceğini.
Yine kim derdi ki, salgın yüzünden dünya ekonomisinin bu denli sarsılacağını.
Yanımızda hapşuran kişiye 'çok yaşa' demediğiniz de hoş karşılanmazken şimdi ise yanından kaçmayı düşünebilir miydik?
Daha pek çok örnek sıralayabiliriz.
Demem o ki, bugün yaşadıklarımızın daha da kötüsüyle karşılaşmamak için önlem alınmadığı takdirde tehlikenin her daim kapımızda olduğudur.
Yapılması gereken, bir musibet bin nasihatten iyidir sözünden ders alınarak geleceğe dair yaşam standartlarımızı planlarken bireysel önlem almaya özen göstermeliyiz.
Dün sağlık İl Müdürü Dr. Halim Ömer Kaşıkcı ile yaptığımız görüşmede kentimiz adına koronavirüsüyle mücadelede gelinen son durumu ve de önemli gelişmeleri aktardı.
Bursa olarak Türkiye ortalamasının çok altında olunmasının sebeplerinin başında Sağlık Bakanlığı talimatının gelmesini beklemeden geniş kapsamlı kriz masası oluşturmaları olduğunu aktarıyor müdür bey.
Bu saye de kötü-orta-iyi senaryolar şeklinde kentin genelini kapsayacak boyutta çalışmalar yaptıklarını ifade eden Sağlık İl Müdürü Kaşıkçı, hem kamu hem özel hem de üniversite hastaneleri olarak genel bir pandemi planı hazırladıklarını anlattı.
Kaşıkçı, koronavirüs salgını ülkemizde henüz hissedilmeden aldıkları önlemler sayesinde Bursa olarak Türkiye ortalamasının altında kalınmasının sebeplerinden birinin de bu durumun kamuoyundan gizlenmesi olduğu gerekçesini şöyle anlattı:
"Şayet Bursa olarak salgınla ilgili başından bu yana çok iyi konumda olduğumuzu açıklamış olsaydık bazı illerden kentimize akın olacaktı.
Bu strateji anlayışımızı uygulamamız Bursa'nın menfaatine olmuştur. Yalova ve İzmit'e vaka sayısının biranda artış göstermesi İstanbul'dan gelenler patlatmıştır. Vatandaşın önlemler karşısında gevşememesi için il olarak iyi konum da olduğumuzu söylemekten imtina etmeye özen göstermemiz bu yüzdendir
"
Sağlık İl Müdürü Kaşıkcı'nın bu sözleri, "ölüm ve vaka sayısının neden gizleniyor?"
Diyen CHP İl Başkanı İsmet Karaca'ya da cevap niteliğinde olmuştur.
Salgının kentimiz de görülmesinden bu yana hem hastane hem de yoğun bakım yatak sayısı anlamında Bursa'da hiç bir sıkıntı çekmediklerini belirten Kaşıkçı, kent genelindeki tüm parametrelerde en iyi durumda olduklarını ve halen de koronavirüsü salgınıyla mücadele de endişe edilecek bir durumun söz konuşu olmadığı söyledi.
Pandemi de başarının dünyada ölüm hızıyla ölçüldüğünü de aktaran İl Müdürü Kaşıkcı, kentimizde koronavirüsü sebebiyle vefat edenlerin neredeyse tamamının çok yaşlı oldukları gibi kronik ek hastalıkları bulunduğunu vurguladı.
Sağlık İl Müdürü Dr. Halim Ömer Kaşıkcı ile görüşmemizde aktardığı hepimizi rahatlatan açıklamalarının sonun da şöyle bir istekte bulundu:
"Vatandaşlarımız lütfen bu durumda gevşeme yapmayın. Şu unutulmamalıdır ki, Bursa Sağlık İl Müdürlüğü olarak hiç bir eksiğimiz olmadığı gibi fazlamız var"
Bugün bir kez daha Bursa'da doğup bu şehirde yaşıyor olmaktan mutlu oldum.