Yeni Marmara Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Efe, Yenişehir Yörem Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Efe ve çalışanları, BEBKA’ya ziyaret gerçekleştirdi. Yapılan ziyarette İsmail Gerim BEBKA’nın kurulma felsefesini, amaçlarını ve şimdiye kadar olan faaliyetlerinden bahsetti.

 ÖZEL HABER- Tuğba Ayhan

Bütün dünyada sorun olan kente göç olduğunu söyleyen Girim; “Türkiye’de 26 tane kalkınma ajansı var, kumla amacı bu güne kadar merkezi bir idare yapısı içerisinde, yerel yönetimlerde uygulayıcı noktasında gelişmeyi, kalkınmayı ilerletmeye çalıştık bu güne kadar. Tabi 7 coğrafi bölge 81 vilayetimiz var. Her birinin kalkınma seviyesi aynı olmadığı için burada mutlaka problemlerimiz olmuştur.  Şu ana kadar gelinen noktada Marmara bölgesi limana yakın olması, yolları ve üretilen ürünün pazarlanılabileceği Pazar anlamında da Avrupa’ya yakın olması ve nitelikli insan kaynağının olduğu bölge olması sebebiyle daha çok burada yoğunlaştık ama şimdi biliyoruz ki gelişmiş ülkeler bütün sanayi çalışmalarını bütün coğrafyaya yaymaya çalışıyorlar. Bunun için de kırdan kente göç, bütün dünyada sorun olarak ortaya çıkıyor. İnsanlar artık yeterli gelir üretemiyorlar ve gelirlerini daha fazla kazanmak için sanayinin daha yoğun olduğu yerlere, şehirlere göç ediyorlar.  Dolayısıyla burada insanları kendi bölgelerinde tutacak ve onlara bulundukları bölgede ekonomik değer üretecek mekanizmaları geliştirmek lazım. Bunu da kısaca bölgesel kalkınma diye tabir ediyoruz. Ajanslar da bu felsefeyle kurulmuş birer yapı, Dünyada ne zaman bu yapılar kuruldu diye bakmak gerekir tabi. Dünyada bu 1950’li yıllara gider. Bölgesel yapı ajansları Amerika’da başlayan, daha sonra Avrupa Birliğinde 1970’li yıllar itibariyle çok daha yoğun çalışılan bir yapı. Biz de özellikle 2002 yılında başlatılan Avrupa Birliği uyum süreciyle pek çok mevzuatı kendi mevzuatımıza uyumlaştırdık, kazandırdık. Bu çerçevede de ajanslarda 2006 yılında yasal alt yapısı çıktı ve kuruldu.” Dedi. 

“İlçe, ilçe ziyaret ettik”


‘Tekrar özetlemek gerekirse iller arasındaki kalkınmışlık düzeyinin birbirine yaklaştırılması belki tamamen eşit olmayabilir.’ Diye konuşan Gerim sözlerine şu şekilde devam etti; “Çünkü aynı şekilde illerin bazı ilçeleri iyi kalkınmış oluyor, bazı ilçelerin ise kalkınmışlık seviyesi biraz daha düşük oluyor. Örnek olarak Bursa için konuşursak, Orhaneli, Keles, dağ ilçeleri bu konuda daha geri. Oraların ihtiyaçları doğrultusunda yeni modeller ortaya koymak gerekir. Tabi bunların yapılabilmesi için yerel halkın katılımı, yerel paydaşların, kamu kurumlarının, belediyelerinin hep birlikte ortak bir anlayışa gelmesi, sorunları iyi tespit etmesi ve sorunlara ortak çözüm önerileri geliştirmek gerekiyor. Yoksa devletimiz bu güne kadar ellerindeki imkan çerçevesinde, her noktaya, köylere kadar yatırımları götürme gayreti içerisinde. Ama makro düzeyde baktığımız politikalar, bazen mikro düzeye baktığımızda gözden kaçabiliyor. Dolayısıyla ajanslarda devlet planlama teşkilatının yapısını araştırırsak, aynı Türkiye’deki o modelin bölgelere taşınmış şekli, aslında devlet planlama teşkilatının bölgesel şekli olarak söyleyebiliriz.  Çünkü ajanslar ilk çıktığı yıllarda daha çok dergilerle biraz tanındı. Aslında bu bir tanışma dönemiydi. Ajansların kamu kurumları ve ilgili paydaşlarıyla bir destek verirken, kaynağı doğru yere kullanıp kullanamayacağımızı da önceden planlamamız gerekiyor.  Bunun için de devletimizin çıkarmış olduğu beş yıllık kalkınma planlarına bağlı olarak bölgesel kalkınma planları hazırladık ve bunlar başbakanlık mevcut olduğu dönemde, başbakanlık bölgesel yüksek gelişme kurulunda onaylandı. Orada ilçe ilçe ziyaretler toplantılar yaptık. Anketler gerçekleştirildi ve ilçelerin sorunlarını tespit etmiş olduk. Avantajlı olan noktalarını tespit ettik. Hangi konuya odaklanılsa nasıl o bölge daha fazla kalkınabilir bunları ortaya koyduk ve buna bağlı olarak destekleri vermeye başladık.  İlk başta genel desteklerle çıkıldı. Sanayi, turizm, altyapı başlıklarında ama kademeli olarak bunları biz daha da daralttık. Daraltmaktaki amacımızda diğer kamu kurumlarının da genel destekler vermesiydi. Devletin tek mekanizması kalkınma ajansları değil biliyorsunuz KOSGEB en önemli destek mekanizmalarından biridir. TUBİTAK, İŞKUR, SGK dolaylı destek teşvikleri söz konusu. Dolayısıyla biz bütün kamu kurumlarıyla zaten eşgüdümlü hareket ediyoruz. Yani herhangi birimizin desteklediği bir nokta varsa oraya diğerimiz girmiyoruz. Onların boşlukta bıraktığı alanlar varsa onları tamamlamaya çalışıyoruz. Tabi bunları yaparken merkezi idarenin yönlendirmesi de var. Daha önce Kalkınma Bakanlığı şimdi ise Sanayi Teknoloji  Başkanlığı dönemi başladı biliyorsunuz. Şu anda da daha çok sanayi odaklı gidiyoruz. Bu güne kadar da 300 den fazla projeye destek verdik. Toplamda hibe kaynaklara bakıldığında 180-190 milyon civarında bir toplam eş finansmanla beraber 200 milyon civarında bir proje alt yapısı desteği sağlanmış oldu. Bununla beraber güdümlü projeler yapıyoruz. Tekstil sektörü artık biliyorsunuz dünyada gelenekselleşti ama insanların ihtiyaçları farklılaşmaya başladı. Hatta artık kullandığımız giysileri model tasarım kadar onun fonksiyonları da önemli olmaya başladı. Eskiden bir giysiyi seçerken mevsime göre; terletmemesi veya sıcak tutmasına bakardık. Şimdi yeni bir algı var. Artık elbiseye bir çip ekleyip vücudumuzdaki hareketleri, kalp atışını, nabzımızı, ateşimizi ölçsün. Hatta bu ölçümler normalin üzerinde veya altındaysa durumu ilgili doktorlara iletsin. Yada kişinin işine göre daha özel sıcaklığa neme dayanıklı giysiler yapmamız gerekiyor. Bunlar teknik tekstil dediğimiz kategoriye giriyor ve bunların araştırılacağı geliştirileceği merkezler olarak kurgulandı. Bir de ileri kompozit malzemeyle ilgili bir mükemmeliyet merkezi yapıldı. Kastımız sadece bir kurumla ilgili değil birden fazla sektörün yararlanabileceği çalışmalar yürüteceği araştırma geliştirme merkezleri oluyor.  Özetlemek gerekirse işin stratejisini doğru yapma, kaynakları etkin verimli kullanmak, kaynakların çok olması önemli değil aslında. Eğer piyasayı iyi takip etmişseniz, iyi bir ürününüz varsa belki küçük desteklerle de orada yeni alanlar yakalayabilirsiniz. Biz de en son geldiğimiz noktada sadece artık kitlesel veya toplu üretim yerine startUp dediğimiz genç girişimcileri de girişimin ekosistemi içinde geliştirmek ve bunları artık dünyaya ihraç etmek. Bugün gençlerin kullandığı sosyal medyadan bakarsanız yahut alışveriş siteleri var. Bugün getir.com artık insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayacak bir çözüm, bir yazılım var ortada ve buna büyük bir talep var. İnsanlar bu taleplerini ne kadar sıklıkla kullanıyorlar? Bir yazılımda talebi topluyor sonra onu lojistik sistemi içerisinde mobil araçlarla hızlı bir şekilde ulaştırıyor ve bu çok ciddi karlı bir yatırım haline dönüşüyor.”

“Gençler bu konuda yetenekli”

Gençlerde çok iş olduğunun altını çizen Gerim, “Bu tip projeler sadece hizmet alanında değil; tarım alanında, sanayi alanında da var. Ortak araç kullanımı dediğimiz sistemler var. Yabancı birçok yazılımın da Türkçeleştirilmesi veya daha yeni yazılımlar geliştirilmesi gibi gençleri bu anlamda geliştireceğimiz bir sistem de kurmaya çalışıyoruz. En son mali desteklerden biri girişimcilik mali destek programıydı. Buradaki hedefimiz KOSGEB’in verdiği destek değil, önemli olan destek aldıktan sonra da en az bir yıl danışmanlık ve mentorlükle onun ihtiyaç duyduğu ofis ortamı ve diğer şeyleri de sağlamak. Bunun için de destekler veriyoruz. Yine aynı zamanda mesleki eğitim de bizim önemli konu başlıklarımızdan bir tanesi. Bunları da geliştirdiğimiz ölçüde orta gelir tuzağı dediğimiz şeyden döneceğiz. Çünkü savunma sanayisinde ülkemizde özellikle ciddi adımlar atıldı. Onlar da çok itici bir güç olacak. Yerli otomobil gündemimizde, yapılacak. Bunun önemli bir kısmı da elektriksel donanımlar, elektronik donanımlar var, sensörler var. Akıllı araç diyoruz, sensörleri üretebilmemiz lazım. Bunun için de eminim ki çok sayıda gencimiz var bu konularda yetenekli. Gençleri hafife almamak lazım. Sadece onlara ulaşabilmek için, yapıları geliştirmek gerekiyor.” Şeklinde konuştu.