Sevgili arkadaşlar, dostlarım, aziz Romalılar, muhteşem hanımefendiler, güzel insanlar...

17 Nisan önemli bir gün, bir döngü ve bu döngüyü nasıl elimizin tersiyle ittiğimizin ve geri kalıp, borç harç içinde tüketerek yaşamaya çalıştığımızın öyküsünü dilim döndüğünce kalemim yazabildiğince anlatmaya çalışayım.

17 Nisan 1940 günü bir yasa çıkıyor! Adı "Köy Enstitüleri Kanunu”

Çoğumuz, "Köy Enstitüleri'nin" kuruluş tarihini böyle biliyor!

Peki, fiilen bu tarihte mi kuruldu? Hayır!

22 Mart 1926 yılında çıkarılan bir kanun var, Köy Öğretmen Okulları’nın kurulmasını ön gören yasa.

İşte, bu yasaya dayanarak1 Ekim 1937 tarihinde Eskişehir/Çifteler'de, 30 Ekim 1937 tarihinde de İzmir Kızılçullu'da Köy Enstitüleri’nin iki okulu fiilen açılmıştır.

Kısaca temeli Atatürk zamanıdır.

Kimileri Köy Enstitüleri'ne; "Basit gibi görünen, bir aydınlanma mucizesi" der.

O tarih için çok önemli.

Sebebi; bir öğretmenin ötesinde çok yönlü insan yetiştirilmesi.

 

Alıyorsun köyden gelen kız/erkek çocuklarını özel kampa, orada kendi ürününü yetiştirecek bir tarımcı, kendi ev hayvanları için bir veteriner, kendi binalarını yapacak bir inşaat ustası yapıyorsun.

Üstüne güzel sanatlar dediğimiz edebiyat, müzik, folklor gibi değerlerle donatıyorsun ve onları sorgulayıcı akla ulaştırıyorsun.

Sonra bunları kendi köylerine gönderiyorsun.

O, köyünde bir önder, bir inşaat ustası, tarımı iyi biliyor, sankibir veteriner. Müzik aleti çalıyor, bir folklorcu.

Ve böylece, güzel yurdumun her köşesine eğitim ve öğrenim götürüyorsun.

Bu olanaksız çocuklara fırsat eşitliği değil mi? Köyden kalkınma değil mi?

Köy Enstitüleri’nin kısa ömründe 20 bin çocuk yetiştirildi.

İyi gözleyin; bu çocuklar arasında isim yapmış şairler, yazarlar, sendika liderleri, politikacılar var.

Kısacası Köy Enstitüleri bize özge bir okuldur ve yüzmeyi denizde öğretir.

Ama bu durum toprak ağalarının ve feodal düşünce içinde kıvranan yobazların işine gelmedi elbette...

 

Ünlü ABD’li eğitimci/felsefeci John Dewey bile; "Düşündüğüm okullar Türkiye'de kuruldu" diye yazmıştır.

(John Dewey, yaparak-yaşayarak öğrenmeye ve tecrübeye önem veren Pragmatizmi, mantıksal ve ahlaki bir analiz teorisi olarak geliştirmiş,deneycilik, işlevsellik ve aletçilik olarak da bilinen ABD felsefe akımı Pagmatist felsefesinin kurucularından, ünlü filozof ve eğitim teorisyenidir)

Biz Köy Enstitülerini 25 Mart 1947'de çıkarılan, "Talim, TerbiyeKurulu Kanunu" ile pasifize ettik ve 1954 yılında çıkarılan 6234 sayılı kanunla da kapattık.

Uzun uzun ne konuşmayı, ne okumayı, haklı olarak kimse istemiyor Köy Enstitüleri’ni kuran felsefeyi, ben size özetliyeyim de, John Dewey'in neden "hayalimdeki okul" dediğini anlamlandırın.

 

Yüzmeyi kitaptan öğrenen, denizde elbette boğulur.

Haydi, hayrını görün.

Zaman, zaman kendi mi sorguluyorum!

Konuşmada, benden daha iyi Atatürkçü yoktur. Acaba ateşimizi sadece konuşarak mı söndürüyoruz?

 

"TOPRAĞIN ÇOCUKLARI" adlı bir film seyretmiştim.

Konusu Köy Enstitüleri.

Oynayanlar Köy Enstitülerin çocukları.

Bir kere izledim, bir kere daha gidemez miydim..Hep üzülüyorum..

Hele, Talip APAYDIN'ın 1967 yılında yayımlanan ''Karanlığın Kuvveti'' adlı

kitabında yer alan öyküyü okuyunca...

 

(Devam edecek...)