Bursa'nın en güzel kesimi olan DAĞ YÖRESİ ile ilgili birkaç kelamım ve mini bir isteğim olacak.

Bizim insanımız maalesef biraz basit düşünüyor. Virüs geldi geleli okulların kapanmasıyla beraber millet koştu köylere.

Hadi o zaman bir nebze vaka sayımız çok çok azdı. Henüz endişe içerisinde değildi bu kadar kimse.

Ama gün geçtikçe vakalar arttı. Artmaya da devam ediyor.

Bizim millette kaptı valizini gitti köye.

İnanın bayramda seyranda bu kadar insan gitmiyor köyüne yurduna.

Normal zamanda köylerinin yüzlerine bakmayanlar şimdi çareyi köylerde arıyor.

**************

Hatta bir yakınıma sosyal medya da, 'Keles'in yolları taştan' yazıp paylaşım yapması üzerine yazdım;

"Bak iş ciddi ne yapacaksın köyde."

"Yok be kızım durulur mu bu durumda Bursa'da. Hava alacağız köyde, bir şey olmaz."

"Ah be güzelim!" dedim içimden.

Cahilliğine mi yanayım, düşünememene mi, yoksa işine geldiği gibi düşündüğüne mi bilemedim.

Günler günleri kovalarken,

Çoğumuzun ara ara durup nefes aldığı dağ köylerimize de sıçradı hastalık neticede.

Koruyamadık köylerimizi.
 O güzelim köyler ne zaman nefes almaktan yorulsak bize sığınak olurlar, nefes olurlar. Kol kanat gererler, öyle değerlidir.

En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum.

Köylerimiz acil olarak özel ilgiyi hak ediyor.

"KÖYDE BİR ŞEY OLMAZ" diyip köylere akın eden onca insana gerçekten çok kızıyorum.

Hepimizin anası, babası var. Anneannesi, Babaannesi, dedesi var.

Kendimizi temiz havaya atalım derken onları da uçuruma sürükleyebiliriz.

Dağ yöresinde zaten çoğu vatandaşımızın yaşı 65 üstü.

Biz gençler taşıyıcıyız. Belki ayakta atlatıp anlamıyoruz. Ama bu virüs çok kolay bulaşan bir virüs.

Lütfen köylerimizi, sevdiklerimizi ve kendimizi koruyalım.

BANA BİRŞEY OLMAZ demeyin ne olur.

Her bunalan böyle bir zamanda köye gitmek isterse kimin neyi nereye taşıyacağı hiç belli olmaz.

İnsanlar KÖYÜN VARSA KÖYÜNE GİT demiyor.  Temiz hava bul git demiyor.

EVDE KAL diyor. Lütfen biraz duyarlı olalım.

 

Jandarmamız tüm emniyet mensuplarımız,bu virüs dolayısıyla alınan kararların uygulanma kısmıyla çok yakından ilgileniyor.

Dağ yöresinde de kapı kapı gezip herkes görevini yerine getirip halkının yüzünü güldürüyorlar.

 Bazı köylerimizin muhtarları, hatta çoğu azaları bile konuya oldukça hassas davranıyor.

Köye giren çıkanla ilgili ciddi bir gözetme söz konusu.

Bu vatandaşları yürekten kutluyorum.

Dışarıdan gelenleri bile plaka plaka kontrol eden var.

Helal olsun size.

 

Keles Belediyesi'ne de değinmek istiyorum...

Sağ olsunlar Belediye olarak elinden geleni yapıyorlar.

Ancak sadece elinden geleni yapıyorlar. Sıkıntı burada zaten...

Keles'in böyle zor bir durumda örnek olması lazım köylerine ve vatandaşına.

Bunun için de ne yaptığını ne gibi önlemler alınıp alınmadığıyla ilgili, yapılan yardımlarla ilgili daha çok paylaşım, daha candan ilgi beklentiler arasında.

Paylaşmalıyız Keles olarak.

Vatandaşı bilgilendirmeliyiz. 

 Hassas olan pozisyonda şu an köylerimiz var.

Örneğin; Yazıbaşı köyü sakinleri geçen gün bir gönderi paylaştı, köyde 2 kişide virüs görüldüğü söylendi.

Kısa sürede de bu bilgi yayıldı. Kendi çabalarımla bu bilginin doğru olduğunu öğrendim. Ancak Belediye Başkanımız bu konuda hemen bir açıklama yapıp köylülerine ve Kelesliler'e ciddi çağrı yapmalıydı. Cesaretlendirmeliydi. Biz normal bir köy sayfasından öğrendik.

Daha sonra Bursa Valiliği açıklama yaptı ve köy karantinaya alındı.

Yenice de öğrendik, Yazıbaşı köyünden sevindirici bir haber geldi.

Hastalarımızdan bir kişi taburcu olmuş. Darısı tüm hastalarımızın başına.

 

Kelesli ama Bursa'da ikamet eden bir birey olarak görmek istiyoruz.

Tahmin etmek, araştırmak yetmiyor. Veya pazar denetimi yetmiyor inanın.

Sizlere daha fazla görev düşüyor. Bizleri sizler bilgilendireceksiniz, bizlerde bunu basın olarak paylaşacağız, konuşacağız ve yazacağız.

Umarız Keles Belediye Başkanı Mehmet Keskin bu konuya ağırlık verir ve KELES'in sessizliğini değiştirir.

xxxxxxxxxxx

'OLSUN' yada 'NEYSE' diyemiyorum artık!

Ülkece en zor günlerden geçiyoruz. Hep birlikte kenetlendik, virüse karşı göğüs geriyoruz.

Kimisi olması gerektiği gibi davranırken, kimisi de her zamanki gibi 'çıldırtan' cinsten davranışlar sergiliyor.

İnsan bir tanesine 'NEYSE...' diyip geçerken bir fazlası daha yaşanıyor.

Adam sinirinden ülkemizin cefakar polisine tükürüyor, cahilliğini kusuyor. Yemin ederim kanım donuyor.

Hayır ne olur biraz daha anlayışlı, ılımlı, mutlu yaşasak.

Ne olur kavgasız gürültüsüz sakince şarkılarımızı dinlesek evde.

Usulca pişirsek yemeğimizi.

"Bir taraftan haberleri izleyip bir yandan yemek pişirmekte ayrı bir keyif yani. Tıpkı sabah kahvaltısını hazırlarken, diğer yandan Müge Anlı izlemek gibi."

 

Nasıl bir terbiyedir ki, insan insana tahammül edemezken şimdi insan insana hasret kaldı işte.

Çoğunun parayı GÜÇ olarak gördüğü bu illet devirde bu virüs,paranın aslen ne kadar değersiz olduğunu gösterdi. 

Maneviyatın, sevdiklerini görmenin onlarla vakit geçirmenin o illet paradan daha önemli olduğunu gösterdi bize.

Bir nevi, insanlığı dize getirdi bu virüs.

Haksız mıyım.?