Yeni Marmara Gazetesi olarak; Çocuklarımızı okumaya ve yazmaya teşvik edebilmek, hayallerini ve fikirlerini toplumla paylaşabilmelerine olanak sağlamak amacıyla gazetemiz sütunlarını minik yazarlarımıza açmıştık.

Özel Haber- Fatma Dillioğlu

Belki de geleceğin gazetecileri olacak bu küçük kalemler kendi köşelerinden topluma ses vermişti…

Nuri Erbak Ortaokulu öğrencileri yine yazılarıyla topluma seslenecek.

******************************

Zamane Dünya

MELİKE  UYSAL 8/E

Fark ediyor musunuz? Dünyanın git gide değiştiğini, dünün bugüne uymadığını...

Hiçbir insan göremezsiniz ki elinde teknolojik alet olmasın. Baybay telefon modelleri hangisini alsam hangisini alsam dükkan dükkan dolaş.

Elinde hiç kitapla gezen bir insana rast geliyor musunuz? Gogol'un paltosu ne zaman eskidi? Necip Fazıl’ın kaldırımları ne ara sarmaşık tutuverdi? Kafka'nın “böceği”ni kim ezdi? Gençlere bu değerlerin adını söylediğinde şaşkın şaşkın bakıyorlar. Tabii okuyanlara haksızlık olmasın. Bu yeni neslin içinden kendini kurtarmayı başarmış okuyan, öğrenen, araştıranlar da var.

Bir de hormon bulundu meyveler sebzeler kimyasallara boğuldu. Hiçbir şey tadında yerinde kalmadı.

Şimdi böyle söylüyorsun ama sen de yeni nesil sizin diyecekler. Evet kabul ben de yeni neslim ama  kendimi teknolojiden uzak  tutmak istiyorum. Eskileri unutmayıp gururla hatırlıyorum. Kendime bir şey katmak istiyorum bu hayatta. Ben bazı insanlara bunları söylediğim de babaannem gibi konuşuyorsun diyorlar. Bana garip geliyor açıkçası hayatın gerçeği bu değil mi? Bunda bir tuhaflık yok. Daha sonra yine yaptı beşer yapacağını. Hedef aldı bu sefer de doğayı. Bize meyve sebze oksijen veren sarıp sarmalayan koruyup kollayan doğayı parçaladılar. İnsan  hiç emeğe ihanet eder mi? Denizlere boşalttılar zehri zehirlediler minik hamsileri. Sonra da neden pazarda çeşit çeşit balık yok diye söylen.

 

Ama hala umut var mı var. İşte az önce size bahsettiğim okuyan araştıran öğrenen nesil var ya işte onlar bu zamane dünyayı bataktan çekip çıkaracaklar.

******************************

Ülkemizin Tarihi Ve Doğal

Güzelliklerini Korumak

 

Feyza Nur YEŞİL 6/F

Birçok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de tarihi ve doğal güzellikler var. Peki bunları nasıl koruyabiliriz?

Mesela denizler, göller, şelaleler, ormanlar dediğimde aklınıza temiz bir su ya da orman gelme ihtimali maalesef ülkemizde çok düşük. Bazıları denizlere ayakkabısını bile atıyor ama neden?

Biz insanlar canlı birer varlığız. Denizlerin göllerin içerisinde de canlılar var. Tanımadığınız bir kişi gelip evinizin ortasına ayakkabısını veya herhangi bir çöpünü atsa hoşunuza gitmez değil mi? Balıkların , mercanların, yosunların da hiç hoşuna gitmiyor. Hatta bazıları bu konuda çok hassas oldukları için çöp ve atık kokusu, suya karışan tatları yüzünden ölüyor. Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri doğaya da yapmayalım.

Gelelim dağlara, ormanlara. Çoğu insan piknik yapıp çöplerini poşetleyip orada bırakıyor ve çöplerini topladığını zannediyor fakat öyle değil. O poşetin yok olması yüzlerce yıl sürüyor. Bir de içinde başka çöplerde var. O poşet doğada yok olsa bile toprağa zarar veriyor. Toprakta sebzeler meyveler yetişiyor. Yani zararı hem kendimize hem de doğaya veriyoruz. Çöpleri doğaya atmayalım, hem kendimizi hem de doğayı kurtarıp koruyalım!

Aynı şeyler tarihi yerlerde de geçerli. Bir tarihi yeri gezmeye gittiğinizde bakın etrafta birçok çöp kovası var. Neden iki üç adım yürümek yerine oldukları yerlere o çöpleri atıyorlar? Neden bu güzel yerlerin, güzelliğini bozup çirkinleştiriyoruz? Ben böyle konularda çok dikkatliyim.

Rica etsem siz de dikkat edermisiniz?