Filistin sorununu kökten çözerek, Filistin ve Filistinlileri tamamen ortadan kaldırmayı  hedefleyen Trump, Siyonist lobiye verdiği sözleri tutarak sekiz maddelik bir eylem planını, İsrail’in direktifleri  doğrultusunda  hazırlayarak dünya kamu oyuna açıkladı.

Anlaşma metinlerine bakılırsa, Filistin ve toprakları tamamen İsrail egemenliğine giriyor, Filistinli kavramı ortadan kalkıyor. Üçüncü maddeye göre Filistin’de sadece Yahudi kimliği tanınıyor.  Bugüne kadar Yahudi ırkının tarihsel hayali beni İsrail devletinin temelleri atılıyor. Bu adımların atılmasında ABD başkanı sıfatıyla Trump ön saflarında görünüyor, ama gerçek ABD’nin derin devlet yapılanması altında gizli. Trump kendine siyonizmin biçtiği rolü oynuyor. Gerçek senaristiler henüz ortalık da boy göstermiyor. Önce piyonlar öne sürüldü.

ABD tarihinde, bundan önceki başkanların hiçbirisi, İslam alemini açıkça karşısına alıp da Kudüs ve İsrail konusunda cesur adımlar atmadı. Buna rağmen eski başkanlarının tamamına yakını, hep İsrail tezlerini savundu. Desteklerini hep el altından verdiler. Zaten siyonizmin amacına hizmet etmeyen başkanlar da, suikastlarla ortadan kaldırıldı. Eski başkanlar,  saman altından suyu yürüterek İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiler. Ellerindeki yetkileri hep İsrail lehine kullandılar. B.Milletler de İsrail aleyhine alınan tüm kararları veto ederek güvenlik konseyine dahi getirilmesinin önünü kestiler. Gerçi BM kararları falan İsrail için bir anlam ifade etmiyordu. Ama Trump, eski başkanlar gibi ketum davranmıyor. Düşündüklerini, yapacaklarını, niyetlerini açıkça söylüyor ve uygulamaya koyuyor.

Adam net konuşuyor lafı eğirip bükerek söylemiyor. Onun yapacaklarını anlamak için senelerce istihbari faaliyetler yapmaya da gerek yok. Adam bütün İslam alemine icraatlarıyla söylemleriyle “uyanın ey aptallar” diyor. Bizler ise hala onunla işbirliği yapmanın yollarını arıyoruz. Onun bize telefon etmesini bile övünç vesilesi sayıyoruz.

Daha dün Fırat’ın doğusundan çekiliyoruz diyerek alayuvala ile araçlarına binen ABD askerlerini, nedense fikir değiştirerek bir gün sonra “Suriye de petrol kuyularını korumak için asker bıraktık” diyerek niyetini açıkça belli etmedi mi? “Suudi kralını aradım. Seni korumak için d….. den ter akıyor. İki yüz milyar yolla dedim, o da yolladı”  şeklinde beyanı gazete manşetlerine düşmedi mi?

ABD’nin Ortadoğu projesinin esas amacının, İsrail’in güvenliğini sağlamaktır dedi. Filistin barış planını hazırladı, açıkladı. Planın tamamında İsrail Merkezli bir devlet yapısının bina ettiği anlaşıldı. Adam daha ne yapsın. Bu beyanatları üzerinde şöyle bir akıl yoracak olursak; İslam ülkelerinde devleti yönetenlerin ABD uşağı olduğunu açıkça hissettiriyor. ABD uşağı yöneticilerinin petrolü ve petrol dolarları ABD ye bağış ve haraç olarak verdiklerini açıklıyor. Ortadoğu da, devlet yönetenlerin İsrail’in bekasını temin için kullandığını itiraf etti. Adam daha ne desin. Birinci elden itiraflar ve değerli bilgiler. Bizdeki yöneticiler bu kadar bilgiyi vermez, vermiyorlar da zaten. Paralarını bizim ödediğimiz devlet garantili yap işlet formülü ile yapılan köprü ve tünellerin dahi, şartnamelerini görebilir miyiz dendiğinde, devlet sırrıdır deyip sıyrılabiliyorlar. Nedense vatandaşa göstermek istemedikleri her türlü malumatı devlet sırrı kapsamına olarak, hakikatleri gizleyebiliyorlar.

Bugün Filistinlilerin yaşadıkları dramı anlayabilmek için, bizzat yerinde görmek doğru bilgiye ulaşmak açısından önemlidir. Bunun içinde, İslam’ın ilk kıblesi olan Mescidi Aksa’yı görmek ve oradaki Yahudi askerlerinin uygulamalarını bizzat görmek içinde oralara gidip görmeliyiz. 

                                               Devam edecek…