Allah nasip etti de bir seyahat firması ile dinimizce de kutsal sayılan Kudüs şehir ve havalisini görmek nasip oldu.

İstanbul Atatürk Hava Limanından bindiğimiz uçağımız, bizi iki saat kadar yolculuktan sonra Tel Aviv hava limanına salimen indirdi. Tel Aviv hava limanına inmeden seyrimiz sırasında, uçağımızın penceresinden şehrin civarına baktığımızda, her taraf yeşillik, bağlık bahçelikler şekline, çöl arazisi adeta mümbit topraklara dönüştürülmüş…  Telaviv ise binaları ile sokak ve caddeleri ile modern bir şehir görünümünde. Paranın gücü açıkça bu şehirde görülüyor. Yeni kurulan bir şehir olduğu için bu arada sadece Yahudiler ve çok az da olsa Hristiyan nüfus yaşıyor. Arap nüfus hiç yok gibi. Kudüs’e seyahatimiz, sayın Cumhurbaşkanımızın Van-minut diyerek, dünya kamuoyu önünde küçük düşürdüğü, İsrail eski Devlet Başkanı ŞimonPerezin ölümüne rast geldiğinden, cenaze merasimine katılmak üzere, dünyanın dört bir yanından gelen fanatik  Yahudiler gözümüze çarptı.  Daha Atatürk havalimanında iken yetmiş – seksen kişilik fanatik Yahudi, başlarında siyah fötörleri  favorileri yandan at kuyruğu gibi otuz beş kırk santim aşağıya sarkmış, üzerindeki elbiseler, ayakkabısına varıncaya kadar siyahlara bürünmüşler, bileklerinden itibaren başlamak üzere  bütün vücutları siyah bantlarla sarılmış, ellerinde kabalalar olan grup gözümüze çarptı. İçlerinde yaşlılar olduğu gibi yedi sekiz yaşlarında siyahlara bürünmüş, yandan at kuyruğu gibi favorileri sarkmış çocuk yaştakiler de mevcuttu. Gerek Atatürk havalimanında ve gerekse Telaviv havalimanında bolca gördük. Hep birlikte ayakta sesli ayin seanslarına da  tanık olduk. Bütün bu olaylar herkesin gözü önünde cereyan etmesine rağmen, kimseden en ufak bir eleştiri, konuşma ve hor görme de görmedim. Maalesef ki aynı giyim kuşamla bizim sakallı-cübbeli  hacılarımız, hocalarımız böyle bir mekan da değil ayin yapmak, birlikte topluca poz verseler bile müdahale edecek, karşı gelecek, gerektiğinde polemiğe girecek bir sürü çağdaşlarımız da oradaydı. Şurası bir gerçek ki, İsrail’li fanatikleri gördükten sonra bizdeki sakallıları cübbelileri mumla ararsınız. Bizim İslami hassasiyetleri nedeniyle sakallı cübbeli sakal bırakıp cübbe giyenlerimizin en azından yüzleri nurlu ve elbiseleri de oldukça temizdir. Fanatik Yahudilerin üzerleri ve elbiselerini görseniz tiksindirerek derecede kirli ve pis sanki ruhlarının kötülüğü simalarına da vururmuş.

Hava alanındaki uzunca bir pasaport işleminden sonra, bizi karşılayan tercümanımız ve mihmandarımız Muhammet Bey le birlikte Kudus’e hareket etmek üzere otobüsümüze bindik. Mihmandarımız Muhammet bey ellibeş-altmış yaşlarında Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliğini bitirmiş, memleketi olan Filistin’e belki faydalı olurum  diye geri dönmüş, ama sırf Müslüman olduğu için İsrail makamları tarafından işe alınmamış, oda ticaret ve mihmandarlığı seçerek, Türkçeyi  iyi bildiği içinde tercümanlık yaparak hayatını idame ettiren birisidir. Birlikte besmele ile Telaviv den ayrıldık. Kudüs’e doğru hareket ettik. Bu arada hakkını vermek gerekir ki, İsrail  hükümeti yol yapımına çok önem vermiş. Geniş ve bakımlı bir karayolu ağı oluşturmuş. Tüm yerleşim merkezlerine  varıncaya dek, sıcak asfalttan düzgün yollar yapmış. Paranın gücü hemen burada da kendini gösteriyor.

Yolumuzun her iki tarafını saran bağ ve bahçelerden sonra Kudüs’e otuz km kadar yaklaştığımızda, asfaltın sağ tarafı batısından başlamak üzere birden bire yerden iki buçuk üç metre yükselen beton bloklardan oluşan bir utanç duvarı yapılmış. Bu duvar uzaktan minarelerini gördüğümüzde, içimizin huzur ve sevinç  dolduğu Müslüman Arap köylerine yaklaştığımızda, aynı duvar köyü çepe çevre içine almış, üstelik insanlar buradan atlayarak dışarıya, hür dünyaya açılmasınlar diye de duvarın üzeri dikenli tellerle sağlamlaştırılmıştır.  Müslüman Filistin köylerine ayrılan köye giriş ve çıkışları yine beton bloklarla kapatılmış, etrafı da köyde yaşayanlar tarlalarına dahi gidemesinler diye dikenli teller döşenmiş. Dışardan içimiz yanarak baktığımızda, evler perişan, sokakları hakeza, köylü tarla ve bahçesine gidemediği için bağ ve bahçeleri de perişan vaziyette… Filistinli Müslümanların yaşadığı köyler adeta bir açık cezaevine dönüştürülmüş vaziyette. Köylere her türlü mal ve eşya girişi İsrail askerinin kontrolünde. Zira Müslüman köylerinin girişlerinde hemen hemen hepsinde İsrail askerlerinin kontrol noktaları var. Buna rağmen köylerde yine insanlar yaşıyor. Geçimlerini de yurt dışında çalışan çocukları tarafından temin edildiğini tercümanımızdan öğrendik.

                                                               Devam edecek…