Bavullarımızı oteldeki odamıza yerleştirdikten sonra yatsı namazını eda etmek üzere Mescidi Aksaya doğru yola çıktık.

Otel Filistinlilerin yaşadığı doğu Kudüs bölgesinde olduğu için yollar caddeler perişan, terkedilen binalara yeniden inşa için izini verilmediğinden çoğu kullanılmaz ve metruk vaziyette. Doğu Kudüs belediye hizmetlerinden çok az faydalanmaktadır. Gerçi Filistinlilerin oy kullanma hakları mevcut ama, oy kullananlarda nüfus oranı dörtte bire düştüğünden başkan seçtirmeleri mümkün olmadığı gibi, dünya kamuoyunda İsral’i resmen haklı bir tanıma olarak algılanabileceğinden Filistinliler seçimlere katılmıyor ve oyda kullanmadıklarını tercümanımız bize anlattı. Otelimiz ile mescidi Aksanın dış duvarları arasında dörtyüz metre kadar olan mesafeyi  yaya olarak yürüdükten sonra, eski Kudüs’ün labirenti andıran yerleşim yerine geldik. Kapıdan eski Kudüs’e girerken İsrail askerlerinin denetimi ile karşılaştık. Pasaportları gösterip eski Kudüs’e girdiğimizde, bizdeki Cumalıkızık köyünü andıran  taştan yapılmış kaldırımlar üzerinden yürüyerek dar sokaklardan taştan yapılmış binalar arasından Mescid-i Aksanın avlu kapısına geldiğimizde tekrar elleri silahlı tam teçhizatlı askerlerin kontrolünden sonra Mescid-i Aksanın  bahçesine girebildik. Caminin avlusunun emniyeti Filistinli polislere bırakılmış ama bu polislerde en ufak bir silah dahi yok. Mescidi Aksanın bahçesi, çok geniş bir alanı kapsamakta, aşağı yukarı Mescid-i Nebevinin bahçesi kadar ve hatta daha büyük bir alana sahip. İçerisinde zeytin ağaçları, bahçenin etrafında ise kesme taşlardan yapılmış biblo gibi mescitler ve, makamlardan oluşmakta. Zira gelen Müslüman hükümdarlar adlarını yaşatacak mescitler yapmışlardır. Bahçenin güney duvarlarından sonra Emevi halifelerine ait köşkler, onlardan sonra da kanlı vadi denilen bir vadiye dik yamaçlarla açılmaktadır. Mescid-i Aksanın bahçesi çok havadar, güneş ne kadar yaksa da her zaman esmekte, manevi havası ise insana tatmadığı hazları yaşatıyor. Bahçenin ortasında Peygamberimizin göklere yükseldiği, sivil mimari örnekleri yönünden  eşi bulunmaz sekizgen bir şekilde yapılmış, mermer ve çinileri harika renklerden oluşan, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı o zamanın Osmanlı hat sanatının şaheseri yazı örneklerini içeren dış duvarlar adeta zamanının ihtişamını bir güneş gibi yansıtıyor. Caminin bahçesi ve duvarla çevrilen mekanların içleri oldukça bakımlı, bu bakım işleri de Filistinliler tarafından kurulan vakıf aracılığı ile sağlanmaktadır.

Gerek Kubbetüssahra ve gerekse Mescidi Aksa Cami ve avlusu içinde bulunan mescitlerin halıları ile Kayserili iş adamlarımız tarafından hediye edildiği belirtilmiştir. Kubbetüssahra cami ortasında peygamberimizin miraca yükselirken ayak bastığı büyükçe bir kaya ve bu kaya parçasının bir kenarında da etrafı demirle çevrilerek muhafaza altına alınmış Peygamberimizin (SAV) in ayak izi mevcut. Demir kafesin bir kenarından açılan delikten bu ayak izine rahatça elinizi sokup, temas edebiliyorsunuz. Kayanın altında merdivenlerden inilen mağaramsı bir oyuk mevcut. Bu oyuk içersinde kıble tarafına da küçük bir mihrap yapılmış, oda büyüklüğündeki mağarada 15-20 kişi kadar bir insan namaz kılabilmektedir. Rivayete göre de Peygamberimiz (SAV) miraçdan döndükten sonra bu mağara içinde büyük peygamberlere imam olarak namaz kıldırmıştır. Ayrıca aynı kaya parçasının daha alt kısmında ise Yahudilerce kutsal sayılan kutsal sandığından bulunduğu rivayetler arasındadır. Bu rivayetlere İsrail hükümeti de  inanmış olacak ki, kontrolleri altında bulunan Ağlama duvarı içinden başlayarak, eski kalıntı ve dehlizleri tamir adı altında Kubbetüssahra caminin altına doğru gelerek açtıkları açıkça görülmektedir. Zaten ağlama duvarının bulunduğu mekana, Yahudilerden başkası alınmıyor. Kubbetüssahra caminin batısında merdivenlerden inildikten sonra dikdörtgen planda inşa edilmiş, Mescid-i Aksa camine varılmakta. Bu cami vakit namazlarında oldukça kalabalık bir cemaat kitlesine sahip. Hele hele Cuma günü Cuma namazlarında tercümanımızın dediğine göre Kudüs ve çevresindeki bütün camiler ve mescitler kapatılıyor, Cuma namazlarında tüm Filistinliler Mescidi Aksa camini dolduruyorlar. Caminin içi ve avlusu hınca hınç insan doluyor. Bir nevi bayram yerine dönüyor. Mescid-i aksa camiinin içi oldukça ferah tavan çok yüksek ve çok süslü. Ancak İsrail hükümeti kötü niyetli olarak mihrabın bulunduğu tavanı onarmak maksadıyla iskele kurmuş, ancak bu tamirata Filistinliler tepki göstermiş, namaz vakitleri bu iskelenin altında cemaat namaz kılmakta. Zira camiinin Emevi halifesi tarafından bizzat yaptırılan mimberi bundan dört sene kadar önce fanatik bir Yahudi tarafından yakılınca, yerine yeniden bir mimber yapılmış, yanan Aslı da, Elhalil kentindeki Hz. Yakup’un ve Hz İbrahim peygamberin medfun bulunduğu camiye götürülmüştür.

               Devam edecek…