Kosova’daki Sultan 1. Murad-ı Hüdavendigâr türbesinin bahçesindeki 7 asırlık dut ağacı, Osmangazi Belediyesi’nin bakım, tedavi ve restorasyon çalışmalarıyla ayakta kalmaya devam ediyor.

Osmangazi Belediyesi, rutin belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra tarihî ve kültürel mirası yaşatma ve çevreci projeleriyle de örnek oluyor. Osmanlı Devleti’nin savaş meydanlarında şehit olan tek padişahı olan Sultan 1. Murad-ı Hüdavendigâr Han için her yıl Kosova ve Bursa’daki türbeleri başında anma programı tertip eden Osmangazi Belediyesi, şehit padişaha bir vefa örneği daha gösterdi.
Sultan Murad’ın Kosova’daki türbesinin bahçesinde bulunan dut ağacı, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ın talimatıyla bakıma alındı. Yaklaşık 700 yıllık olduğu tahmin edilen ve 10 yıl önce de yine Osmangazi Belediyesi tarafından elden geçirilen anıt ağaç, Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerinin bakım çalışmalarıyla yeniden ayağa kalktı. Bursa’dan giden 4 kişilik ekip, 4 gün boyunca tarihî ağacın gerekli bakımlarını yaptı. Dut ağacının gövde ve ana dallarında bulunan oyukların içlerinin temizlenmesi böcek ve mantara karşı ilâçlama, oyukların koruyucu örtü ile kapatılması ve üzerine tecrit (izolasyon) malzemesi kaplanması çalışmaları yürütüldü.
Kosova’daki Sultan 1. Murad-ı Hüdavendigâr türbesindeki dut ağacının manevî önemi olduğunu ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, “Osmangazi Belediyesi olarak tarihe ve kültürel mirasa sahip çıkma çalışmalarımızı, Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın haricinde Balkan coğrafyasında da sürdürüyoruz. Tarihe şahitlik etmiş bu 7 asırlık dut ağacını günümüzde de ayakta tutabilmek için Osmangazi Belediyesi olarak bakım ve restorasyonunu üstleniyoruz. 10 yıl önce de bu ağacın bakımını ve tedavisini yapmıştık. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerimiz, manevî değer taşıyan bu ağacımızı tedavi ederek güçlendirdi” dedi.
Yaklaşık 700 yaşında olduğu tahmin edilen ağacın, 1. Murad-ı Hüdavendigâr'ın na’şıyla birlikte dikildiği tahmin ediliyor. Savaş meydanında şehit olan Sultan Murad’ın iç organlarının Kosova'ya, na’şının da Bursa'ya gömülmesinin ardından ağacın ortadan ikiye yarıldığı rivâyet ediliyor.