Hepimizin markete, pazara gitmeye çekindiği, hastane randevularını ertelediği bugünlerde, birileri canını dişine takarak çalışıyor.

Kim bunlar?

Tabi ki sağlıkçılar.

Hekimler, hemşireler, teknisyenler, hasta bakıcılar, temizlik personeli, kısacası tüm sağlık çalışanları.

Herkes korkarken, onlar Covid-19 hastalarını bizzat tedavi etmek, iyileştirmek için uğraşıyor.

Kat kat tutumları içerisinde, maskelerini, eldivenlerini uzun saatler hiç çıkarmadan, kişisel ihtiyaçlarını tam karşılayamadan, günlerce, aylarca evlerinden uzak, sevdiklerine hasret cephede ön saflarda savaşıyorlar.

Hiç tanımadıkları, bilmedikleri, yüzlerini dahi görmedikleri insanların yaşam hakkı için, hayatta kalmalarını sağlamak için.

Hal böyleyken, gün geçmiyor ki saldırıya uğramasınlar.

Öyle ki, hasta yakınlarının saldırısı adeta alışkanlık haline gelmiş boyutta.

Üstüne üstlük bir de bazı siyasiler çıkıp bunu körükleyen sözler sarf ediyor.

Şiddete çanak tutuyorlar.

Devlet Bahçeli'nin birkaç gün önce söylediği “Türk Tabipler Birliği (TTB) kapatılsın” lafından bahsediyorum.

Yanındaki şakşakçıların da aynı şeyi savunması hiç yenilir yutulur gibi değil.

Bir devlet adamı, hükümet mensubu siyasetçi bu şekilde konuşamaz, konuşmamalı.

TTB'nin önemli çalışmaları görmezden gelinemez. Özellikle tıp eğitimine dair yaptıkları ortada.

Bu sözün bir tek gerekçesi var, o da, pandemi sürecinde Koronavirüsle ilgili açıklanan resmi rakamların, TTB tarafından gerçeği yansıtmadığının söylenmesidir. “Süreci yönetemiyorsunuz” cümlesidir.

Elbette ki birileri doğruyu söyleyecek.

İnsanlar doğru bilgilenecek ki ona göre önlem alınsın.

TTB'nin politik çıkışlar yaptığı belirtiliyor.

Allah aşkına bir düşünün; en küçük dernekten tutun, meslek odaları, esnaf odaları ve mevcut birçok oluşum hiç mi siyasi duruş sergilemiyor ya da uygulanan politikalara karşı görüşünü belirtmiyor.

Elbette ki, tabiplerin de bir görüşü, duruşu olacak.

Şayet amaçtan ileri gidilirse, zaten kendi içlerinde bunun elemesini yaparlar.

Önemli olan insan ayrımı, ötekileştirme yapmaksızın hizmet değil mi?

Altı ayda tam 84 sağlık çalışanı vefat etti, çok sayıda da hastalanan oldu.

Hiç mi sesleri çıkmasın yani.

Uygulamadaki eksikliklere, yanlışlara tabi ki dikkat çekecekler.

Haklarını savunmak için dile getirdikleri yüzünden nasıl 'ihanet şebekesi' ilan edilirler, nasıl hedef gösterilirler.

Kapatılsın demek yerine, bilgilendirme yapılır, eksikler giderilir, yanlışlar düzeltilir.

Herkes her şeyi bilemez, önemli olanın halk sağlığı olduğu bu kritik süreci birlikte yönetmek gerekmez mi.

Hekimlerin yüzde 70'inin üye olduğu oluşumdan yansıyanlar, yükselen sesler bir temele dayanıyor, afaki konuşmuyorlar.

Millet Koronavirüs korkusundan can derdine düşmüşken, giderek artan ekonomik sıkıntı yüzünden geçim derdindeyken, üst düzey siyasilerin uğraştığı şeye bak!

Hekimlerin, sağlıkçıların çok daha iyi koşullarda çalışmasını sağlamak ve bu zor günlerde onlara teşekkür etmek, takdir etmek yerine, STK'larının kapatılmasını istemek ne kadar doğru bir siyaset tarzıdır.

'Laf ola beri gele' derler ya, aynen öyle bir şey.

Siyasetçiler konuşmadan önce çok düşünmeli ve sözlerini tartıp öyle söylemeli.

**********

Günün Sözü

“Bazen istediğin

bir şeyin olmamasının

harika bir şans

olduğunu unutma.”

Dalai Lama