Bazen karlanan, siyah beyaz görüntülü; bombeli ekranlı, iri kasalı, regülatörlü; çatıdaki metal T antenden yayını alan, tek kanallı; sehpa üstünde evin salonunun baş köşesinde bulunan Alman üretimi Grundig marka televizyondan izlediğim ilk maç İtalya Türkiye milli maçıydı.

Sonra Ajax, Bayern Münih, Real Madrid maçları; Türkiye Ligi maçları, Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası, Avrupa Kupası maçları…

**********************

Stattaki kadar olmasa da, televizyondan maç izlemenin kendine özgü keyifleri vardı.

Hele de, maçı Halit Kıvanç anlatıyorsa.

Hele de, anneciğimin yaptığı likörlü muzlu çikolatalı pasta ve peynirli, kıymalı, patatesli poğaçalar eşliğinde; babamla maç sohbeti yapa yapa izliyorsam.

Hele de, mahalle arkadaşlarım maç izlemeye misafir gelmişlerse.

Onlar nasıl heyecanlardı, onlar nasıl mutluluklardı; anlatamam.

Ve renkli televizyona geçiş, ardından özel televizyonların gelişi. Maçların paralı yayınlanması.

Yaygınlaşan futbol programları.

**********************

Son yıllarda yalnız izliyorum maçları hatıraların sağanağı altında; babamı, eski maç arkadaşlarımı özleye özleye.

O yüzden işte, bazen dalıp gidiyorum; bir bakıyorum gol olmuş.

Hep bir umut var içimde: Bir dostum beni çağırsa; ona misafirliğe gitsem, beraber maç izlesek.

JÜRGEN KLOPP

 

İngiltere Premier Ligi’nde Teknik Direktörlüğünü futbol dehası Jürgen Klopp’un yaptığı Liverpool 30 yılın ardından şampiyonluğunu geçen hafta ilan etti.

Bütün sezon boyunca Liverpool maçlarını coşkuyla izledim. Takım oyununu bireysel yeteneklerle harmanlayan; çok yüksek tempoda oynayan Liverpool dünyanın en formda takımıdır. Alman Jürgen Klopp dünyanın en iyi teknik direktörüdür.

Saha kenarında yedek kulübesinin hemen önünde; spor kabanı, siyah Liverpool şapkası, boynunda kırmızı Liverpool fuları, gözünde gözlükleri, sakallı ince uzun Klopp; dinmeyen enerjisiyle, bazen kahrolarak bazen sevince boğularak, maçı yaşar ve takımına büyük güven aşılar.

**********************

İngiltere Premier Lig maçlarının hayranıyım;  dünyanın en kaliteli ligi.

Sebepleri var bunun: Centilmence temiz bir futbol oynanıyor; futbol estetiği müthiş, tempo baş döndürücü, insanı hop oturup hop kaldıran kıran kırana mücadeleler; hakem kalitesi futbolcu hakem diyaloğu harika.

Böyle olunca da bana ekran karşısında mest olup futbol izleme keyfini doya doya yaşamak kalıyor.

 

ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN

 

Anfield Road tribünlerini dolduran Liverpool taraftarlarının, tek bir yürekmiş gibi söyledikleri  futbol tarihinin en güzel marşlarından olan; “You will never walk alone  (Asla yalnız yürümeyeceksin)’’ şarkısını dinler; kırmızı beyaz kaşkollarını, bayraklarını iki yana sallayan taraftarların görüntüsünü izlerken tüylerim diken diken olur.

Bu taraftarlık ruhunun görkemli güzelliği karşısında gözümden yaş gelir.

**********************

Geçtiğimiz perşembe lig ikincisi Manchester City'ye konuk olan Liverpool'a rakip futbolcular jest yaptılar. Maç öncesi sahaya dizilen Manchester City’li futbolcular maça çıkan Liverpool'u alkışlayarak karşıladılar.

 

Manchester City Liverpool maçını izlerken oynanan futbol kadar; bu centilmenlik, bu sporcu olgunluğu da beni mutlu etti.

**********************

 

Premier Ligin bir güzelliği de şu: Her maç öncesi hakemler ve takımların oyuncuları tek dizlerinin üstünde çimlere çöküyor ve ABD'nin Minneapolis kentinde, George Floyd isimli siyahi Amerikalı’nın polis tarafından katledilişini, ABD’deki ırkçılığı protesto ediyorlar.

**********************

Evet Simon Kuper haklı; “Futbol asla sadece futbol değildir’’ ve futboldan çıkarılacak çok dersler vardır.

En önemlisi de; kaybetmeyi hazmedebilmek, kazanana kara çalmadan onu kutlamaktır.