Loading...

1945….

26 Mayıs 2019 21:51
A
a
1945-46 yıllarına, ağırlıklı olarak çok partili demokrasinin başlangıcı gözüyle bakılır. Evveliyatında tek parti vardır ve seçimlere bu tek parti katılır, memleketin ihtiyaçları  tesbit  edilerek yapılması gerekenlere bu tek parti karar verirdi. Kararlar res’en yukarıdan indirmeli olduğundan, isteklerini elde etmek için aşağının dalkavukluk yaptığı pek görülmezdi…
            1950’den sonra partiler çoğalmaya başladı. Eskinin tek partisi CHP, iktidar günlerinde oy için olur olmaz vaatlerde bulunmazdı. Ayrıca müslümanlığın toplum hayatında aktif pozisyon almasını da istemediğinden, ikinci sınıf muamelesinden bizar olan seçmen  CHP’yi iktidardan al aşağı etti. Ne var ki, hele  27 Mayıs sonrasında parti sayısı çoğalınca, “At martini  Debreli  Hasan” mantığıyla gerçekleştirilmesi gayri mümkün ve çoğu yerde de gayri ahlaki vaatler sandık  meydanında uçuşmaya başladı…
              2. Dünya Harbi sürecinde burjuvalaşmaya başlayan sermaye ehli, yönetilen olmaktan çıkarak yöneten olmaya kalktı. Bu kertede önü açılan partilerin, iktidara gelebilmeleri için  seçmenlerine iyi kötü bir ferahlama sağlaması gerekiyordu. Tek partin millete zorlama armağanı demokrasi, halkın dilindeki kilitleri açmış ve  söz söylemek, milletin hakkı sayılmıştı…
              Halk isteyecek, partiler  yerine getirecek. Partiler vaatlerde bulunacak, halk da oy verecekti.  Ve öyle de oldu…
              Halk istedi, partiler de, halkın isteklerini karşıladı, hiç değilse teşebbüse koyuldu…
              Amma kaynak ? Kaynak’tan evvel ferahfeza bir dörtlük.
              “Vakt’i istibdatta söz söylemek memnu idi,
               Ağlatırdı ağzını açsan hükümet, ananı!
               Devr’i hürriyetteyiz şimdi, değişti kaide
                Söyletirler evvela, sonra ….ler ananı”…
                                                                                             Xxxxxxxx
              27 Mayıs  darbecileri, Menderes ve üç arkadaşının idamının halk katlarında hasıl ettiği öfke ve soğukluğu izale amacıyla, iktidara üretimde serbestlik  tanıdı. Politikacı ile halk arasındaki istek-vaat festivali adamakıllı renklendi. Ekonomik durum giderek bozuldu…
           “Ekonomik durum” ifadesinden sadece bütçe dengesizliği gibi dar bir anlam çıkarılmamalı. Üretimde temel endüstri malları ile,  dışa bağlı sanayi arasındaki nispetler de alt üst oluverdi. Bu bozulmanın son tahlilde yarattığı lüks tutkusu sosyal kimliklerimize  kadar işledi… Daracık sokakları dolduran iki oda bir heladan mürekkep salaş apartman daireleri, “Satılık lüks daire” oluverdiler. İthalat artık;  inşaat, İç dekarasyon ve mobilya endüstrisine kadar girdi…
                    Dengesizlikten sanayide kullanılan temel ürünlerde üretim artmaz ya da  artış, çok cüz’i miktarda gerçekleşirken, “Satılık lüks daire ”peşinden koşanların tüketimi gazlayan gösteriş mallarına düşkünlüğü, bir yandan da politikacının vaadini yerine getirirken KİT’leri haddinden fazla ve gereksiz personelle doldurması, memleketi felakete sürüklüyordu, ve de sürükledi…
                                                                                                          Xxxxxxxxx
                      Yabancı sermaye  tek partili yıllarda da, hatta Bayar-Menderes iktidarının ortalarına kadar mal ve hizmet üretiminde faaliyet halindeydi. Ne var ki bunların, her hangi bir sebeple faaliyetine son verme durumunda getirdikleri sermaye dışarıya çıkarılamazdı. Yabancı sermayenin burada kazandığı para da dışarıya çıkarılamıyordu. Bunlar, kazandıkları parayla burada mal alacak ve kazancını da mal olarak memleketine götürecekti…
           Aynen kadın emeğinin mal olarak kullanılışı gibi mülk de MAL sınıfına aktarılınca, yabancıya tapulu MAL satışı patlayıverdi…
           Oysa, Sultan Abdülhamid, santim MAL satmamıştı Filistin’den Siyonist yahudilerine…
           Bayar/Menderes’ten sonra gelenlerın bu uygulamaları dışarıya MAL transferi için yabancılara gün doğurdu. Mekanı  Cennet olsun, Erbakan  hocamızın “SÖMÜRGE KAPİTALİZMİ” olarak değerlendirdiği,  iç  felaket de budur …
                                                                                                           Xxxxxxxxxxx
                 Müslümanları yıllar yılı  uydurma ve saptırma “solculuk sağcılık” masallarıyla uyuttular. Oysa bu masallar, doğrudan doğruya Peygamberimiz Efendimiz’e hakaret  ve ihanettir. Ha keza,  Allah’ımızın Zatına’da…
                Müslümanın görevini beş şartla sınırlandırıp, servet ve  zenginliğin küçük bir azınlığın elinde temerküz ederek devletleşmesine karşı çıkma görevine, “Müslümanlık” diyemediklerinden solculuk damgasını vurarak, ahlaki ve dini canlılığı seccade üzerinde kuruttular…
               Buyurun  Müslümanlara uyandırıcı bir realite…
               İşçi – işveren arasındaki ilişkilerin hukuk ve ahlak dışındaki manzarası ne ise,  süt sanayicileriyle – besiciler arasında da aynidir…
                Sanayici sayıca az  olup bilfarz üçü beşi aşmazken, süt üretici besiciler, aile birimleriyle birlikte on binleri aşkın olarak birbirlerinden ayrı ve kopuk  yaşamaktadır…
                Üretici sütünü kartelleşmiş mandracılara ve de onların belirlediği fiyattan satmaya mecbur ve mahkum. Kartelin ilan ettiği çiğ süt fiyatı, üreticinin maliyetini karşılayamaz. Hükümet araya girer ve cüz’i bir primle üreticisi köylüyü destekler…
                Aslında desteklenen köylü ve süt üreticisi değildir. Peynir ve yoğurt fabrikatörleri, TÜSİAD’ın kartelist üyeleridir…
             Mandracı  Kartel, yaratılan her  fırsattan istifadeyle sütten ürettiği her bir ürünü zamlarken, üretici köylünün sütüne zam isteğine kulak asmaz…
               Aynen kapısında iş arayanların sıraya girdiklerini gördüğünde istismarcının, düşük ücreti, işçilerinin önüne“yersen” diyerek ahlaksızcasına atması gibi…
               Başı  kıçı belirsiz bu düzen sonsuz dişli gibi hep  böyle devam eder. Çünkü devlet yoğurtçuluk yapamazmış…
               Devletin görevi temel altyapı şebekesini tamamlamak, güvenliği sağlamak ve hapishane yaparak pazara müdahaleden kaçınmak…
               Kaçındığı içindir ki, şimdi peynirin imansızı, otuz beş- kırk lira…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat