Loading...

Albert Einstein ve müzik  

11 Haziran 2019 22:01
A
a
Genç adam, New York’lu tanınmış bir ailenin evine akşam yemeğine davetli…
Yemek sonunda aynı zamanda küçük bir “oda müziği konserine” de yakalandığını anlıyor ve bu beklenmedik sürpriz etkinlik sırasında yüzüne entelektüel bir ifade takınmaya çalışarak başlıyor kendi ızdırabını çekmeye!
Çünkü klasik müzik onun için hiç anlamı olmayan, sinir bozucugürültüden başka bir şey değildir.
İlk bölüm bittiğinde sağ tarafından bir ses kendisine “Bach’tan hoşlanıp hoşlanmadığını” soruyor?
“Şey” diyor genç adam, “Bach hakkında hiçbir şey bilmiyorum; müziğini de hiç dinlemedim.”
Bu soruyu soran kişi ünlü fizikçi Albert Einstein'dan başkası değildir!
Karmakarışık bembeyaz saçları, ağzından hiç eksik etmediği piposuyla, o sıralar dünyanın en meşhur yüzü karşısındadır işte.
Einstein'ın değişen çehresinde karmakarışık bir hayret ifadesi belirir:
-Demek Bach'ı hiç işitmediniz?!.
Genç adam sıkılarak yanıtlar bu soruyu:
-Bu, Bach'ı sevmek istemiyorum anlamına gelmiyor. Sadece, müzik kulağım yok veya yok gibi.
Yaşlı adamın yüzünde endişeli bir ifade belirir ve birdenbire,“lütfen gelir misiniz benimle” der?
Birlikte üst kata çıkarlar. Evi çok iyi bildiği her halinden bellidir. Duvarları kitaplarla kaplı bir odaya girip de konuğunu da içeri çektikten sonra kapıyı kapatır:
-Lütfen bana söyleyin. Beğendiğiniz herhangi bir müzik türü var mı?
Yine "şey" der genç adam, "sözleri olan ve melodisini takip edebileceğim müzik türlerini severim."
Einstein gülümser ve başını sallar; memnun olduğu her halinden bellidir:
-Belki bir örnek verebilirsiniz?
- Mesela, BingCrosby'den herhangi birşey olabilir.
Bir iki dakika içinde evin çalışma odasındaki pikaptan BingCrosby'nin o insanı rahatlatan, keyifli şarkısı yayılır etrafa:
"Whenthe Blue of theNightMeetsthe Gold of theDay…"
Einstein memnuniyetle adamın tekrar yüzüne bakar ve üç dört pasajdan sonra pikabı durdurarak, "Şimdi, lütfen bana ne duyduğunuzu mırıldanır mısınız" diye sorar?
O da aynen öyle yapar. Einstein'ın yüzüne güneş doğmuştur. Bitirdiği zaman sevinçle, "Gördünüz mü," der; "müzik kulağınız var sizin..."
“Bu şarkının belki de yüzlerce defa işittiği en sevdiği parçalardan biri olduğunu, işte bunun için zorlanmadan tekrarlayabildiğini” anlatır adam.
 Einstein, "Saçma" diye karşılar, “pek çok şeyi kanıtlar bu durum! Okuldaki ilk aritmetik dersinizi hatırlıyor musunuz? Sayılarla ilk karşılaştığınız zaman öğretmeniniz, bölmeli veya kesirli bir problem üzerinde çalışmanızı istese, yapabilir miydiniz?"
-Tabii ki, hayır.
"Elbette öyle, yapmanız mümkün olmazdı; paniğe kapılırdınız. Bölme ve kesirlere karşı da zihninizin kapılarını kapatırdınız. Öğretmeninizin bu hatasının sonucu olarak da matematikten derhal soğuyarak, rakamların zevkini bütün hayatınız boyunca hiç tadamazdınız!Fakat, hiçbir öğretmen ilk gününüzde size karşı bu kadar akılsız davranmaz. İşe önce temel bilgilerle başlar, sonra basit problemlerde beceri kazandığınızı görünce sizi bölme ve kesirlere yöneltir. Bu durum müzikte de işte böyledir."
Einstein,BingCrosby'nin plağını yerinden çıkarır:
"Bu küçük güzel şarkı, basit bir toplama veya çıkarmaya benziyor. Onu iyice kavramışsınız. Şimdi daha karmaşık birşeye geçeceğiz."
Odayı bu kez John McCormack'ın, "TheTrumpeter"ı söyleyen altın sesi doldurur. Birkaç mısra sonra Einstein pikabı yine durdurarak,"şimdi" der, "bana lütfen bu şarkıyı da tekrarlayın."
Genç adam dediğini yine yapar. Hem de kendinden oldukça emin ve hayret edilecek kadar kusursuz bir şekilde.
Pikaba yerleştirilen plak bu kez hiç tanımadığı, kendisine tamamıyla yabancı olan dünyaca ünlü tenor EnricoCaruso’nun seslendirdiği,  PietroMascagni tarafından bestelenmiş,CavalleriaRusticana’dan çok güzel bir parçaydı.
Genç adam bu sınavı da başardıktan sonra birlikte bir düzine daha parça dinlerler.
Einstein birdenbire pikabı kapatır ve koluna girerek, "haydi bakalım delikanlı, artık Bach için hazırız" der.
Salondaki yerlerine döndüklerinde müzisyenler yeni bir seleksiyonun hazırlığını yapmaktadır. Einstein güler ve cesaret vermek içinadamın dizine vurur:
"Sadece dinle delikanlı, hepsi bu kadar!"
Olayı bizzat yaşayıp aktaran kişiyse daha sonra çok ünlenecek Amerikalı oyun ve roman yazarı JeromeWeidman’dır.
Einstein sadece fizik ve matematik konusunda değil, müzik konusunda da son derece başarılı bir insandı. Sağlığında "eğer ki bir bilim insanı olmasaydım, mutlaka bir müzisyen olurdum." demişti.
Einstein'ın annesi Paulineyetenekli bir piyanistti ve ailesine müziği getiren de oydu. Albert Einstein, 6 yaşındayken keman çalmaya başlamıştı. Onüç  yaşına geldiğindeyse Mozart'ın sonatlarını kusursuz bir şekilde çalabiliyordu. 1895'te İsviçre'nin Aarau kentine büyük kemanistJoseph Joachim ile tanıştı. Sırf onu etkileyebilmek adına Brahms’ın G-minör'ünü  eksiksizbir şekilde çalabilmek için müthiş bir çaba harcadı ve çok uzun saatler boyu pratik yaptı. 17'inci yaşgününde okuluna bir müfettiş geldiğinde, ondan keman çalması istendi. Müfettiş, sonradan elde edilen notlarında şunları yazacaktı:
"Einstein isimli bir öğrenci, Beethoven'ın sonatlarından birindeki adagio'yu içimize derince işleyecek bir şekilde çaldı."
Einstein için müzik sadece bir eğlence değil, ayrıca işini kolaylaştıran bir araçtı.
İkinci eşi Elsa şöyle anlatıyor:
"Piyano da çalabiliyordu. Müzik, teorileri hakkında düşünmesine yardımcı oluyordu. Çalışmaya giderdi, geri gelirdi, piyanosunda birkaç nota çalardı, birden aklına bir şey gelir, heyecanla çalışmaya geri dönerdi."
Albert Einstein’ın, ünlü yazar  JeromeWeidman’a verdiği “müzik dinleme dersini” anlatan makaleyi lise yıllarımdaBütün Dünya isimli dergiden  okumuştum.
Sahi, okullarda felsefe ve mantık dersleri yer ile yeksan oldu…
Nereden aklıma geldiyse:
Müzik ya da enstrüman eğitimi ne alemde yurdumda, haberi olan var mı?
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat